Yirmi dört ayar günlük Şiiri - Bir Seren ...

Bir Serendipçe
27

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Yirmi dört ayar günlük

Ben bir daha seni yazmam demiştim
Biliyorum,
Kolay değil kendime ihanet ettim, sus.
Oyuncak bebeğime sarılarak uyuyorum
Gülerler mi bana?
Niye hep başka kelime gibi diğerlerini düşünüyorum?
Ben zifiri gökyüzüyüm misafirlikte evcilik oynuyorum.
Kollarımda oyuncak bebeğim sarı saçlı güneş diyorum.
Boşluğa bakıyorum tavana benzeyen
Konuşulan bir şey yok, sessizlik lokma lokma
Cızırtılı bir görüntü, kaynayan su homurtusu
Ara sıra yumruklanan ekran kaymaları
İçime oturmuyor görüntüler
Ya da görüntülere içim uymuyor
Anlamlar, çelişkiler TRT seslerinde yüklemler
İnsanlarda televizyon gibi mi?
Düşünüyorum
Kanaldan kanala geçer gibi karmaşık
Beklentilerimizi söyleyen reklam yalanları
Öyle gördüm ilk merhabalar hep rengarek
Henüz reyonlarımızda yok, yakında gelecek
Aldanmak ücretsiz, ama bedeli çok
Zaman diye düşünürken ne diyordum
Çınlama sesi... yankısı şey gibi olan
Bana ne yani anlamadığımı nasıl anlayayım
Sanki tanıdıklarım farklı mı?
Karanlık var her yerde, sarı bebek korkuyor
Profesör olmaya niyetli değilim.
Üstüme üstüme gelen sayın karanlık
Sana az evvelde seslendim o korkuyor
Dedemi mi çağırayım şimdi, çek git!
Kızmaz ama söylenir bizim iyi olmamız için
"Çula çaputa tapma kızım, kıymetin olmaz"
Sahi dedem demişken,
Hiç dünya durdukça duracak sandığım o,
Ak sakallı adam devlerden mi seçiliyor
Bir kırmızı mendil vermişti bana,
Hâla saklarım, gelincik yaprağı eşsizlik dolu
Neyse diyeceğim o ki ben tüplü televizyon
Eski kafa... cızırtı... görüntü.. ses.
Ajansları açıver kızım,
Ha parmakların yerindeyse, bir olta yap
Telefon karışık şu numaradan falancayı çekiver
Hangi çağdayız a canım!
Öyle değil o işler, istediğini söyle yeter.
Geçtim çulu çaputu,
Ne kadar sarı çil çil,
O kadar değer ağam paşam
Ne diyordum ben?
Ye kürküm ye
Nasreddin miydi yoksa herkes mi derdi
Kafam karıştı,
Yine benim şu meşhur dağınıklığım...
Aşk diyorduk ki yok yok haşa karıştırdım
Sevda dediğin hah buydu işte,
Dedemin o kırmızı mendili gibi.
Antika kalıyor, gösterişli vitrin dilencilerine
Aklıma gelmişken
Aklım aklıma gelir mi bir daha
Dünya kaç ayar bilmem, gönlüm kaç karat
İstersen oynayalım, ilk zarı sen at
Adım atmaya korkar gibi,
Bir nefeslik merhabaya mecal yetmez.
Denize düşen martı gördün mü,
Kurtarmak için yüzen bir insanı ya da
Ben martıyım kimsenin umursamadığı
Bir insan arıyorum bana yüzmese de olur
Bir insan bekliyorum bana kurtulmamı söylesin
Bir insan, bana insan derken ağlatacak
Vefa, kırmızı mendil kadar dayanamadı
Yaşadıkça hep yaşanacak sandım sevmeyi
Ak sakallı dev adamlar da ölürmüş
Martılar gibi sessizce ve de mağrur
Anlamı ben yükledim, balıklar ve kemikler
Tart bakalım ağır mı martılar
Neyse unut martıyı altınlar kaç gram
Cenazeler ve kelimeler tartılmıyor değil mi?
İçimde bir ölü var, bir de sarı saçlı bebek
Bebeği vermem cesedim sıcak,
Dedemi hatırladınız mı?
Trt haberleri gibi, anten dönmüş olacak
Görüntü yok, ses gelmez ki!
Martı konmuş antene, dede ellerini kaldır
Allah beni bağışlasın, fişi takmayı unutmuşum.

Duzenleme için,
degerli dokunuşlarından dolayı Tahir Sadi abime sonsuz tesekkürler..

Bir Serendipçe
Kayıt Tarihi : 18.04.2026 11:42:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!