açılır içimin yaz gülmeleri
iyi yazılmış kötü okunan şiirler gibi
vazgeçilebilir bir öğlesonrası
tadından yenmiyorsa
tadı nasıl biliniyor
mademki yenmiyor bu
astarı erken sarkmış
kirasız kaygısız
belki kefilsiz bile
et kokusunda bir vitrin özlemiyle büyütülmüş
bir kasabada
ölmeliydim aslında
İkimizde seni seviyoruz ne güzel
Olmuş yerlerine bakıyoruz
Bütün aynalarda
ikimizde seni beğeniyoruz ne güzel
mevsimler geçiyor üstümüzden
susuz bir yolculuk
kısaydı kalem
ömrü yetmedi
uzamaya
kaybolmuş
tılsımlı
aceleci bir gezginin
nerden baksan
üzünçgiller
akşamdan kalma uyuşuk bir keyif
sofrada
geceleri temize çekiyorum
steril satırlarla
saçakların buz kırgını
soğuk fırtınalar
boranlar yara doğru
sanrılar durulur duyulmaz
vakitlerden kehribar
şehr-i sefahatti kol kanat gerilmiş
Ceyhan depremi ve Kerim Tekin için
yakayıp geçti tramvay
atmosfer yakıverdi sızılayıp
yıldızların en haylazını
Bahçe kapısından sızdılar...
Aralık kalmış neresi varsa hayatımın...
Bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan.
Daha asitli bir yalnızlık için
Dilek tutuyorum şarkılara,
Sıradaki benim şansıma diyorum;
Hocam şiirleriniz çok güzel.
Ekşi Elmalar filmini de çok sevmiştim birkaç yıl önce izlediğimde
Yılmaz Ustam Şiirleriniz Çok Güzel
Sizin gibi tatlı özü süzü güzel bir insan varmı dünyada hiç sanmıyorum