Üç sandalyeli bir masada...
“Çok güzelliksiz” yaşlı kadınla “hiç yakışıksız” yaşlı adam, geçmişin derinliklerine açılan sonsuzluk kapısının hemen önünde, takvimin kendileri için hazırlamış olduğu sofrada ‘son gece yarısı yemeği’ için karşılıklı oturmuşlar ve ışığı azalmış ama hiç sönmeyecek gözleriyle biryandan birbirlerine bakarak gülümsemeye çalışırlarken öte yandan sofradaki üçüncü ve boş sandalyenin sahibini, yani çocuklarının gelmesini bekliyorlardı.
Akrep nazlanıyor, yelkovan akrebi bir an önce yakalamak için sabırsızlanıyor, saniyeler saatin onikisine doğru doludizgin koşuyorlardı.
Kulak veriyoruz…
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim