Göğsüme oturdu yıktığın dağlar
Sırtımı toprağa vermeden gitme
Kalbime taş oldu ördüğün ağlar
Ruhumu canımdan sökmeden gitme
Sandıkta solmuş bir zıbına benzer
En fazla bir yıl sürer diyordu
yirminci asırda ölüm acısı nazım
yirmi birinci asırda süreyi uzatmışlar
seni çok özledim be üstadım
04.07.2015
Ne güzel ölünür kollarında
bugünde ölmek için ne güzel bir gün
hayatta öyle güzel ki
ne güzelde yaşanırdı oysa
şimdi boy vermiştir dağlarda papatyalar
serindir ırmaklar kar suyundan demlemeli çay
Ölene dek sevmekte neymiş
biz sevdik mi
ondan ötede severiz
y.kırlılar 09.06.2015
koltuk altına sıkıştırmış
das kapitali
saçları marksınkine benzetmiş
sakalı andırır engelsi
ağzında olta taşından piposu
bir diyojenden kesiyor
Çok yağmurlar yağdı
çok sular geçti
iki göğsümün arasından
çok nehirler taştı
sel oldu dolu vurdu
kırağı düştü
Nesi güzel sevdalanmanın
bilmem nesi
hep ağlayasım geliyor
bende hep böyle oluyor
nesi güzel sevdalanmanın
bilmem nesi
Ruhum ayrıldı bedenden
esti rüzgar savurdu beni
tutundum yaşlı bir söğüde
rüzgar böldü onu ikiye
güçlükle baktım geriye
karım ağlıyordu baş ucumda
Ölüm kanatlanmış geliyor
ak bir atın üstünde
kıpkırmızı gözleri
simsiyah bir pelerin içinde
yanıyor
yekpare zamanlarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!