Kerkenez kuşları, sahte kabadayılar,
Sadece ormanda mı gezer ki ayılar,
Hadi kızım göbek at de nasıl atarlar,
Kerkenez kuşları, sahte kabadayılar.
Bu ayılar var ya balın hep iyisini yer,
..
Obez kadın,
Pazar sabahlarının iyi bir ahcısıydı..
Saçlarının hiç rengi yoktu,,
ispanyolum demişti,
Günlerden pazardı,,ocagı yanar bıraktı,
Kırlangıçları avladıkları için Sicilyaya gitti...
..
Çok önemli değil belki ama... Sevgili
Ben artık sana verdiğim sözleri yerine getirmiyorum.
Sabaha kadar uyumuyorum...
Gece yatmaz aksam kalkmaz bir adam oldum. Belki de gece vakti acır da rüyaların uykularıma girerse; ben yine canımı acıtırcasına seni sevmeye devam ederim diye korkuyorum. Yarattığım karanlıkta yüzünü anımsayamamak içimdeki acılarımı azda olsa dindirmeye kararlı. Aslında ışıksızda uyku girmiyor gözüme... Gündüzün mandalına basıyorum açık bırakıyorum bütün ışıkları. Sonra Uyuya bildiğimce uyuyorum sensiz akşamlara...
..
Sabah kalkmak
İşe gitmek
Öğle paydosu
Ve
Mecburmuşuz gibi
Yemek yemek
Yine iş başı
..
Şeriatın orucu,ramazan ayında yada belirli günlerde gündüz olunca yemek içmekten beri durmak,meşru olan cinsi münasebeti terk etmektir.
Tarikatın orucu:gece gündüz bütün duyguları cümle haramdan korumaktır.Kötü akla mantığa şeriata uymayan şeyleri zahirde ve batında tamamen terk etmektir.
Şeriat orucu geçicidir,fakat tarikat orucu süreklidir,ömür boyu sür git devam eder.
Hakikat orucu ise; kalbi Allahın zatından gayrisina tapmaktan almaktır,her an onunla olmak,sır aleminde yalnız onun sevgisini müşahade etmektir.
Oruç uruç etmekten yani yücelmekten gelir oruç bir yücelmedir,maddi alemden soyutlanıp mana alemine yücelmek demektir.
Cenab ı Allah bir kutsi hadiste;
'İnsan benim sırrım,bende onun sırrıyım' buyuruyor.Sır Allah u Teala'dan bir nurdur,ondan gayrine meyli sevmez.Kalbe Allah sevgisinden başka sevgi girerse hakikat marifet orucu bozulur,kazası gerekir.Bu oruçla hak ve hakikat ehli sonsuz bir huzur ve manevi yükselişle yakınlık alemine uçup gider.Maddeyle mana iki zıt kutuptur.Kişi benliklerinden ne derece soyunur,Cenab ı Hakkın zatında yokluğa ererse o derece yücelir.Bu tıpkı bir zeplindeki yada uzay aracında ki ağırlıkların atılmasıyla uzayda daha hızlı yol alıp yükselmek gibidir.
..
Her mektubunda, beni kasabanıza davet edip duruyorsun, bakarsın bir gün çıkıp gelivermişim...San sürpriz yapmayı inan ben de çok istiyorum...
Büyük şehrin çilesi hiç çekilmiyor...
Sen burada olsan tabii herşey bambaşka olurdu...Muzipliklerinle,güzel sesin, söylediğin şarkılarınla burayı bülbül yuvasına çevirirdin...Belki hasta olduğumu bile unutabilirim canım arkadaşım...Çok sevdiğim İstanbulumun, tüm olumsuzluklarına monoton yaşantıma sen ilaç gibi gelirsin biliyormusun meleğim? Bu mektubum biraz kısa olacak, baba parası yemek ağrıma gidiyor, bir de, iki de bir tanıdık, tanımadık gelen şu misafirler yok mu? çok bozuluyorum onlara...Yengem söyledi bu gün yine biri gelecekmiş,yalvardı kadıncağız,-Seniha, gelen Tanrı misafiri kızım ne olur nazik davran diye...Onun hatırına evde kalıp bu işkenceyi çekeceğim...Ne densiz insanlar yahu böyle adetler mi kaldı bu devirde?
İşte, çalışmayıp evde oturmanın sonucu bu...
Çekip sinemaya giderdim ya abimin yakın bir arkadaşının ailesiymiş gelenler,beni çok beğenmişlermiş de miş muş...Şimdi gülüyorsundur biliyorum, o halde darısı senin de başına a canım...Ahdettim, özgürlüğümü kolay kaptırmayacağım...Kucak dolusu sevgiler,can dostum.
..
Akşemsettin gibi diyorum
Nefsimi kırıp yaldan yemek
Muradım dünyevi değil
lakin bırakmıyor nefsim
Bana hacı bayramlar gerek
Gönülle olmazsa
Zincire vurulmak gerek...
..
Yediğin zaman az ye tıkabasa doldurma
Ne olur gül yüzünü hastalıkla soldurma
Dört beş saat geçmeden sakın yiyeyim deme
Sağlıklı bir hayatı sen boşuna bekleme
Hırs diyorlar insan da sebebi hasarettir
Yemek hırsı bunların en başındaki derttir
..
Tavanı tomruklardan çakılmış bir ev.
Direk, sanki evin ortasında bir dev.
Odayı aydınlatıyor derin bir pencere.
Ocağa kurulmuş, Afrika zencisi tencere.
İçinde yarma tanesi olan su, kaynamakta;
yarma ile su çiftetelli oynamakta.
Tahta bir sofra toprak zeminde duruyor,
..
Evimizde en çok yorulan sendin
Güler yüz gösteren yine hep sendin
Şefkatini hiç esirgemeyen de sendin
Hakkını ödemek ne mümkün Annem
Çabucak yemek yapar açlığımızı giderirdin
Diğer işler için zamanı geniş ederdin
..
Hz.Muğire-Tebni Şu'be (R.a.)
*Bir kimse evine girdiği zaman selâm verirse,
şeytan,
“Artık, benim burada duracak bir yerim kalmadı” der.
Sofraya oturup yemek yemeye başladığı zaman,
..
Sevmenin ayıp
Aşık olmanın yasak olduğunu
İlk seninle öğrendim.
İlk seninle öğrendim;
Gülmek aslında ne güzeldir.
Yemek yemek çay içmek pencere kenarında
..
Dünyada müminler aç ve sefilken
Türlü türlü yemek yemek ar bana
Büyük küçük sefaletten ölürken
Bir yudum su alev bana, kor bana
Bir lokma ekmeğe muhtaç olmuşlar
Hazan vurmuş gül misali solmuşlar
..
Canım anam! Ne kötü şeymiş sensizlik;
Beni bıraktığında çok küçüktüm anam, Okuldan gelmiştim de eve, babama sordum anam neden yatıyor öyle, benim karnım aç bana yemek vermicekmi dedim… İki gözü iki çeşme babam; Annen çok yorgun yavrum dedi bana… Şimdi uyuyor, uyanınca da uzaklara gidecek dedi babam. Ne zaman gelecek diye sorunca da Sen büyüyünce oğlum demişti…
Senden sonra kimse tatlı tatlı bakmadı yüzüme. Senden sonra kimse canım oğlum deyip basmadı bağrına, hiç kimse senin kadar sevmedi beni anam...
..
Fakirin dünyası nedir,
Bilir misin?
Hayal pilavı yemek
Ah ulan ah
Hayal etmekte
Para ile olsaydı
Ben ne yapardım? ...
..
Yağmur yağıyor..burada.üstelik şemsiyemde yok.yürüyorum uzunca bir yolda.Aslında oldum olası sevmem yağmurları,saçlarımın ıslaklığı sadece banyo sanki sonrası hoşuma gidiyor.Saçlarım dalgalı kuruduğu zaman dönüşüyor kafam… canlı bir bombaya)
Hani derler ya yağmur altında sevgiliyle el ele dolaşmak çok romantik olur diye hiç bu romantiklik hoşuma gitmedi işte bu yüzden….hayatımda kimseyle yağmurda el ele dolaşmadım anlayacağınız.
Yağmurun verdiği huzurla…ve o nefis toprak kokusuyla
Hep insanın yapınca mutlu olduğu, rahatladığı şeyleri düşünmeye başladım..
Neydi yapınca huzur doldugumuz ruhumuzun yenilendiği,mutlu olduğumuz şeyler? ? ?
Mesala bu yağmurlu yürüyüş sonrasında sonrasında sıcak bir evde,duşa girmek.belki yağmurların dindiremediği ruhumuzun acısını bir nebze olsun hafifletir.
Ardından bir dostla içilen sıcak bir çay….en demlisinden..
..
Herkese hayırlı pazarlar.
Bu günde biraz düşünecek birazda gülümsüyeceğimiz bir anımı paylaşacağım. Biz her yaz izinimizi eşimin ailesiyle benim ailemde eşit geçirirdik,Ama ne zaman Ankaraya gitsek annesi ertesi gün yataklar serilir hastalanır yatardı, ne kadar dikilelecek dikiş varsa oda beni beklerdi,eşimde arkadaşlariyla hasret giderir sabah bir çıkar gecenin yarısı her gece alkollü gelirdi.Aile kalabalıktı bir bahçenin içinde kaynım görümcem kaynanam,görümcemin dört kaynımın beş iki de benim çocuk,gerçi benim oğlum bebekti,kızım her yemek saatinde ağlar ben evimizdeki gibi ayrı tabakta yemek istiyorum,burada daha ben bir kaşık almadan yemeği bitiriyorlar derken kaynanam burada böyle alış sen sadrazamın kızımısn derdi,Tabi kocaman meydan sinisine kocaman bakır tabakta çala kaşık yemeye alışmış onlar,Eşime -Hiç olmassa bizi gençlik parkına götür dedim,aman Allahım kayanamla eltimin dışında herkes hazırlanmış kafile halinde gittik ama inanin ben bir şey anlamadım onların sevincini görünce çok mutlu oldum,eşim-Bir akşam ikimiz gideriz sen Neşe
Karaböceği seviyorsun ya dedi,o akşam tam hazırlandık çıkarken Annesi
-Gelirken bana kızarmış kelle alın dedi,ben eşime-Purogram başlamadan alalım çıkışta bulamıya biliriz dedim,da soğur buluruz deyince ısrar etmedim
ama saatler ilerledikçe onun huzursuz olduğunu da fark ediyorum ama as
solistte ancak çıkmış ben zaten onu seyretmek için gitmişim,baktım ki huzursuz olduğunu beli etmeye başladı çocukları bahane etti ve biz Neşe
Karaböceğin birkaç şarkısnı dinledik tabi dinlemek denirse kalktık ama her
..
Gözler bakıyor görmüyor
Diller dönüyor konuşmuyor
Kirpikte yaş ağlamıyor
Duydu eskidendi
Yukarı mahallede pişer yemek
Kokusu aşağı inmez,ne demek
Kokmuyor,mutfakta yanan yemek
..
Rahmetli Mehmet Ali Dedem ile yaz aylarında beraber mal gütmeye giderdik.Sığır sürüsünü sürdüğümüz gibi Değirmenboğazından Cindengediğine varır,akşama kadar sığırları burada otlatır,akşam üzeri Çiftlikköydek geçer Uzunkır tolundan geri dönerdik.Mehmet Ali Dedem bana orda eski anılarını anlatır,ben de onu can kulağı ile dinlerdim.Bir gün böyle çardak altında oturmuş yemek yemiştik.Ardından ''Gel hele oğlum yanıma otur.Sana bi eski anımı anlatıvereyim ''dedi.Hemen koşup yancağızına sokuldum.''Anlat dedeciğim'' dedim.Dedem başladı söze; ''Bi gün bizim goca eşşeğe binip şööyle bir Meri ovasına varıp Beşkaza bazarını gezip geleyim demiştim.Sabala erkenden ezanla Gocananı galdırdım.Beraber eşeğe semeri vurup,paldımını taktık.Golanını bağlayıp,yularını geçirdik.Üsdüne de bi heybe arddık,çıktım yola.Öyleden sonra Beşkaza pazarına anca vardım.Pazar yerinin kenarına bi gosgocaman meydan yapmışlar.Baktım burda bir galabalık var.Üle bayram falan mı var yoğusa? Diye varıp bi bakayım dedim.Herkes kenara dizilmiş,millet seyre bakıyor.Neyse ben de merak ettim.Ben de dikilip gözel baktım.Herifler goca meydanın iki yanına iki kümes goymuşlar.On bir bi yanda on bir bi yanda yirmi iki tavuk var.İki yanda bi de ortada üç horoz mevcut olup,ortadaki horozun ötmesiyle tavuklar birbirine giriyor.Yumurtayı kümese gatınca da gulu gulu diye bağırıyorlar''dedi.
Ben hemen bunun bir futbol maçı olduğunu anlamıştım.Dedeme; ''Dede bu futbol maçı''dedim.Gülerek bana; ''Üle oğlum bizim eskiden futbol maçı mı gördüğümüz var? Ne bilelim maç ne? Fulbol ne? Oyuncu ne? İlk gördüğümde ben de bu şekilde benzetip Gocanana anlattım.O da bilmediğinden''öyle şey mi olur üle herif? Tavuklar oyun mu oynar? Sen aklını yitirdin goca herif herhalde''demişti.Ben de epey Gocananın laflarına gülmüştüm.diyerek gülümsedi.''
Ömründe hiç maç görmeyen birisinin futbol maçını teşbih sanatını kullanarak benzetmeyle bu şekil anlatması insanımızın ne kadar zeki olduğunu gösterir.İnsanların kıvrak zeka diye tabir ettikleri zeka türü bu olsa gerek.Eski adamlar zaten bir başka oluyor.Onların her söylediği sözden bir anlam ve ders çıkarmak gerekir.Onlar boşa pek konuşmazlar.Ne de olsa yılların tecrübesi var.Hepsi akıl küpü mübarek.
Ben de bu olayı çocuklarıma anlatıp epeyce bir gülüştük.Şimdiki çocukların top oyunları bir başka.Biz eskiden top bulamadığımız için ip yumağı ile oyun oynardık.Mal güderken çayırların üzerinde çocuklarla toplanır bir ip yumağı peşinde koşturur,böyle vakit geçirirdik. Şimdi bu zamanda akşama kadar çocuklar top ardında koşmaktan kan ter içinde kalıyorlar.Anası; ''Oğlum bu ne hal? ''diyecek olsa bir de ona karşılık veriyorlar.Zamane çocukları işte.Ne yaparsın? Ne dersin? Onlara söz geçirmesi zor.Seni dinleyen olmaz,anlayan da yok.Kafalarının estiği gibi hareket ediyorlar.Allah(C:C :) daha beterinden saklasın.Beterin de beteri var elbet.Yine de çocuklar sevimli varlıklar.İnsan ne kadar kızsa da seviyor.Ama ihtiyarlayınca onların eline bakacak olursak vay halimize!
..



