YAZ DOSTUM…
Bir dünya ki haklı haksız karışmış…
Artık kimin ne yaşadığını bilmeden, kimin hangi yükü taşıdığını görmeden hüküm vermek ne kadar kolay.
Birinin anlattığına inanıp diğerinin suskunluğunu suç sayıyoruz.
Sözü güzel olanı doğru, kendini iyi savunanı haklı sanıyoruz.
Oysa hayat, anlatıldığı kadar basit değil.
Bazen bir insanın susmasının ardında söyleyecek çok şeyi vardır; yalnızca anlatmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini öğrenmiştir.
Şimdi öyle bir zamandayız ki insan, yaptığı yanlıştan çok kendini nasıl savunduğuyla konuşuluyor.
Biraz yüksek sesle konuşan haklı, biraz geri duran haksız kabul ediliyor.
Gerçeğin kendisinden çok, kimin daha inandırıcı anlattığı önemseniyor.
Oysa hakikat bir yarış değildir; sesi en çok çıkanın eline geçmez.
Kimi kendi kusurunu başkasının üzerine bırakarak yoluna devam ediyor, kimi kendisine yapılanı anlatmaya utanıyor.
Kimi bir insanı incitip ardından hiçbir şey olmamış gibi davranıyor, kimi de kırıldığı hâlde karşısındakini incitmemek için susuyor.
Sonra dönüp bakıyoruz; ortalıkta o kadar çok hüküm var ki gerçeğin kendisine yer kalmamış.
Belki de en büyük yanılgımız, insanların bize gösterdiği yüzü onların tamamı sanmak.
Bir insanı birkaç cümlesinden tanıdığımızı düşünüyoruz.
Bir davranışından karakterine, bir hatasından bütün hayatına karar veriyoruz.
Oysa kim bilir kaç insan, dışarıdan bakıldığında hiç belli olmayan sebeplerle bambaşka bir hayatın içinden geçiyor.
Ben artık herkesin anlattığı hikâyede bir taraf seçmekten çok, anlatılmayan kısmı düşünmek gerektiğine inanıyorum.
Çünkü her olayın görünen bir yüzü, her insanın da kimseye açmadığı bir tarafı var.
Bazen gerçek, en çok konuşulan yerde değil; kimsenin dönüp bakmadığı ayrıntının içinde duruyor.
Dün haklı gördüğümüz insanın yarın başka bir yüzünü görebiliriz.
Bugün suçladığımız kişinin hangi şartlardan geçtiğini yarın anlayabiliriz.
Hayat insana bazı cevapları başkasının hikâyesinden değil, kendi yaşadıklarından öğretiyor.
İnsan yaş aldıkça şunu daha iyi kavrıyor: Her duyduğuna inanmak da doğru değil, her susanı suçlamak da.
Çünkü adalet, taraf tutmak değildir.
Birinin yanında durmak uğruna diğerinin hakkını görmezden gelmek hiç değildir.
Adalet bazen iki tarafı da dinleyip hiçbirinin hoşuna gitmeyecek bir gerçeği kabul edebilmektir.
Yaz dostum…
Yaz ki bu çağın en büyük karmaşası belki de budur: Herkes konuşuyor, fakat herkes gerçeği söylemiyor.
Herkes kendini anlatıyor, fakat çok az insan kendi payına düşen yanlışı kabul ediyor.
Bir gün bütün sesler kesildiğinde, geriye kimin kimi nasıl gösterdiği değil; gerçekten ne olduğu kalacak.
O yüzden insan, başkasının hayatına hüküm dağıtmadan önce kendi içindeki teraziyi yoklamalı.
Çünkü bazen insanın başkasında gördüğü kusur, kendi tarafında görmezden geldiği şeydir.
Dünya böyle bir yer işte…
Haklı haksız birbirine karışıyor, doğru yanlış aynı cümlede yan yana geliyor, insanlar kendi penceresinden baktığı manzarayı bütün dünya sanıyor.
Ama gerçek, bizim ona verdiğimiz isimle değişmiyor.
Kimin haklı olduğunu bugün herkes tartışabilir.
Yarın ise gerçeği zaman gösterecek.
Belki de insanın yapabileceği en güzel şey, bilmediği hayatlar hakkında kesin cümleler kurmamak ve kendi payına düşen doğruluğu elinden geldiğince korumak.
Çünkü bazı hesaplar insanlara anlatılmaz.
Bazı gerçeklerin şahidi kalabalıklar değil, yalnızca Allah’tır.
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 00:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yaz dostum, Bir Dünya ki haklı haksız karışmış...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!