Mum,kibritin boyuna bakıp
Yaklaşmış usulca yanına
Uzayıp böbürlenmiş
Acımış kibritin haline
Demiş ;Nedir bu halin böyle
(Yanık Sevdaların Akibeti )
Payitahttan bir name saldım
Emanetcilerini ehil bildim
*Mazrufunun içini anlamam
Zarfı görünce çok mutlu oldum
Sokaklarda biçare
Dolaşırken avare
Ararken bir fare
Rastladı Nasreddin Hocaya
Derdim çoktur, ne bilsin eller
Bahçemde açılıp, solan şu güller
İnceden beli,beyazdan eller
Şu gönül yaramı, sarar mı bilmem
Derdimi yazsam, almaz sayfalar
Ne bıraktın giderken
Yanında, karasevdalın
Uzaklarına hasretlik
Nihayetsiz beklemeler
Ne bıraktın ki geriye
Ne zaman başımı yastığa koysam
Gözlerime direk olur kirpiklerim
Çelik kafes içerisine hapsolurum
Öylece karanlığa baka kalırım. Neden?
Her gece öpüp kokladığım yastık
Zaman gelip geçiyor
Aciz kullar ne yapsın
Hayat pamuk ipliğine bağlı
Giydiğimiz çullar ne yapsın
Allah’ım sen nelere kadirsin
Sevgi vardı kucak kucak
Dolu ambar dolu bucak
Tezek yanar oda sıcak
Niye geldin İstanbul’a
Kaç gecedir yine yoksun
Saatlerce bekledim durdum
Beyhude dolaştım odalarda
Hergünkü gibi sen gittin gideli
Kapatmadım perdeleri
Sen zamansız ağaran,
Seher vaktinin ilk yolcusu,
Ben gecelerin mezar bekçisi başucunda
Yorgun ve bitkin olsam ne çıkar
Yaslıyım, kederliyim öylesine bekleyen
Sılada bir garibin mezarı başında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!