Boynuna taktırma, sakın! El yularını.
İnsan ol aleme, göster! Adamlığını.
Metelik yetmez, deneme! Onu almayı.
Kendin ol, yapma! Başkasına itinayı.
Koparma, yapma sakın! Gönül bağlarını.
Kuşların sesleri bitti,
Yıldızlar çıktı,
Gecenin hüznü başladı.
Aynalar karardı,
Gölgeler uzadı,
Gökyüzü açık,
güneş parlak
Rüzgar hafifçe esiyor
Yağmur yok, çiçekler açmış
Geliyorsun değil mi?
Güneş doğdu
Karanlıklar aydınlandı
Gönüller hür
Sevdalılar kucaklaştı
Yağmur yağdı
Ey gönlümün sultanı, nazlı yârim, nerdesin?
Gözüm seni arıyor, feryat figan nerdesin?
Vefasız dünyada, sensizlik bir yangın yeri
Yüreğim kül oldu, aşk ateşim nerdesin?
Ey gönlümün sultanı, canımın nuru,
İnsan kalmak, şahsıma, güçtür bu dönemde;
Susarsın, bilmez derler, saymazlar yerinde.
Konuşursan, eyvah! Olursun bir geveze;
Kalamazsın, şahsıma, insan istesende.
Biri çıkar, dikkat, dost görünür yüzüne;
Ufukta bir ışık belirdi,
Aydınlandı gökyüzü,
Güneşin doğuşunu gördüm,
Sevincimden yüreğim coştu.
Kırmızı, turuncu, sarı,
Ağaçlar döktü yapraklarını.
Güneşin eski tadı kalmadı.
Soğuk rüzgarlar evreni sardı.
Gecenin karanlığı ağlattı.
Yağmurlar usanmadan suladı.
Sabahın erken saatleri,
Vapurda bir telaş, bir hengâme.
Martıların eşliğinde,
İstanbul'a ilk adım.
Gözlerim kamaşıyor,
Yağmurlu bir gecede,
İstanbul'un sokaklarında yürüyorken,
Bir matem havası hissettim,
Bir hüzün rüzgarı sardı beni.
Gökyüzü kararmıştı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!