Bir ayrılık rüzgârı esiyor
Yüreğimden kalbime
Bir sızı var, bir acı
Bir kederin dili
Bir ayrılık şarkısı duyuyorum
Bir beklenti kaldı mı? Bilmem!
Gelecek mi dersiniz? Sizce...
Fikriniz yok mu? Benim gibi.
Susarsınız, sizde ümitsiz.
Yanı başınızda bir ateş,
Kara bir fincan, buğulu bir aynadır sanki
İçinde yatar sırlar, bilinmez! Neler saklı
Acı bir yudum, dudakları yakar, gönlü dağlar
Bir ömrün hikayesi her damlasından çağlar
Koyu kıvamı, hayatın karmaşasını andırır
Bir alev yandı göğsünde.
Hani ilk kez gördüğünde.
Bir cevap yoktu kendine.
Ne etsem ben dediğinde.
Sabahtan düştü yollara.
Yalvarma bana, ne olur sus!
Bakma yüzüme, dön başını.
Geri dönüşü, yoktur çünkü.
İhanet bu, oyun değil ki.
Yaktın beni, divane ettin.
Vatanı sarmışlar, dört bir yandan;
Uyan! Ey yurdum, uykundan uyan.
Vakit yok, lanet, ayak basmadan;
Uyan! Ey yurdum, derin uykundan.
Bir zamanlar neydik, bak şimdi ne olduk;
Çamlık bugün sisli, başında duman,
Yozgat'ın puslu havasında bir an.
Uzaklardan gelen bir türkü sesi,
Duygularımı sarsıyor, sarıyor içimi.
Sisli havada, ağaçlar hayalet gibi,
Sevgi ve hüzün boy verdi.
Acı ve keyif birlikte.
Varlığın tadı ekşidi.
İçtenlik ve riya birlikte.
Dost ve hasım bir geldi.
Boynuna taktırma, sakın! El yularını.
İnsan ol aleme, göster! Adamlığını.
Metelik yetmez, deneme! Onu almayı.
Kendin ol, yapma! Başkasına itinayı.
Koparma, yapma sakın! Gönül bağlarını.
Güneş doğdu
Karanlıklar aydınlandı
Gönüller hür
Sevdalılar kucaklaştı
Yağmur yağdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!