İnciler dökülürdü yavaşça yüzümden, sabahtan,
Zalim bir kılıç yedi yüreğim en kanlı silahtan,
Şu titreyen bedenim sıyrılamaz oldu günahtan.
*
İşittim beynimdeki, uğuldayan o sert rüzgarı,
Çatılan çehrem, artık mühürledi bütün diyarı,
Zihnimde parçalandı, mantığımın o yırtık zarı.
*
Bakışımdan süzülen gölgeler tırmandı tepeye,
Boğazımda düğümlü iniltim, ulaştı sineye,
Ruhumun kuyusunda, dondu hisler döndü çileye.
*
Direnip bir kalkan olacağız mecburen oklara,
Gündüzleri yorulan bedenim susar yalanlara,
İleride şahlanıp isyan ederim olanlara.
*
Hangi ulu divanda kurulu bu büyük terazi?
Elbette hakikatin tahtında çözülür o mazi,
Şikayetim yazıldı kadıya, tutanak farazi.
*
Yargı saati, mutlaka ansızın gelip çatacak,
Elimdeki kanıtlar, zalimi dibe fırlatacak,
Hatırla mazlumu, gırtlağına çöküp ağlatacak!
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 13:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!