İnsanın yüreği de sinesi de,
Bu kadar mı yanar, bu kadar mı kavrulur?
Eğer seni yaralayan öz yareninse;
O yara daha derin sızlar, daha çok kanar...
Kabuk bağlamaz yarenin açtığı o yara,
Sanki bir lav çukurunun içine itilmişsin.
Tüm benliğin fokurdamakta o kor ateşte;
Birazdan kül olacak, hiç doğmamış gibi silineceksin.
İşte budur yarenin bıraktığı o acı miras;
Bol keder, kesintisiz gözyaşı ve sessiz hıçkırık...
Utanırsın kendinden, ezilir, büzülürsün;
Sonunda bir dilsiz salâ ile kalkar yarenin na'şı yazık
Artık ne merhem kâr eder bu sızıya, ne zaman;
Biz kendi celladımızı bağrımızda beslemişiz.
Şimdi her dost yüzünde bir ihanet pusuda;
Meğer biz yaşarken, kendi cenaze namazımızı kılmışız.
Gömün beni bu yarayla, kimse sormasın;
Yaren elinden ölmek, bizim son yeminimizmiş...
Anladım ki bu ihanet, ruhuma kazınan son nakış;
Ve bu gidiş, aslında bir ömürlük vazgeçişmiş.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Kabuk bağlamayan yara değil, hatıradır… yaren diye diye büyür.
•Bir kalp yanıyorsa, içinde mutlaka bir isim saklıdır.
•Aşk dediğin, içindeki yangına bir de rüzgâr çağırmaktır.
•Yarenin na’şı omuzda değil, insanın göğsünde taşınır.
•Sevda, insanı adam etmez; sevda insanı kül eder… kalanını da şiir toplar.
7 Ağustos 2018 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Yaraların derinliği, sevdanın yoğunluğuyla ölçülür; her acı, bir iz bırakır ama asla silinmez."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!