Aklımdayken yanımda yoktun,
Derdim yetmezmiş gibi derde soktun.
Bir demet çiçekle sana gelirken,
Eşsiz bir sevgiydi artık yoktur.
Güllere küsmüşsün papatya alırsın,
Hayat değil insanlar yordu beni, suçu hep on da aradık oysa ama hayatın değil insanların soysuzluğu yordu beni. Bazen diyorum atla arabaya git bu şehirde, gidince gidilmiyormuş ki, aklın kalır ve aklındaki kalır. Ellerini bir boşluk, gözlerini yaşlar alır. Ben eski neşeli beni özledim, tek derdimin de mutluluk olduğu o sıcak aile ortamını özledim. Sobaya bıraklına kestane ve mandalina kabuklarının kokusunda mutlu olmayı özledim.
Biliyor musunuz, benim eskiden gözlerimin içi gülerdi, nurum ayı parlatırdı. Şimdilerde ne ayım parladı ne de nurum kaldı. Eski halimi, eski günleri özledim anne. Sen kızını hiç böyle çaresiz gördün mü?
Hayat değil beni ben yordum. Değmeyen insanlara verdiğim değerden yoruldum, hayatımı birilerinin eline verdiğim için yoruldum. Üç kuruşluk insana beş kuruş verdiğim için yoruldum. Ne hayat yordu beni ne de insanlar, beni içimdeki bu merhamet yordu. Beni ben yordum ben...
Yarı yolda kalmışlara yazdım bu satırları,
Sen hatırlamazsın ben unutmam yaptıklarını.
Her gece seninle uyuyup, gündüz seninle uyanıyorum.
Sen bilmezsin çektiklerimi, ben kendi içimde hallederim.
Bir Dilek tuttum ben dün gece,
Düşler sokağının en çıkmaz caddesindeyim,
Yolumu kaybettim, delirmenin raddesindeyim.
Tam yolumu bulduğumu sanarken,
Yolların sonu olmadığını gördüm.
Bir sevgi ancak bu kadar kirletilebilrdi,
Değerini bilmezlere laf anlatma ᵇᵒşᵛᵉʳ ᵍⁱᵗˢⁱⁿ,
Kıymetini bilmeyen, kıymet verme ᵇᵒşᵛᵉʳ ᵍⁱᵗˢⁱⁿ.
Arkandan konuşana, sakın gülme ᵇᵒşᵛᵉʳ ᵍⁱᵗˢⁱⁿ,
Kimseden karşılıksız bir şey bekleme ᵇᵒşᵛᵉʳ ᵍⁱᵗˢⁱⁿ.
Oysa ne güzel inanmıştık insanlara, kimisi oyununu güzel oynadı kimisi ise sevmek nedir beceremedi. Oysa ne güzel sevmiştik ciğeri beş para etmez insanları. Yüzümüzde yılların yorgunluğu, sayfa sayfa akıyor. Dizlerimizde geçmişin bitkinliği nasıl da yürek yakıyor. Biz ister miydik bu hayatı yaşamayı ama devir kötü, insanlar sahte olmuş. Ne sözleri gerçek ne de gözleri.
Çok yoruldum annem, çok yordular oğlunu ama pes etmedim, edemedim de. Nasıl dayanırsın benim düştüğüme. Hep içime atıyorum, bana sinirlisin diyorlar aslında çocuk gibi kalbimin olduğunu bilmiyorlar. Ben istermiydim böyle olmayı, yalandan gülmeyi, gerçekten sevmeyi ve hiçbir zaman sevilmemeyi ben istermiydim. Gece hayatım olmadı, içkiye düşmedim ama bir sevda boynumu büktü anne. Küçükken bana insanları sevmemi neden öğrettiniz ki? Belki şuan daha güzel bir hayatım vardı, daha mutluydum ve halen daha çocuk gibi saftım, temizdim.
Çok yoruldum annem, insanların sahteliğinden bir çift göze aldanıp hayat karartmalarından çok yoruldum. Keşke ilk tanıdığımız gibi kalsa bazıları, ne gerçekten tanısaydık ne de kendilerini tanıtmalarına müsade etseydik. Bir eksen çizip ortasına onları koymasaydık, orta da yine biz olsaydık ve çevresini ona göre yerleştirseydik, Keşke keşke keşke...
Keşkelerin arkasında yıllanmış yaralar, yaşanması mümkünken yaşanmamışlıklar var, keşkelerin arkasında sana ömür boyu yorgan olacak ahlarım var.
Çok yoruldum annem artık ne kalbim var ne de güvenim, hani şair demiş ya ''Bitti O Şiir Başka Mısra Gerekmez'' aynen öyleyim işte. Bitti insanlara güvenim, kimseyi istemem.
Benim en büyük yorgunluğum sendin. Sana güvenmek, bana bir daha kimseye güvenmemeyi öğretti. Sana güvenmek bir daha yalnız kalacağımı gösterdi, sana güvenmek hayallerimi, umutlarımı yok etmemi, bir daha hayal kurmamayı öğretti. Başıma gelen en güzel şeyin felaketiyle yıkıldı bu kalbim, ben daha da insanlara güvenemem. Beni en sevdiğim, en güvendiğim kırmış, siz öldürürsünüz.
Benim en büyük hatam sen oldun. Son pişmanlığım oldun, gözyaşlarımın sahibi oldun ama adam olamadın. Bir parça sevgiyi haram ettin bana. Hakkım da helal değildir bilesin, dilerim sen de bir daha sevilmeyesin beni ağlattın sen de gülmeyesin. Zamanla alışılıyor her şeye, acıdan ölecek gibi hissettiğimde anladım. Zamanla alıştım yokluğuna artık gelmene gerek kalmadı.
Ben pişmanlıklar otobüsünün son biletsiz yolcusuyum, yüklerimi mazide dertlerimi ise sevmeyi bilmeyenlere bıraktım. Bir ben bir de sevdiklerim yetti, zamanın da senin için dua edenin gitti. Hakkımı helal etmem bunu unutma, bu da yaktığından sana son hatıra.
Rotasız ve pusulasız bir yoldayım annem, ne yaşadığıma hayat denirdi ne de dostlarıma dost denirdi. Sonra o geldi işte, bana sevmeyi öğretti, bana gülmeyi öğretti. Bana eş oldu ve bana sırdaş oldu. Bilmezdim sevginin bu kadar güzel olduğunu, seni tanımadan önce. Aşklar sahte, sevenler menfaat uğruna sanardım, sonra sen geldin doğrularınla, bana verdiğin ilgiyle ve beni bu yalan dünyanın yorgunluğundan çekip aldın.
Ben mutlu olmayı öğrendim seninle, kısacası iyi ki geldin hayatıma ve iyi ki seni sevdim. Bugün özel bir gün, benim en özel günüm seni tanıdığım gün gündü. Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü, yanında olamadığım için affet beni. Sana yıldızlar kadar sevgilerimi gönderiyorum, yanında olamasamda her an kalbine yaşıyorum.
Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü, benim en güzel günüm sensin. Bir insan 2kere boyun bükermişderdi büyüklerimiz; bir namazdayken bir de severken. Biz sevgiyi büyüklerimizden aldık, ibadetimiz gibi sadık olduk. Sağa sola bakmadık çünkü biz sevgimizi helal bildik. Yanında olamadım affet beni sevdiğim, ben dualarla yüreğindeyim herzaman.
Beni genç yaşımda siz büyüttünüz. Oysa daha çocukluğumu yaşayamamıştım, daha minderlerden evi legolardan kale yapacaktım. Neden bu kadar çabuk büyümek zorunda kaldım ki? Gülüşlerimi çaldılar, yıllarımı çaldılar, beni benden aldılar.
Beni genç yaşımda büyümek zorunda bırakanlar utansın, ne desem boş, ne yapsam boş. Ömür geçti ben yasıyla kaldım. Çocukluğum, en güzel yıllarım gitti ben gözyaşıyla kaldım. Keşkelerle geçen bir hayattan tat alamadım, hüzünlerle geçen ve güçlü olmak zorunda kaldığım bu hayattan nefret ettim. Bazı hayatlara hep imrenerek bakmak zorunda bırakıldığım için hakkımı helal etmediklerim var. Bazı insanların mutluluğuna bakıp iç çekmelerime sebep olanlara hakkım helal değildir.
Beni genç yaşımda siz büyüttünüz. Oysa daha hayallerim vardı benim, ben babamın gözbebeği güçlü olan kızıydım ne oldu da en güzel yaşlarımda her şeyden yorulur oldum. Beni en güzel günlerden mahrum bıraktığınız için sizlere hakkım helal değildir, beni güller verip güldürmek yerine ağlattığınız için hakkımı helal etmiyorum size...
Yine sen diye başladım sözlerime,
Ayrılığı yazdı, ihanet yazdı bu kalem.
Yine sen diye yaş değdi gözlerime,
Ayrılığı Rabbim verdi, ihaneti sen yazdın.
Geçti eski hevesim, kalmadı neşem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!