Yabancı Şiiri - Halil Kumcu

Halil Kumcu
674

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Yabancı

Elinde poşetler vardı,
Uğultulu bir şehir akşamının telaşesinde…
Gözleri daldı gitti bir an,
O bildik, o yorgun eski caddede.

“Hatırlıyor musun beni?” dedi, sesi titreyerek,
Bir hüzün kapladı o an her bir heceyi...
“Bazen bir şarkı çalar da uzaklardan,
Taşır odama hasret dolu o geceyi.”

“Geçmiş geçti…” dedim,
Bir iç çekti derinden, bir ah koptu sesinden.
“Bazı yaralar kabuk bağlar Halil,” dedi,
Kabuk bağlar da… Silinmez yüreğinden.”

Ben sustum, o sustu, sonra şehir sustu,
Kalabalıklar aktı gitti önümüzden.
İkimizin arasından sessizce,
Koskoca bir ömür geçti, haber vermeden.

Bir kahkaha bıraktı yorgun dudaklarından;
Öyle öksüz, öyle kırık, öyle dökük…
“Hayat işte…” deyip yutkundu kelimeleri,
Cümleleri yarım kaldı, eksik, sökük.

“Çocuklar bekler” dedi birden,
“Akşam yemeği vakti, yol uzun, yol kasvetli…”
Omzunda hayatın o ağır, o kahırlı yükü,
Yüzünde, çizgilerle yazılmış yılların özeti.

Ayrılırken döndü, baktı bir kez,
Bakışı mahzun, bakışı eski bir liseli gibiydi.
Söylenmemiş ne çok sözü, ne çok sitemi,
İçinde sakladığı, gözlerinden besbelliydi.

Otobüs yanaştı sonra gri kaldırıma,
El salladı usulca kendi acısına.
Karıştı o bitmeyen, o sağır kalabalığa,
Kayboldu tek başına, kendi yalnızlığına.

Arkasından baktı kaldı uzun uzun,
İçimdeki o eski, o ince sızı.
Geçmiş denen o mağrur, o zalim yabancı,
Yıllar sonra yine çaldı kapımızı.

Akşam eve dönünce,
Bir sigara yaktım efkârla,
Yedi sekiz yıl öncesi çöktü odaya,
Gözlerimde sakladığım o eski bakışlarla…

Şairin Notu:

Bilirsin sevgili okur; şehir dediğin o uğultulu kalabalık, aslında herkesin kendi yalnızlığını sakladığı devasa bir perdedir. Ve bazen, hiç ummadığın bir akşamüstü, o yorgun caddelerden birinde geçmiş, ete kemiğe bürünüp karşına dikiliverir. Elinde market poşetleri, yüzünde yılların yorgun çizgileriyle...

"Yabancı" aslında yabancımız değildir. Bizim en çok bildiğimiz, sinesinde saklandığımız, sonra da zamanın acımasız nehirlerinde kaybettiğimiz o eski "biz"dir.

Bu şiir; söylenmemiş sitemlerin, yarım kalmış cümlelerin ve gri bir kaldırımda bir otobüsün arkasından bakakalan o ince sızının şiiridir. Bazı yaralar kabuk bağlar ama sızısı hep tazedir. Akşam eve dönüp o efkâr sigarasını yaktığında, odaya çöken duman aslında yedi sekiz yıl öncesinin ta kendisidir.

Şimdi sorarım sana: Senin de bir akşamüstü aniden karşına çıksa geçmişin, sen susup şehir sustuğunda, arasından geçen o koskoca ömre ne fısıldardın?

Yüreğinin demliğinden bir yudum hüzün sundum sana. Kendi yalnızlığında buluşmak dileğiyle...

Şiirden geriye kalan satırlar:

Bazı bakışlar vardır; yıllar sonra bile insanın içini eski bir ev gibi ürpertir.
En ağır hasret, kavuşamayacağını bile bile hatırlamaktır.
Kalbimin en sessiz köşesinde, hâlâ adını bilmeyen bir sızı oturur.
İnsan en çok, bir zamanlar mutlu olduğu yerlere yabancı kalınca yaşlanır.
Geçmişin en zalim yanı, geri dönmemesi değil; hâlâ can yakabilmesidir.

11 Haziran 2026 / Perşembe / Bartın

Halil Kumcu
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 09:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!