Vuslatın eşiği Şiiri - Vefa Ali Özmen

Vefa Ali Özmen
6

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Vuslatın eşiği

Bazı yerlerde ozan olurum, tellerin sızısında demlenir avazım,
Yedi iklimin kederini yüreğin tek bir vuruşuna sığdırırım,
Gönülden gönüle kurulan o sırlı köprünün en mahzun eşiğinde dururum,
Sesimle toprağı uyandırır, susuşumla göğü kendime şahit tutarım.

Bu sesin bittiği yerde şair olurum, kelimelerin tenine dokunur parmaklarım,
Mürekkebim geceye karışır, beyaz kağıtlarım dert ile ağarır,
Lügatlerin dar geldiği o uçurum kenarlarında yankılanır adımlarım,
Susmanın en ağır yükünü, mısraların yorgun omzuna sessizce bırakırım.

Yük ağırlaşınca yorgunluk olurum, bir akşamüstü çökerim omuzlara,
Dünyanın telâşından arta kalan o dilsiz ve kimsesiz sızıyım şimdi,
Taşınmaz bir ağırlık gibi yerleşirim hiç kapanmayan o derin arzulara,
Dizlerin dermanını kesen, menzilsiz yolların en sadık ve sessiz elçisiyim.

Dinlenmek istedikçe uykusuzluk olurum, ağır bir duman gibi çökerim geceye,
Yastıklar dikene döner, tavanlar sanki göğsün üstünde birer mahşer meydanı,
Göz kapaklarını mühürleyen o karanlık ve çözülmez büyük bilmeceye,
Şafak sökene dek nöbet tutan, zamanın en amansız ve dilsiz zindanıyım.

Geceden yorulunca bir sahil kenarı olurum, ayaklarının altında kum ve sükût,
Dalgalarım kırık kalpleri kıyıya vuran birer şefkat ve teselli dalıdır,
Deniz kokusuyla yıkarım ruhları, her damlada binlerce yeni umut,
Yürütürüm o yorgun adımları, ufkum hüzünlerin sığındığı en son adadır.

Dalgalar durulunca nefes olurum, en daraldığın anda göğsüne dolan o serinlik,
Boğulmak üzereyken tutunduğun, varlığına şükrettiğin o görünmez mucizeyim,
Huzur olurum, gürültünün tam ortasında aniden ulaşılan o eşsiz derinlik,
Fırtınaların dindiği liman, kavgaların bittiği o kutsal ve dingin gölgeyim.

Varlık ile yokluk arasındaki o ince sızının tam orta yerindeyim,
İsyanın kıyısından dönen, rızanın rüzgarıyla savrulan bir başak tanesi gibi sessiz,
Kaderin çizgilerinde bir karınca sabrıyla yürüyen, tevekkülün en duru katındayım,
Alın yazısının her harfine boyun büken, çilenin içinden süzülen bir avuç saf huzur.

Bin bir kılığa girer ruhum, her durakta başka bir isimle anılırım,
Yıkılan bir duvarın tozu, bazen kurumuş bir toprakta filizlenen o taze dalım,
Kendi içimde bin defa ölür, bin defa küllerimden yeniden uyanırım,
Yine de menzile varmadan, son nefesi vermeden bitmez bu uzun ve çetin yolum.

Ben, bin bir aynada kırılan o tek ışığın en mahcup ve dilsiz gölgesiyim.
Topraktan gelip toprağa sığmayan, bir avuç dua, bir ömürlük bilmeceyim.
Kalbin en gizli katında saklı, söylenmemiş o mukaddes ‘Hû’ nefesiyim.
Kendini Hiçlik’te bulup Varlık’ta yiten, vuslat mührüyle mühürlenmiş son heceyim.

Vefa Ali Özmen
Kayıt Tarihi : 14.3.2026 21:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!