Tüm ayrık otlarını masama topladım;
bu zaman, türlü türlü dikenlerine tablolarını astım.
Mualla’nın Pembe Kafe'sinden çıktı, geldi bir adam;
bir bira daha içerken, kaybolan suretleri ararmış.
Bu akşam gözlerimde
babası vitrinde unutulmuş çocukların
fazla büyümüş gülümsemesi var.
İçimde hâlâ,
abla-abla diye gezen o küçük kız;
Kocaman bir çınarın boylu boyunca kollarına astığım hayaller.
Ağırlığınca eğildiler.
Hangi dal taşır,
hangisi sadece gölge verir, ayırt ediyorum.
portakal çiçeği
kokunun hafızası vardır—bilirim.
kışın sobasız akşamlarında
içime çöken ılık bir gölgeyi bilirim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!