Uzletgâh-ı İsyân
Bıktım bu cihânın gürûh-ı nâsından,
Geçtim fukarânın boş vefâsından.
Kurtarıp dilimi gâm belâsından,
Uzlet tahtı bana saltanattır şimdi.
Halk-ı dûn içinde hep hîle, gıybet,
Rûhumu daraltır bu gaddar sohbet.
Cüceler mülküne eylemem minnet,
Sükûtum onlara hakârettir şimdi.
Kader-i bî-raha isyândır sözüm,
Bu sefîl kulları görmüyor gözüm.
Yalnızlık burcunda parlayan özüm,
Cihâna tepeden nezârettir şimdi.
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 02:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Uzletgâh-ı İsyân şiiri, 2011 Çanakkale doğumlu genç şair Yusuf Aytaç’ın, yaşının çok ötesindeki bir olgunlukla modern dünyaya ve insan ilişkilerinin yozlaşmışlığına karşı gösterdiği asil bir içsel başkaldırı hikayesidir. Yusuf Aytaç, henüz yolun çok başında, küçük bir yaşta olmasına rağmen, çevresindeki insanların ikiyüzlülüğünü, menfaat ilişkilerini ve dost bilinenlerin gösterdiği o sahte vefaları erken fark etmiş bir bilgelikle konuşur. Şiirin özünde; etrafını saran kalabalıkların dedikodularından, hilelerinden ve ruhu daraltan o boş sohbetlerinden sıkılan genç bir kalemin, kendi iç dünyasına sığınma kararı yatar. Genç şair, sahte popülerlikler ve küçük hırslar peşinde koşan, karakterce küçülmüş insanları bir "cüceler mülkü" olarak görür ve onlara boyun eğmektense tek başına kalmayı seçer. Onun için bu yalnızlık, akranlarının sandığı gibi bir çaresizlik değil; aksine dilini ve ruhunu kötülüklerden koruduğu, ona hükümdarlık hissi veren asil bir "uzlet tahtı"dır. Çevresindeki sefil hırslara karşı en büyük silahı ise onları muhatap almayarak gösterdiği o ağır sükûttur. Hikayenin sonunda bu genç deha, kendi yarattığı "yalnızlık burcuna" çekilir; parıldayan temiz özüyle, aşağıda küçük hesaplar peşinde koşan dünyaya tepeden, bilgece ve mesafeli bir şekilde bakarak kendi içsel krallığını ilan eder.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!