İnsanın, paraya olan ihtiyacından daha çoktur sevgiye ihtiyacı.
Hiçbir kazak, hiçbir hırka, bir insanın sevgisi kadar ısıtamaz insanı.
İnsanın insanı sevmeye vakti olmadığı zamanlardayız. Oysa, İnsan olmak sevmekle başlar.
Sadece sevmekle yetinmeyin, İnsan bir kitaptır, okuyup anlamayı da deneyin.
Kedi bile sevmemiş biri, insan sever mi? Oysa ben, mütemadiyen; Bana seni özledim diyecek birinin arayışındayım, Başımı okşayacak yok mu diyen çocuk bakışındayım.
İnsanın pilini, Sahip olduğu mallar değil, Mutlu olduğu anlar şarj eder.
İnsanın, insanla konuşmadığı, Arı kovanı gibi kentlerde, ayrık otu gibi yaşadığı bir çağdayız. Oysa, İnsan insanın gönlünde ikamet eder.
Biz şiirin mavisini, İnsanın harbisini severiz.
Çok iyi tanıdığımı sandığım insanların, Zamanla hiç tanımadığım insanlara dönüşmesi, en büyük hayal kırıklıklarım. Nasıl da boşmuş dolu sandıklarım, Birer yalan rüzgârıymış, bu hayatta hakikat diye inandıklarım. . Oysa doğada yalan yok, atılan tohum filiz veriyor
İçi dışı karanlık olanın, yaşamında renk olmaz.
Hiçbir kadın cenneti bulmak için, Erkeğin cehennemine katlanmak zorunda değildir.
Kadın kimsenin cinsel objesi, duygusal işçisi değildir.
Kadın, erkeğin satranç taşı değildir.
Bir kadın seviliyorsa mutluysa, O kadar güzel ve içten güler ki, Sanırsın gözbebeklerinden serçe sürüleri geçiyor.
Tüm gül goncalarından daha güzeldir bir kadının içten gülüşü.
Sevgi özgürlüktür, bir pranga degil. Kafesine kuş arayanlara duyurulur...!
Bazıları, kadını varlığında değil, yokluğunda fark eder.
Bazıları kadını stres topu, mutfak robotu olarak görüyor.
Kadını toprak gibi gördüler, İliklerine kadar sömürdüler.
K a d ı n l a r d a n ö ğ r e n d i m; bu hayatta ne öğrendimse...!
Bir kadının yokluğunu, ilk önce aynalar fark eder.
Dişiliği, kişiliğin önüne koyanların sonu hüsrandır.
Yüzde olan sözde olur, Özde olan gözde olur.
Anladık ki ölümün Türkçesi, İngilizcesi, Arapçası, Çincesi yokmuş.
İnsan olmayı eline yüzüne değil, özüne bulaştıracaksın.
Bozulmuş insan dışında, her şeyin tamiri mümkündür.
Çocukken en korktuğum yaratık yılandı, şimdi ise insan.
Bataklığa batmış birine yardım edecekseniz, çamurun size de bulaşacağını unutmayın.
Düşmek istemiyorsan, başkalarına yaslanma.
Cebi değil, asıl yoksul yüreği boş olandır.
Konuşan vicdan, susan vicdandan huzurludur.
Huzur, gönlün gelincik tarlasıdır.
Merhamet, gönül bahçesindeki en güzel çiçeği ihtiyacı olana vermektir.
Dost, insanın yaşamaya tahammülü kalmadığında, yanı başında bitiverendir.
Muhabbetin makbulü, Cam cama olanı değil, yan yana olanıdır.
Cam cama değil, can cana, Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz.
Hayat işte...! Dolaştıkça acı verip ağlatan, Çözüldükçe mutlu edip rahatlatan, Bir dertler yumağı.
Hayat susunca, dünyaya küsünce, İnsanın saklanıp sığınabileceği bir yeri olmalı, Ki nefes alabilsin, huzur bulabilsin, kendiyle baş başa kalabilsin.
Olmadık hayaller kurarım... Mesela içimden bir ses, serçe ol diyor..! Gönlümse, Kuşlar konar çiçek açarım... Ağaç dalı olmak istiyor...! Ben ki, Ağaçları geceleyin sallayınca, yıldız düşeceğine inanırım.
Hiç kimse beni annem gibi sevmedi. Bütün sevgileri topladım, bir anne sevgisi etmedi.
İnsan ömür boyu, Ana sırtına binerken duyduğu güveni Ana kucağında meme emerken bulduğu huzuru arar.
Annemin gülüşünü, merhem diye yıllarca sürdüm yüzümdeki acılara.
Girmeyi başarabilirseniz, dünyanın en güzel yeridir bir insanın yüreği.
Ölülerin hiç kimsesi yok anne.
Babasız, insan kendini yoksul hissediyor.
Babam ağlayınca, çaresizliği öğrendim.
Bütün sevgiler, Siyaha inat beyazdır, kirletilmemeli.
Bir çiçeğin, kimsenin kalbini kırdığı görülmemiştir.
Bir zeytin ağacı gibi, uzattım kollarımı gelene geçene.
Yüreği güzel olanın dili de güzeldir.
Zenginlik cepte değil, kalptedir.”
Elinin erişemediği yere yüreğin yetişsin.
Çırpınışlardır hayatı kanatlandıran. Hayallerdir insanı umutlandıran.
Yalnızlığım beni hiç yalnız bırakmaz, Her sabah uğurlar akşam karşılar. Tek sorun, İnsan yalnızlığına sarılamıyor ki.
Yalnız insan, pamuk tarlasına konmuş zenci serçeye benzer.
Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.
Aşıkken uyumak haramdır, uyuyan da haindir.
Aşk pahalıdır ucuz insanla yaşanmaz.
Aşk, bir bedende iki kişi.
Aşk su arayan ateştir.
Aşk, karnı hep aç bir kedidir.
Aşk, sakin bir tanışma değil, Şiddetli bir çarpışma halidir.
Aşkta, yürekten gelmeyen yüreğe değmeyen her söz, lafügüzaftır.
İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince. İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder, içinden aşk çıkınca.
Eyy aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın
Eyy gönül...! Senden ne para isterim ne de pul. Ten’den seveni değil, can’dan seveni bul.
Benim aşktan yana yaralı şarkılarım çoktur.
Aşk, insanın kendi kendine çözemediği tek problemdir.
Her elveda, yeni bir merhabanın kapısını açar.
Bazı yaralar kansızdır..... Kaderin ayakları altında ezilenlerin Aşk acısıyla deli divane gezinenlerin . Bazı duygular vatansızdır..... Sevda, sadakat, hasret Seni kirletip öldürdük ey aşk, bizi affet...!
Bir insanı diğerine aşık edecek ne siyasi ne de iktisadi bir rejim henüz icat edilmedi.
Her kadın bir şiirdir, her adam okuyamaz.
Yat kat, mal mülk, şan şöhret istemiyorum sımsıcak bir kalp yeter bana.
Bir ömür harcadım, hala kendimi tam keşfedemedim.
Zaman her şeyi çalar insandan.
Vicdan kararlarında ekseriyet aramaz .
Mavidir çocukların arkadaşlıkları. (Çıkarsız, ikirciksiz, tertemiz.) . Oysa biz, Bol bol yalanlar ektik çocuklarımızın zihin tarlalarına.
Yüreğinizi bir çocuğa emanet ederseniz, en azından içi kirlenmez.
Eyy sevgili...! Her yolu denedim, Seni sevmemenin bir yolu yok, Ama sevmenin bin yolu var.
Eyy sevgili...! üşürüm ne olur aklından çıkarma beni.
Eyy sevgili...! benim yurdum senin gönlündür.
Eyy sevgili...! ne zaman söylesem adını senin, Yirmi dokuz çeşit gül açar yüzünde alfabenin.
Biz, suyla yanıp ateşle sönenlerdeniz. Pervane misali, ölünceye dek sevdiğimizin etrafında dönenlerdeniz.
Ne mutlu...! Gün doğumunun mutluluğunu, gün batımına taşıyabilenlere.
85 yaşındaki kadın kocasına sordu: Bunca yıldan sonra, bana hâlâ şiir gibi güzel kadınsın diyebiliyor musun? Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı: “Şâiri Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki?”
Öyle aydınlık bir yüzü var ki, sanırsın güneş yeryüzüne inmiş.
Saklandığı yerde unutulmuş bir çocuktum ben.
Çocuk gülüşleri hep güneşlidir İnsanın serçe olup uçası, çiçek olup açası gelir. . Okumasını bilene, her çocuğun yüreği kırk ciltlik masumiyet romanı, saçları umut ormanıdır.
Bazı çocuklar; Günaydını uyandıkları için değil, yaşadıklarını belirtmek için derler.
Her insan önce çocukluğunun, sonra gençliğinin katili, yaşlılığının ise kurbanıdır.
Yağmur, bulutların damla damla bize yazdığı mektuptur.
Yağmur; bulutların düşürdüğü umut kırıntılarıdır.
Elbetteki her damlanın hayalinde bir deniz vardır.
Umut fukaranın kanadıdır. Bir yokluk kulağımı çınlatır.
Umut, insanın yıkılan en son kalesidir.
Sabır yorulmak bilmez ata benzer.
Işığı görmeyi bilenler için, hayat her zaman gülümsemeye hazırdır.
Kazanmayı umut etmeyen, çoktan kaybetmiştir.
Umut her zaman vardır, Kimsem yok diyenler, beş vakit çağrıyı unutanlardır.
Uçmak için kanadın olmuş neye yarar, hevesin kırılmışsa.
Kuş olup uçamıyorsanız, Bari hayalini kuranların heveslerini kırmayın.
Sözden daha ağır hiçbir şey yoktur.
Onur, şeref, haysiyet, erdem ve merhamet para ve diplomadan daha değerlidir.
“Ah bu Dünya !... Camlar kırılır sesten durulmaz Canlar kırılır hiç ses duyulmaz”
-Yalnızlık, üzerinde çizik dahi olmayan bir beyaz kâğıttır.
İç dünyası yalnız olanın, dış dünyası kalabalık olmuş neye yarar.
Ne savaştan, ne hastalıktan, ne de afetten, Yapayalnız sevgisizlikten öleceğiz.
Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.
Hayat, bahaneleri değil cesareti ödüllendirir.
Bir insanı yoklarıyla değil, çoklarıyla değerlendirmeli. . Çünkü Dünya bazılarına alâ, bazılarına şehlâ bakar.
İnsan insanın, Cefası da olur sefası da. Şifası da olur vebası da.
Gidenler hep kalanları ağlatır. Kalanlar hep gidenleri anlatır.
Sarılmak en güzel eylemdir.
Sarılmak sevme sanatıdır.
Sevdiklerinize sık sık, sıkı sıkı sarılın, bedenleri soğumadan.
Hayvan insanın kirlenmemiş halidir. (İnsan hayvanın kirlenmiş halidir.)
‘Bir taşla iki kuş vurmak.’ mış...! Ne istiyorsunuz kuşlardan?
Herkes dışardaki çöplerle ilgileniyor, Peki insanların içindeki çöpleri ne yapacağız?
Adam değilsen hiç farketmez, Ha cahil ha alim olmuşsun. İnsanın oluşu değil duruşu mühimdir. Eşeğin sırtına ha kitap ha saman çuvalı koymuşsun.
Ne zaman beyaz kefeniyle bir şehit uğurlansa baba ocağından, Bin güvercin havalanır ana kucağından.
Yok mudur savaşın insan öldürmeyeni? . Savaşın başına barış ören, Düşmana kurşun yerine gül veren, neferlerim var benim. Kaybederken kazanırmış iyiler, Mağlubiyetle sonuçlanan zaferlerim var benim.
Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir. Ağlamadan keyif, çileden zevk alabilmektir.
Sen gidince; Yüreğimde söndü şehrin bütün ışıkları.
Betonlaşan sadece şehirler mi sanırsınız? Ya kalpler ne olacak?
Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir.
Bir ağaca sonbahar hüznü bulaştı mı, Hiçbir yaprağı dalda tutamazsın.
Konuşmak değil susmak, Aldanmak değil inanmak, Düşmek değil kalkmak yorar insanı. Savrulmak değil sarılmak, Sarhoşluk değil ayılmak yorar insanı. En çok da; Sevmek değil ayrılmak, Ölmek değil yaşamak yorar insanı.
Ne olur,
Beni yalnızca çicek açtığımda sevme...!
Sevmek benim işim.
Sevmek için Dünyaya gelmişim,
Sevmek ne güzel şey be kardeşim.
Durup dinlenmeden yenilenir, her demdir aşk.
Her şeyin üstünde, elbette bir erdemdir aşk.
Sevgi, kilidi olmayan tek hazinedir.-
Sevgi, kendine kuş arayan kafes gibidir
Sevgiyi alış veriş zannedenler bilmelidir ki
Sevgi hesaplanamaz, ölçülemez.
Mesela ben hiç yarım kilo sevmedim.
Yürek yarasına sürülen en iyi ilaç, sevgidir.
Yürekte demlenmemiş sevgi hamdır.
Sevgiyi dışarda arayanlar, içlerine bakmayı bilmeyenlerdir.
İnsanın, paraya olan ihtiyacından daha çoktur sevgiye ihtiyacı.
Hiçbir kazak, hiçbir hırka, bir insanın sevgisi kadar ısıtamaz insanı.
İnsanın insanı sevmeye vakti olmadığı zamanlardayız.
Oysa,
İnsan olmak sevmekle başlar.
Sadece sevmekle yetinmeyin,
İnsan bir kitaptır, okuyup anlamayı da deneyin.
Kedi bile sevmemiş biri, insan sever mi?
Oysa ben, mütemadiyen;
Bana seni özledim diyecek birinin arayışındayım,
Başımı okşayacak yok mu diyen çocuk bakışındayım.
İnsanın pilini,
Sahip olduğu mallar değil,
Mutlu olduğu anlar şarj eder.
İnsanın, insanla konuşmadığı,
Arı kovanı gibi kentlerde, ayrık otu gibi yaşadığı bir çağdayız.
Oysa,
İnsan insanın gönlünde ikamet eder.
Biz şiirin mavisini,
İnsanın harbisini severiz.
Çok iyi tanıdığımı sandığım insanların,
Zamanla hiç tanımadığım insanlara dönüşmesi, en büyük hayal kırıklıklarım.
Nasıl da boşmuş dolu sandıklarım,
Birer yalan rüzgârıymış, bu hayatta hakikat diye inandıklarım.
.
Oysa doğada yalan yok, atılan tohum filiz veriyor
İçi dışı karanlık olanın, yaşamında renk olmaz.
Hiçbir kadın cenneti bulmak için,
Erkeğin cehennemine katlanmak zorunda değildir.
Kadın kimsenin cinsel objesi, duygusal işçisi değildir.
Kadın, erkeğin satranç taşı değildir.
Bir kadın seviliyorsa mutluysa,
O kadar güzel ve içten güler ki,
Sanırsın gözbebeklerinden serçe sürüleri geçiyor.
Tüm gül goncalarından daha güzeldir bir kadının içten gülüşü.
Sevgi özgürlüktür, bir pranga degil.
Kafesine kuş arayanlara duyurulur...!
Bazıları, kadını varlığında değil, yokluğunda fark eder.
Bazıları kadını stres topu, mutfak robotu olarak görüyor.
Kadını toprak gibi gördüler,
İliklerine kadar sömürdüler.
K a d ı n l a r d a n ö ğ r e n d i m; bu hayatta ne öğrendimse...!
Bir kadının yokluğunu, ilk önce aynalar fark eder.
Dişiliği, kişiliğin önüne koyanların sonu hüsrandır.
Yüzde olan sözde olur,
Özde olan gözde olur.
Anladık ki ölümün Türkçesi, İngilizcesi, Arapçası, Çincesi yokmuş.
Yürümeyi unuttum,
Ayakkabılarım beni öldü sanıyor.
İnsan olmayı eline yüzüne değil, özüne bulaştıracaksın.
Bozulmuş insan dışında,
her şeyin tamiri mümkündür.
Çocukken en korktuğum yaratık yılandı, şimdi ise insan.
Bataklığa batmış birine yardım edecekseniz, çamurun size de bulaşacağını unutmayın.
Düşmek istemiyorsan, başkalarına yaslanma.
Cebi değil, asıl yoksul yüreği boş olandır.
Konuşan vicdan, susan vicdandan huzurludur.
Huzur, gönlün gelincik tarlasıdır.
Merhamet, gönül bahçesindeki en güzel çiçeği ihtiyacı olana vermektir.
Dost, insanın yaşamaya tahammülü kalmadığında, yanı başında bitiverendir.
Muhabbetin makbulü,
Cam cama olanı değil, yan yana olanıdır.
Cam cama değil, can cana,
Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz.
Hayat işte...!
Dolaştıkça acı verip ağlatan,
Çözüldükçe mutlu edip rahatlatan,
Bir dertler yumağı.
Hayat susunca, dünyaya küsünce,
İnsanın saklanıp sığınabileceği bir yeri olmalı,
Ki nefes alabilsin, huzur bulabilsin, kendiyle baş başa kalabilsin.
Olmadık hayaller kurarım...
Mesela içimden bir ses, serçe ol diyor..!
Gönlümse,
Kuşlar konar çiçek açarım...
Ağaç dalı olmak istiyor...!
Ben ki,
Ağaçları geceleyin sallayınca, yıldız düşeceğine inanırım.
Hiç kimse beni annem gibi sevmedi.
Bütün sevgileri topladım, bir anne sevgisi etmedi.
İnsan ömür boyu,
Ana sırtına binerken duyduğu güveni
Ana kucağında meme emerken bulduğu huzuru arar.
Annemin gülüşünü, merhem diye yıllarca sürdüm yüzümdeki acılara.
Girmeyi başarabilirseniz, dünyanın en güzel yeridir bir insanın yüreği.
Ölülerin hiç kimsesi yok anne.
Babasız, insan kendini yoksul hissediyor.
Babam ağlayınca, çaresizliği öğrendim.
Bütün sevgiler,
Siyaha inat beyazdır, kirletilmemeli.
Bir çiçeğin, kimsenin kalbini kırdığı görülmemiştir.
Bir zeytin ağacı gibi, uzattım kollarımı gelene geçene.
Yüreği güzel olanın dili de güzeldir.
Zenginlik cepte değil, kalptedir.”
Elinin erişemediği yere yüreğin yetişsin.
Çırpınışlardır hayatı kanatlandıran.
Hayallerdir insanı umutlandıran.
Yalnızlığım beni hiç yalnız bırakmaz,
Her sabah uğurlar akşam karşılar.
Tek sorun,
İnsan yalnızlığına sarılamıyor ki.
Yalnız insan, pamuk tarlasına konmuş zenci serçeye benzer.
Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.
Aşıkken uyumak haramdır, uyuyan da haindir.
Aşk pahalıdır ucuz insanla yaşanmaz.
Aşk, bir bedende iki kişi.
Aşk su arayan ateştir.
Aşk, karnı hep aç bir kedidir.
Aşk, sakin bir tanışma değil,
Şiddetli bir çarpışma halidir.
Aşkta, yürekten gelmeyen yüreğe değmeyen her söz, lafügüzaftır.
İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince.
İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder,
içinden aşk çıkınca.
Eyy aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi
Şapkandan bir kumru havalansın
Bana öyle büyük ki bu kalp,
Gelsin yüreğime yuvalansın
Eyy gönül...!
Senden ne para isterim ne de pul.
Ten’den seveni değil, can’dan seveni bul.
Benim aşktan yana yaralı şarkılarım çoktur.
Aşk, insanın kendi kendine çözemediği tek problemdir.
Her elveda, yeni bir merhabanın kapısını açar.
Bazı yaralar kansızdır.....
Kaderin ayakları altında ezilenlerin
Aşk acısıyla deli divane gezinenlerin
.
Bazı duygular vatansızdır.....
Sevda, sadakat, hasret
Seni kirletip öldürdük ey aşk, bizi affet...!
Bir insanı diğerine aşık edecek ne siyasi ne de iktisadi bir rejim henüz icat edilmedi.
Her kadın bir şiirdir, her adam okuyamaz.
Yat kat, mal mülk, şan şöhret istemiyorum
sımsıcak bir kalp yeter bana.
Bir ömür harcadım, hala kendimi tam keşfedemedim.
Zaman her şeyi çalar insandan.
Vicdan kararlarında ekseriyet aramaz .
Mavidir çocukların arkadaşlıkları.
(Çıkarsız, ikirciksiz, tertemiz.)
.
Oysa biz,
Bol bol yalanlar ektik çocuklarımızın zihin tarlalarına.
Yüreğinizi bir çocuğa emanet ederseniz, en azından içi kirlenmez.
Eyy sevgili...!
Her yolu denedim,
Seni sevmemenin bir yolu yok,
Ama sevmenin bin yolu var.
Eyy sevgili...! üşürüm ne olur aklından çıkarma beni.
Eyy sevgili...! benim yurdum senin gönlündür.
Eyy sevgili...! ne zaman söylesem adını senin,
Yirmi dokuz çeşit gül açar yüzünde alfabenin.
Biz, suyla yanıp ateşle sönenlerdeniz.
Pervane misali,
ölünceye dek sevdiğimizin etrafında dönenlerdeniz.
Ne mutlu...!
Gün doğumunun mutluluğunu, gün batımına taşıyabilenlere.
85 yaşındaki kadın kocasına sordu:
Bunca yıldan sonra, bana hâlâ şiir gibi güzel kadınsın diyebiliyor musun?
Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı:
“Şâiri Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki?”
Öyle aydınlık bir yüzü var ki,
sanırsın güneş yeryüzüne inmiş.
Saklandığı yerde unutulmuş bir çocuktum ben.
Çocuk gülüşleri hep güneşlidir
İnsanın serçe olup uçası, çiçek olup açası gelir.
.
Okumasını bilene, her çocuğun yüreği kırk ciltlik masumiyet romanı, saçları umut ormanıdır.
Bazı çocuklar;
Günaydını uyandıkları için değil,
yaşadıklarını belirtmek için derler.
Her insan önce çocukluğunun, sonra gençliğinin katili, yaşlılığının ise kurbanıdır.
Yağmur, bulutların damla damla bize yazdığı mektuptur.
Yağmur; bulutların düşürdüğü umut kırıntılarıdır.
Elbetteki her damlanın hayalinde bir deniz vardır.
Umut fukaranın kanadıdır.
Bir yokluk kulağımı çınlatır.
Umut, insanın yıkılan en son kalesidir.
Sabır yorulmak bilmez ata benzer.
Işığı görmeyi bilenler için, hayat her zaman gülümsemeye hazırdır.
Kazanmayı umut etmeyen, çoktan kaybetmiştir.
Umut her zaman vardır,
Kimsem yok diyenler, beş vakit çağrıyı unutanlardır.
Uçmak için kanadın olmuş neye yarar, hevesin kırılmışsa.
Kuş olup uçamıyorsanız,
Bari hayalini kuranların heveslerini kırmayın.
Sözden daha ağır hiçbir şey yoktur.
Onur, şeref, haysiyet, erdem ve merhamet para ve diplomadan daha değerlidir.
“Ah bu Dünya !...
Camlar kırılır sesten durulmaz
Canlar kırılır hiç ses duyulmaz”
-Yalnızlık, üzerinde çizik dahi olmayan bir beyaz kâğıttır.
İç dünyası yalnız olanın, dış dünyası kalabalık olmuş neye yarar.
Ne savaştan, ne hastalıktan, ne de afetten,
Yapayalnız sevgisizlikten öleceğiz.
Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.
Hayat, bahaneleri değil cesareti ödüllendirir.
Bir insanı yoklarıyla değil, çoklarıyla değerlendirmeli.
.
Çünkü Dünya bazılarına alâ, bazılarına şehlâ bakar.
İnsan insanın,
Cefası da olur sefası da.
Şifası da olur vebası da.
Gidenler hep kalanları ağlatır.
Kalanlar hep gidenleri anlatır.
Sarılmak en güzel eylemdir.
Sarılmak sevme sanatıdır.
Sevdiklerinize sık sık, sıkı sıkı sarılın, bedenleri soğumadan.
Hayvan insanın kirlenmemiş halidir.
(İnsan hayvanın kirlenmiş halidir.)
‘Bir taşla iki kuş vurmak.’ mış...!
Ne istiyorsunuz kuşlardan?
Herkes dışardaki çöplerle ilgileniyor,
Peki insanların içindeki çöpleri ne yapacağız?
Adam değilsen hiç farketmez,
Ha cahil ha alim olmuşsun.
İnsanın oluşu değil duruşu mühimdir.
Eşeğin sırtına ha kitap ha saman çuvalı
koymuşsun.
Ne zaman beyaz kefeniyle bir şehit uğurlansa baba ocağından,
Bin güvercin havalanır ana kucağından.
Yok mudur savaşın insan öldürmeyeni?
.
Savaşın başına barış ören,
Düşmana kurşun yerine gül veren,
neferlerim var benim.
Kaybederken kazanırmış iyiler,
Mağlubiyetle sonuçlanan zaferlerim var benim.
Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.
Ağlamadan keyif, çileden zevk alabilmektir.
Sen gidince;
Yüreğimde söndü şehrin bütün ışıkları.
Betonlaşan sadece şehirler mi sanırsınız?
Ya kalpler ne olacak?
Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir.
Bir ağaca sonbahar hüznü bulaştı mı,
Hiçbir yaprağı dalda tutamazsın.
Konuşmak değil susmak,
Aldanmak değil inanmak,
Düşmek değil kalkmak yorar insanı.
Savrulmak değil sarılmak,
Sarhoşluk değil ayılmak yorar insanı.
En çok da;
Sevmek değil ayrılmak,
Ölmek değil yaşamak yorar insanı.
Huzur sadece ölüler içindir.