Her küçük çocuğun hayal gözünde çerçevesi neon gümüşten, altın-simleriyle parlak şuleler saçan , ışıl ışıl sihirli bir ayna vardır.
O ayna o kadar muhteşem o kadar nefes alıcıdır ki her birimiz onun cezb-i büyüsüne dalıp kaybederiz kendimizi..
Ne yazıktır ki insan yaş aldıkça hayal kırıklıkları, hatalar, endişeler, pişmanlıklar, yarım kalmışlıklarla rengi solar, çatlar ,bakla bakla olur....
....ve üzerine serpilen hayatın tozlarıyla yavaş yavaş cezbini kaybeder, unutulup bir yerlere yiter o ayna !
Ama burada önemli olan husus aynanın solması, simlerinin dökülmesi, toz tutup eskimesi değildir.
Burada asıl olan husus :
Sartlar ne olursa olsun insanın kendisini o aynada hala görebilmesidir !
..
