Oguzcan Demir Adlı Üyenin Nedir Yazıları - An ...

  • kuran-ı kerim

    02.04.2005 - 01:19

    'Ey iman edenler sizi ne mallarınız ne çocuklarınız yada evladınız Allah'ın zikrinden alıkoymasın kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir' münafikun 9

  • adam smith

    02.04.2005 - 01:14

    Adam Smith (1723 - 1790)
    İskoçyalı (ingiliz olarakda bilinir) ekonomist ve filozof olan Adam Smith, Glasgow ve Oxford Üniversitelerinde öğrenim görmüş ve daha sonra Glasgow Üniversitesi’nde ahlak felsefesi profesörü olmuştur. Çok geniş sahaya yayılan çeşitli yazıları vardır. Ekonomi, bunlar arasında en önemlisidir.
    Ekonomi örgütü hakkındaki görüşlerini etkileyen, doğal hukuka ilişkin inancıdır. Doğal olaylarda bir düzen mevcuttur; bunu gözlem ve ahlâk hissi ile tespit etmek mümkündür. Sosyal örgüt ve pozitif hukuk, bu düzene karşı çıkacağına, ona uymalıdır.
    Smith’in 1776 yılında yayınladığı 'Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations' adlı kitabı, üretim ve gelir dağılımı teorisini içermekte ve bu prensiplerin ışığında geçmişi değerlendirmektedir. Politika uygulamalarına da yer verdiği bu kitapta üzerinde önemle durduğu konu ekonomik büyümedir.
    Büyümenin itici gücünü, işbölümü oluşturmaktadır. İşbölümü, üretim artışına, teknik ilerlemeye ve sermaye birikimine yol açmaktadır. İşbölümü, mübadele gerektirmekte ve piyasanın büyüklüğü tarafından sınırlanmaktadır. Her insan başkalarının elindeki malları arzu ettiği, çıkarlarına göre hareket ettiği için mübadele meydana gelmektedir. Büyümeyi sağlayan diğer bir unsur sermaye birikimidir. Büyümenin başarılı olması için toplumsal, kurumsal ve hukuksal çerçevenin doğru yapıda olması gerekmektedir.
    Simith’e göre doğal hürriyet sisteminde her insan kendi çıkarlarını izlerken, istemeden toplumun çıkarını da sağlamaktadır. Aslında Smith, tam rekabet sistemine güvenmekte ve bu sistemin, kaynakların optimum dağılımına yol açacağına inanmaktadır. Laissez-faire sistemini savunmasına rağmen, devlet müdahalesinin gereğine de yer vermekte, yeni kurulan sanayilerin gümrük tarifesiyle himayesine ve devletin üç ana fonksiyonu olan emniyet, adalet ve altyapı yatırımlarına ağırlık vermektedir.
    Büyümenin dışında Smith, mikroekonomik sorunlar üzerinde de durmuştur. Ona göne fiyatları tayin eden üretim maliyetidir. Rant, fiyatı tayin etmemekte, rant fiyat tarafından tayin edilmektedir.
    Smith, ücretleri açıklamak için çeşitli teoriler öne sürmüştür. Ücretlerin asgari geçim düzeyinde oluşması bunlardan biridir. Smith’e göre kâr, zamanla rekabet ve kârlı işler bulma güçlüğü sonucunda düşecektir.
    Merkantilist ve fizyokrat düşünce sistemlerine karşı çıkan ve dış ticareti savunan Smith’in en önemli teorik katkısı, tam rekabet altında kaynakların optimal etkin dağılımı hakkında ilk analizi geliştirmiş olmasıdır

  • ahmet kabaklı

    01.04.2005 - 23:01

    Ahmet Kabaklı

    1924 yılı mayıs ayında Elazığ Harput’un Göllübağ’ında doğdu.Harput Sarayhatun Camii imamlığı yapan Ömer Efendi ile Münire Hanım’ın oğludur.Çocukluğu Harput yakınlarında Göllübağ denilen bölgede geçti.Elazığ Numune Mektebi’nde ilk tahsiline başlayan (1931) Kabaklı, orta ve lise tahsilini Elazığ’da yaptı.1944 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu parasız yatılı imtihanını kazanarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde yüksek tahsilini tamamladı.

    Diyarbakır ve Manisa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı.1956 sonbaharında bir yıllık eğitim stajı için MEB tarafından Paris’e gönderildi.Dönüşünde İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü edebiyat öğretmenliğine tayin edildi (1958-1969) . Bu arada Aydın’da iken başladığı Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1955-1960) . 1969’dan itibaren İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda öğretim üyesi olarak çalıştı.1974’de emekliye ayrıldı.Daha sonra Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda edebiyat dersleri verdi (1975) .Türk Edebiyatı Cemiyeti Başkanı ve Türk Edebiyatı Dergisi’nin yönetmenliğini yaptı.MEB ve sivil toplum kuruluşları tarafından Ahmet Kabaklı’ya 1997 yılında Şeyhül Muharririn payesi verildi.

    1956 yılında Tercüman gazetesinin fıkra yarışmasını iki kişiyle birlikte kazandı ve aynı gazetede yazı hayatına başladı.1957’den 1990 yılına kadar Tercüman gazetesinde, 1990’dan bu yana da Türkiye gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.8 Şubat 2001 tarihinde İstanbul’da öldü.

    ESERLERİ
    Kültür Emperyalizmi, Müslüman Türkiye, Mabet ve Millet, Mehmet Akif, Yunus Emre,Mevlana, Bizim Alkibiaadis,Ecurufya,Sohbetler 1-2, Temellerin Duruşması,Güneydoğu Yakından,Şiir İncelemeleri, Doğudan Doğuş,Türk Edebiyatı 1-3

    HAKKINDA YAZILANLAR

    Şeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı
    Mahmut Çetin

    1924 yılı Mayıs ayında Elazığ Harput’da doğdu.Harput Sarayhatun Camii imamlığı yapan Ömer Efendi ile Münire Hanım’ın oğludur.Çocukluğu Harput yakınlarında Göllübağ denilen bölgede geçti. Hep bir Harput hasretlisi olarak yaşadı.Elazığ Numune Mektebi’nde ilk tahsiline başlayan (1931) Kabaklı, orta ve lise tahsilini Elazığ’da yaptı.1944 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu parasız yatılı imtihanını kazanarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde yüksek tahsilini tamamladı.

    Öğretmenlik Yılları
    Diyarbakır ve Manisa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı.1956 sonbaharında bir yıllık eğitim stajı için MEB tarafından Paris’e gönderildi.Dönüşünde İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü edebiyat öğretmenliğine tayin edildi (1958-1969) . Bu arada Aydın’da iken başladığı Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1955-1960) . 1969’dan itibaren İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda öğretim üyesi olarak çalıştı.1974’de emekliye ayrıldı.Daha sonra Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda edebiyat dersleri verdi (1975) .

    Yazı Hayatı
    1956 yılında Tercüman gazetesinin fıkra yarışmasını iki kişiyle birlikte kazandı ve aynı gazetede yazı hayatına başladı.1957’den 1990 yılına kadar Tercüman gazetesinde, 1990’dan 2000 yılı sonuna kadar da Türkiye gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. “Gün Işığında” köşesinde değerli makaleleri ile ışık saçtı. Türkiye’ye Türk Milletine ve Türkçeye aşık olup, çok seviyordu. Ve ömrünü bu değerlere hizmet için harcadı. Kalemiyle 54 yıl hizmet etti. arkasında ciltler dolusu eser, makale, şiir ve sohbet ile derin izler bıraktı. Bir ömür emek vererek ülkesine hizmet etti.

    12 Eylül 1980 öncesinde terörün Türkiye'yi teslim almak için dört koldan saldırdığı bir hengamede, bazı zenginler memleketi terk ederken Kabaklı Hoca, toplumumuzun değer yargıları için mücadele veren bir insandı.

    Şeyhül Muharririn
    MEB ve sivil toplum kuruluşları tarafından Ahmet Kabaklı’ya 1997 yılında Şeyhül Muharririn payesi verildi.

    Ahmet Kabaklı Çapa Yüksek Öğretmen Okulu
    Hocalık yaptığı Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na Mehmet Sağlam'ın Milli Eğitim Bakanlığı'nda ismi verilmişti. Ne yazık ki bir sonraki yönetim, 'Ahmet Kabaklı' adını oradan kaldırdı.Ama cenazesindeki kalabalık, bu asil milletin O’nu sevdiğinin ve minnet duygusunun tezahürüdür.

    Türk Edebiyatı Vakfı
    Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı ve Türk Edebiyatı Dergisi’nin genel yönetmenliğini yaptı. Sohbetten aldığı hazzı belki hiçbir şeyde duymazdı.
    Sohbet düşkünlüğünden dolayı Türk Edebiyatı Vakfı'nda sohbet toplantıları tertiplerdi. Bu güzellik 30 yıl sürdü. Türk Edebiyat Vakfı’da 30 yıl her hafta Çarşamba günü açık oturum ve konferanslarla Türk ve İslâm Dünyasının meselelerini gündeme getirdi.Türk Edebiyatı Vakfındaki Çarşamba sohbetleri tatlı bir hatıra olarak kaldı.

    Rahmetli Ahmet Kabaklı çok sevdiği eşini Kadir Gecesi’nde kaybetmişti. Önce eşi Meşkure Hanım girdi ahiret kapısından. Ondan hemen sonra da Kabaklı Hoca. 8 Şubat 2001... Ahmet Kabaklı’nın ameliyatla bir kat daha saflaşan kalbi, dakik bir saat gibi 14.00'te durdu. Türkçe'ye, Türkiye'ye ve Türk insanına aşkla bağlıydı, hiçbir olumsuzluk onu Büyük Türkiye idealinden döndüremedi.

    Eserleri
    Türk Edebiyatı (5 cilt) , Müslüman Türkiye, Mabet ve Millet, Kültür Emperyalizmi, Bürokrasi ve Biz, Mehmed Akif, Yunus Emre, Mevlâna, Mubayyelat-ı Aziz Efendi, Bizim Alkibiyades, Ecurufya, Ejderha Taşı, Nedim, Temellerin Duruşması, Sohbetler, Sultanü’ş Şuarâ ve Şiir İncelemeleri...

  • APO

    01.04.2005 - 22:58

    Öcalan, bugüne kadar iyi bir önderlik yapamadığını şöyle itiraf ediyor:
    'Kürt halkı çok acılı bir halktır; keşke bunlar olmasaydı. Keşke daha iyi önderlik yapabilseydim. Bu iki yüzyıllık bir oyundur. Ben iyi bir önder olamadıysam, özür dilerim..'

    11/05/2001 11:14

    Türkiyede 40 binden fazla insanımızın ölmesine neden olan insan bir oyuna geldiğini itiraf ediyor ama hala bunu anlamayanlar var

    apo=dış mikraklar ve uyuşturucu ticaretidir

    yapılanlar unutulmadı unutulmayacaktır. ve tarihte hiçbir millet devletine başkaldırdıysa iflah olmamıştır

  • filistin

    01.04.2005 - 21:10

    http://www.aqsanews.net/

    bakın ve görün acıyı ve zulmü bunu yapanda 1945 den beri insanların acıma duygularına oynayan bir millet

  • şeytanla dans etmek

    01.04.2005 - 19:03

    şeytanla dans ederim diyenler kendilerini çok akıllı görenlerdir kendini akıllı görmek ise kibirdir kibirde şeytandandır anlayana

  • osmanlı bankası

    01.04.2005 - 18:59

    1863 de kurulan fransız-ingiliz sermayeli banka adı Bank-Osmani-iŞahaneye idi
    Osmanlı devleti adına banknot basma yetkisi verildi Ayrıca bu banka aracılığıyla Avrupadan borç para bulunuyordu
    banka genelde piyasaya yeterli banknot vermeyerek darlık oluşturmuştur
    93 harbi olarak bilinen 1877-78 osmanlı- rus harbinde devletin borç para talebini karşılamayan bankadan 1.dünya savaşı başlangıcında para basma yetkisini kaldırdı
    ayrıca banka osmanlının avrupaya borçlarına karşılık kurulan duyun-i idaresiyle de işbirliği yaparak
    osmanlının tuz, tütün,tekel gelirleri ham ipek,balıkçılık,alkollü içeçek vergilerini ve devletin Doğu rumali vilayetlerinden toplanan vergilerin Avrupaya aktarılması görevi gördü

  • Bosnada sırplarca yapılan vahşet

    01.04.2005 - 18:42

    ne anlatılabilir nede yazılabilir anlamak için görülmesi gereken bir durum
    ama siz anlamak isterseniz
    yahudilerin 2. dünya savaşında başına gelenlerin lafı dahi olmaz
    ve anlmak isterseniz
    anadoluda ermenilerin ve yunanlıların yaptığı zulme benzer
    ve anlamak isterseniz sırpların kökenini
    kazıklı voyvadayı bilmelisiniz
    kadınlara tecevüz edilerek öldürdüler erkeklerin cinsel organlarını kestiler
    ve işi öyle eğlenceye vurdular ki
    turlarla insan avcıları getirdiler
    özellikle fransızlar geliyordu ve buna av partisi deniyordu vurdukları her bosnalı için 1000 frank veriyorlardı duymuşsunuzdur sinaypırlar (ing. neyse) bosnalı su almak için dahi sokağa çıkması ölüm demekti
    sırplar aynı zamanda tarih düşmanıydılar ve hınçlarını osmanlının son kalesi olan bosnadan silmek için mostar köprüsünü dahi bombaladılar

    sırplar için sadece vahşi bir hayvanın dahi yapamayacaklarını yapan insan müsvetteleri denilebilir

  • yolcu

    01.04.2005 - 18:33

    insanın bir yerden bir yere seyahati intikali
    bütün insanlar gerçek uyanışa gidecek bir yolcudur bu hakikat hiçbir şekilde değişmez
    ilk insandan bu yana ve sonrasında devamlı yapılan yapılacak olandır
    bu yolculukta götürülecek iki şey vardır
    Allahın emirlerine uyup uymadıkları
    ve Allah'a isyanı
    yolculuk sonunda yolcuları bu yolculuğa çıkaran değerlendirecektir

    Allah Tüm yolcuları Hak yolun yolcusu yapsın

  • bilim

    01.04.2005 - 18:24

    ilim ve bilim aynı anlamda olan iki kelimedir
    Allahın insana bahşettiği kül den bir cüz ile insan oğlu gene allahın insana öğrettiği eşyanın adıyla aslında var olanı tekrar bulmasıdır.
    hiç bir şey insan için yoktan var edilemez insanda bu yeti yoktur ancak insan Allah'ın kendisine izin verdiği şeyleri yapabilir bulabilir.

    gen teknolojisinde ilerlemeler sonucu bazı çevreler tarafından bu doğma saydıkları din ve Allah olgusunun sonu olarak kabul edildi ama maalesef gözleri kapalı olduğu gibi akılllarıda kapalı olan bu çevre şunu asla anlayamadı her sanatcının mutlaka bir ustası vardır ve hiçbir sanatcı asıl usta kadar hakim değildir eserine

    bir ressam resim yaparken resimini güzel buluyoruz ama hiç o resmi aslından daha güzel bulanımız varmıdır.

    herşeyi yaratan yaradıcı ilim sahibi olup onun ilminden sadece bize izin verilen kadarını kullanıyoruz
    sınır neresi diye sorarsanız sınırı da belirleyen onu verendir ancak o bilebilir.

    ilim insanı bir yaratıcının varlığını dikte eder çünkü ilim ile ilim adamı yaratılan şaheserdeki inceliği ve mükemmel imzayı görür
    yeter ki insanın bazı yerleri kapanmamış olsun

  • mehmet

    01.04.2005 - 18:14

    türklerin hayatına islamiyetle birlikte giren bir kelime peygamberimizin adını zamanla mehemmed olarak türkçe kazanmış daha sonra isim kendini mehmed olarak türkçe isimler arasında yer bulmuştur ismin anlamı güzel, doğru dur Ahmed ve Muhammed isimlerinin anlamlarını paylaşmaktadır
    bu isim ayrıca türkler için Askerliği savaşcı kişiliğini bağımsızlık duygusunuda temsil etmektedir
    her mehmed bir asker ve her askerde mehmetcik dir

  • Şeytanın Gör Dediği

    01.04.2005 - 16:33

    kardeniz sahil kentlerini mutlaka görün yazın yayla şenliklerini pişman olmazsınız hem ucuz hem değer

  • şeytan diyor ki

    01.04.2005 - 16:31

    artık benim adıma başkaları konuşuyor telif hakkı isterim

  • uzay

    01.04.2005 - 16:30

    kolay yoldan para kazanma yolu bazı akl-ı evvel ülkelere halka uzayda bizden başka canlılarlarda var örneğin ben dün gece mehtaba karşı bir uzaylıyla yemek yedim çok romantik oluyor diyerek tişört vb. hatıra eşyası satmaya çalışmaktalar
    kalkıma duyururum ki uzayda mustafa tpaloğlundan başka canlı yoktur.
    lütfen korsana izin vermeyin mustafa topaloğlu kasetlerini uyanıklarından almayın

    nasaya duyuru aradığınız uzaylı 50 yıldır bizim aramızda yaşıyor boşuna aramayın uzaya mesaj göndererek dünyamızın çevresini kirletmeyin

  • göz

    01.04.2005 - 07:03

    güzel bir kozmik olay sanki gerçek insan gözü

  • dış ticaret

    01.04.2005 - 06:15

    gelişmekte olan ülkelerin ve az gelişmiş ülkelerin neredeyse hiçbir zaman + yapamayacağı ticareti
    günümüz dünyası artık sadece tarım ile kendi kendine yeterlilik dönemini geçmiş artan insan ihtiyaçları nedeniyle tüketim de artmıştır iletişiminde artması sonucu dünyanın herhangi bir ülkesinde üretilen bir mala talep doğmakta ve bu mal talebini karşılamak için de ithalat yapılmaktadır

    eğer petrol üreten bir devlet yada zengin maden yatakları (altın uranyum vs) sahip değilseniz ve teknolojik düzeyinizde yeterli değilde
    ithalatı karşılayabilmek için bir şeyler üretmelisiniz ve ürettiğinizi satarak elde edeceğiniz gelirle dış ticaret yapabileceksiniz

    dış tiaret ülkenin refah düzeyini artırıcı etki yapar dış ticaretiniz ne kadar fazla ise o kadarda istihdam yaratabilirsiniz

    az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin dış ticarete konu olan ana malları
    tarım -maden ve ara mallar niteliğindedir

  • Türk tarihi

    01.04.2005 - 05:45

    türk tarihi 5000 yıl kadar öncesine dayanan bir geçmiş hakkında az da olsa bilgilerimiz vardır türk tarihini en eski yazıtları Orhun yazıtlarıdır daha eskilerden gelen yenisey yazıtları maalesef yeterli bilgi verecek durumda değillerdir...........
    orta asyada ve anadoluda birbirinden büyük devletler kurmuşlardır
    türkler tarihleri boyunca daima yöneten insanlar olmuştur hiçbir zaman esaet altında uzun dönem yaşamamıştır
    türk milletinin ve türk tarihinin izlerini
    viyanadan çine kadar yapacağınız yolculukta görebilirsiniz
    hatta japonya
    endonazya
    ve afrikada

  • Tek Yönlü Laiklik

    01.04.2005 - 05:35

    laiklik devletin dine karışmamasıdır yani kişilerin dini inançlarını belirleyen olmadığı gibi sınırlayanda olmamasıdır ama malesef bu konu özellikle türkiyede islami kesim tarafından yanlış anlaşılmakta ve devamlı olarak devlet aleyhine kullanılmaya çalışılan bir konu olmaktan ileri gidememektedir
    Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman kişilerin dini inançlarına baskıcı uygulama getirmemiştir sadece bu yönde ileri sürebilecekleri argüman olan eğitimde başörtüsü olayıdır ki bunun da nede bu noktaya geldiğini en iyi onlar tarafından bilinmektedir.
    iran şahının yıkılışını hazırlayanlar üniversite gençliğiydi dini inançlar öne atılarak iran şahlığı yıkılarak yerine iran molla devleti kuruldu
    günümüz dünyasında refah düzeyi ve inançların en rahat yaşandığı ülke Türkiye maalesef belli bir kesim bu konuyu devamlı kaşıyarak türkiyede sorun çıkartma çalışması yapmakta (tehlikeli yazılar)

    evet laiklik tek yönlüdür çünkü devlet sadece kendi varlık gerekçesine bakar ve kişiler hangi dinden olduğuyla ilgilenmez
    şikayet edenlerin şikayet nedenlerini başka dine mensup insanlarda yapsa devlet aynı uygulamayı yapmaktan çekinmeyecektir

    İnanan insanlar daha kendi iç dünyalarındaki eksikliklerini tamamlamadan tüm toplumu düzeltmeye kalkmaları ne acıdır ve bunu Allah adına yapmaya kalkmaları ne cahilcedir

    ve inananlarca her gün okunan Kur'an da sadece şu konuyu anlamamaları ne acıdır.
    Allah buyuruyor ki hidayeti yalnız ben veririm
    bu dahi anlaşılamazken insanların istedikleri bir laiklik sonrası anlayışları nasıl olacaktır acaba

    not inanan kesime göre (aklı başında olanları tenzih ederim) laiklik dinsizliktir ve dinsiz rejimler tağut olarak algılanır ve tağuti rejimlerinde yıkılması gerekir

  • dinsiz ideolojiler

    01.04.2005 - 05:18

    böyle bir kavram olabilicek bir şeydeğildir. sebebi de
    din ve ideoloji kavramlarının bir birinden ayrı olmasıdır
    Allah tarfından gönderilen din özellikle son din islam kişilere gelmiştir
    devlet ise somut olmaktan çok soyut bir kavramdır ve soyut olan birşeyinde dini olup olmadığını öğrenmek saçma bir bir durumdur.
    ayrıca din bir ideoloji değil yaşam biçimidir ki bu yaşamı anlayışını devletin içine sokmaya kalkarsanız o toplumda yaşayan diğer insanların dini inançları ne olacak tartışması doğar
    eğer çoğunluğun dini neyse devletimin dini de o olsun düşüncesine gidilirse burada çoğunluk olanın başka bir ülkede azınlık olması halinde baskı ve sindirmeyle yok olması anlamına gelirki bunun da ne din anlayışında nede çağdaş insanlık değerlerinde yeri vardır

  • kraliçe

    01.04.2005 - 05:09

    hükümdarın eşi Türklerde melike olarak bir dönem kullanılmıştır

  • şeytan diyor ki

    01.04.2005 - 05:06

    sana söylediklerimin hepsi tatlı zevkli bir hayat geçirmek istersen yapman gerekenler ama benden bir nasihat istersen beni dinleme benim halim sana örnek olsun

  • Gırgır

    01.04.2005 - 05:04

    dalga geçme kafa bulma anlamlarında kullanılır

  • Gırgır

    01.04.2005 - 05:03

    türk mizah hayatında önemli bir dergimiz onunla büyüdük diyebiliriz

  • Gırgır

    01.04.2005 - 05:02

    türk yapımı ilk halı süpürgesi okadar çok tutuldu ki üreticisi yurt içi ve dışı taleplerine yetişemiyordu. malesef daha sonraları teknolojik olarakda ürününü geliştiremeyince silinip gitti
    eğer gerekli özen gösterilseydi belki şu anda türkiyenin yurtdışındak tanınan en önemli ihraç malı olacaktı

Toplam 940 mesaj bulundu