© Copyright Antoloji.Com 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Şu anda buradasınız:Mehmet Çıngır - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı
27 Şubat 2025 Perşembe - 15:00:26
01.03.1954 yılında Antalya’nın Hisarçandır köyünde fakir bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.Beş yaşında annesini kaybetti.İlkokul,ortaokul ve liseyi Antalya’da okudu.1977 yılında kaydolduğu Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nda bir yıl okuduktan sonra ikinci sınıftan devam etmek üzere Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’ne geçti.Son sınıfa kadar burada öğrenimine devam eti.Çıkan olaylar üzerine bu okul geçici olarak kapatlınca Eskişehir Eğitim Enstitüsü’ne geçmek zorunda kaldı.Bitirme sınavlarına bu okulda girdi ve bu okulun Türkçe Bölümü’den 1980 yılında mezun oldu.1982 yılında Antalya Varsak ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atandı.Şiir yazmaya bu yıllarda başladı.İlk şiiri Semerkand dergisinde(Sabah Ezanı),ikinci şiiri Yitik Bavul Dergisi'nde yayımlandı.Şiirlerini serbest ve hece ölçüsüyle yazdı.Şiirlerinde mistik konuların(temaların)yanında vatan,millet,aşk…temalarını da işledi.Öztürkçe’den ödün vermedi.Öykü alanında da denemeleri vardır.
1991 yılında Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.!992 yılında atandığı Antalya Çağlayan Anadolu Lisesinde Çok uzun yıllar Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalıştı.2012-2013 yıllarında T.C TOROS ÜNİVERSİTESİ’nde Yüksek Lisans(Master)yaptı.Evli ve iki çocuk babası olan Mehmet CINGIR 2019 yılında Antalya Çağlayan Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinden emekli oldu.
HAYAT HİKÂYEM
Çocukluğumda ne oyuncaklarım vardı
Ne de bisikletim.
Çok küçük yaşta annemi kaybettim.
Tütüyordu ama baba ocağı,
Görmedim ana kucağı.
Tek odalı bir evde
Bakıyordu bize ninem.
Oydu artık benim annem.
Giydirdiler ölen bir kızın önlüğünü
Okula başladım küçük yaşta,
Fakirdi babam,
Ne üstte vardı ne başta.
On kilometre uzaktaydı okul
Ve iki öğretmen.
Gece gündüz,dağ taş demeden
Bazen gezerek,
Bazen koşarak,
Bazen de yüzerek
Okula gidip geliyordum abimle ben.
Gidip gelirken okula
Hurma’ya Gökdere’den
Ölüverdi bir yaz günü aniden ninem.
Peş peşe bu iki ölüm,
Sarsmıştı küçücük yüreğimi ta derinden
Evlendi babam bu arada yeniden.
Bakacaktı bundan böyle bize üvey annem.
Akşamları şehre bakardık yüksek yerlerden,
Işıl ışıl yanaken
Rüyamıza girerdi şehir.
Derken,
Şehre göç ediyoruz.
Okula şehirde devam ediyorum
İkinci sınıftan itibaren.
Devrim ilkokuluna devam ediyorum
Abim ve ben.
Göz kulak oluyor bize
Komşumuz Mehmet Ali öğretmen.
Evimiz yine tek odalı,bahçeli bir ev…
Elektrik yok.
Gaz lambasıyla aydınlanıyoruz,
Lamba sönünce oluyor tek gözlü bir dev.
Su yok,
Suyu komşulardan alıyoruz.
Ne telefon var ne televizyon;
Ne internet var ne bilgisayar.
Bununla beraber rengarenkti hayallerim.
Gökkuşağı tadındaydı babamın anlattığı masallar.
Ah çocukluğum,bunlara rağmen ne güzeldi!
Çocukluğum,en tatlı anılarımdı.
Babam benim için en özeldi.
Şehre yavaş yavaş alışıyoruz
Fakat çok hızlı bir çocukluk yaşıyoruz.
Hatta yaşamıyoruz.
Yaz tatillerinde küçük yaşımıza rağmen
Abimle ben
Bulduğumuz işlerde çalışıyoruz.
Simit satmak,
Fırıncı çıraklığı yapmak
Lokantalarda bulaşık yıkamak…
Yaptığımız işlerden bazıları.
Babam at arabasıyle şehir içi nakliyecilik yapıyor,
Bazen de gündelik işlerde çalışıyordu.
Derken
Üçüncü sınıfa geçiyorum.
Ve Barbaros ilkokuluna naklimi alıyor babam.
Öğretmenim Nazif Köksal ,
Yaşlıca bir öğretmen
Fakat onu çok severdim ben.
Yıl bin dokuz yüz altmış yedi,
Çok sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirmeme rağmen
İlkokulu ‘pekiyi’derece ile bitiriyorum ben.
O yaz Pamuk çapasına gidiyorum
Aksu’nun Solak köyüne
Yaşım henüz on iki…
Sabahtan akşama kadar güneşin altında çalışıyorum,
Günlük sekiz lira.
Ortaokula kayıt zamanı geldi,
Babam yaylada her yaz olduğu gibi.
Ben çalıştığım için Antalya’daki evimizde
Kardeşlerimle beraber kalıyorum.
Dördü benim annemden,dördü de
Üvey annemden olmak üzere sekiz kardeşiz.
Abim Ramazan,ben,kız kardeşim Yüksel ve Şefik,
Üvey annemden olanlar:
İsmail,Murat,Ayşe ve İbrahim.
Her yaz babam Hisarçandır yaylasına yazlığa gidiyor.
Son dördü küçük olduğu için yaylada.
Kayıt zamanı alıyorum diplomamı
Dört de fotoğraf Antalya İmam-Hatip okuluna gidiyorum.
Müdür yardımcısı Bekir Kaya(Daha sonra okul md.sonra da
MEM oldu)
-Oğlum senin velin yok mu ?dedi
-Hayır hocam yok,dedim.
Diploma derecem”pekiyi”olduğu için Bekir Kaya
Benim velim oldu.
İkinci sınıfta tek “matematik”dersinden sınıf tekrarına kalıyorum.
Biraz büyüyüp güçlendiğim için artık yaz tatillerinde
Yaş sebze ve meyve halinde dayımın yanında çalışıyorum,
Geceleri de küçük parça bir,büyük parça iki liradan
Meyve ve sebze kasası indiriyorum.
Yıl 1975 mevsim ilkbahar, yaza yakın
Yedi yıllık İmam-Hatip Lisesini sekiz yılda bitirdim.
O yıl girdiğim üniversite sınavını kazanamadım.
Yıl 1977 mevsim sonbahar.
O yıl girdiğim üniversite sınavını kazandım,
Ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu
Edebiyat bölümüne kayıt yaptırdım.
Yıl 1978 Gazi Eğitim’e geçtim.
Bu okula bir süre devam ettim,
Ancak çıkan olaylar sonucunda
Siyasetle ilişkim olmadığı halde
Sol görüşlü öğrenciler tarafından saldırıya uğradım.
Ağır yaralı hastaneye kaldırıldığımı hatırlamıyorum.
Bunu daha sonra hastaneden öğreniyorum.
Taburcu olduktan bir süre sonra tekrar okula dönüyorum;
Fakat aynı öğrenciler tarafından ikinci kez saldırıya uğruyorum.
Okula devam etmek artık tehlikeli hale geliyor.
Devam etme imkanı bulamıyor ve Antalya’ya dönüyorum.
Bir süre sonra bir hükümet değişikliği oluyor
Ve ben yeniden okuluma dönüyorum.
Son sınıfa geldiğimde olaylar yeniden patlak veriyor.
Okul kapatılıyor,öğrenciler ülkenin diğer illerine
Grup grup gönderiliyor.
Ben Eskişehir’e gidiyorum.
Eskişehir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden
Seksen ihtilalinden bir gün önce yani 11 Eylül 1980 günü
Mezun oluyorum.
İhtilal dolayısıyla atamalar durduruluyor.
İki yıl aradan sonra 15 Şubat 1982 günü tayini Antalya’ya çıkıyor,
Ve Varsak Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atanıyorum.
!983’te Ayşe Cıngır(Doğan) ile evleniyorum.
Bu evlilikten Osman adında bir oğlum,Fatma Gonca Gül adında da
Bir kızım oluyor.1983’te Erzincan’da askerlik görevimi yapıyorum.
Daha sonra kaydolduğum Anadolu Üniversitesinden
1991 yılında Türk Dili ve Bölümünden mezun oluyor
Ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni oluyorum.
Yıl 1992 Çağlayan Lisesi’ne geçici görevle atanıyorum.
Yıl 1995 Aynı liseye bu defa kadrolu olarak atanıyorum.
2012 yılında Toros Üniversitesinde başladığım Yüksek Lisans(mastır)çalışmalarımı 2013 yılında tamamladım.
Yıl 2016 15 Temmuz…Feto darbe girişimi oluyor
14 Ekim 2016 hayatımın en acı günü…
Hiçbir ilgim olmadığı halde bylock suçlamasıyla görevden alınıyorum.
2019 yılında suçsuzluğum anlaşılıyor ve göreve geri dönüyorum,
Aynı yıl yaş haddinden emekli oluyorum.
Yoldaşımızdı bizim Kur’an ve bayrak.
Ülkümüzdü yeniden Nizam-ı âlemi kurmak
Bayrak şehitlerin üstüne örtülür,biliyorum,
Yine de üstüme bir bayrak örtülmesini diliyorum.
Mezarıma bir Kur’an koyun bir de bayrak
Yağsın bu iki kutsalın nûru üstüme sağnak sağnak
Gelince Münker ve Nekir
Sorunca rabbin kimdir?
Peygamberin kimdir?
Cevap vereyim:
Rabbim Allah,
Peygamberim Muhammed’dir.
Kimin için yaşadın?
İşte Kur’an
Tadı bal,
İşte bayrak,
Rengi al
İşte bunlar için yaşadım ben,
Müslüman veTürk olarak.