Hazımsızlığın sebebi vasıfsızlıktır. Yaratmaya değil kazanmaya odaklı olmak, çevreyi incelemeden sadece küpünü doldurmaktır mesele. Vermeden almak soysuzluktur. Döngüyü bozmak ve hayatı lehine çevirmeye çalışmak sığ zihinlerin tek amacıdır.
Az gelişmiş topluluklarda siyasetçinin çözme sözü vererek başa geldiği sorunlar, aslında onun tüm siyasetini üzerine inşa ettiği bir temel taşıdır. Siyasetçi varlığını bu sorunlara borçludur. Özellikle cahil ve kötü niyetli siyasetçiler, bu sorunları çözüme kavuşturmayı kendi zararlarına çalışmak ve sorunun yarattığı kamuoyunu kaybetmek olarak algılarlar.
Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanacağı bir Everest’i muhakkak vardır demişti Nasuh Mahruki. Şiiri, sanatı, duyguyu, aşkı, değişimi, güzelliği kendine Everest yapmış şairlerin uğrak yeridir Antoloji.
Ben öyle sanıyorum ki bizi korkutan ölümden çok bizim cenaze alaylarıya, asık suratlarla ölüme verdiğimiz korkunç haldir. Çocuklar bile sevdiklerini maske takmış görünce korkarlar. (Montaigne-Ölüm)
Bir maddiyatçı ile bir maneviyatçı sodyum klorür minerali için aynı tarifi yaparlar. Ancak insanın tarifinde anlaşamazlar. İnsanlık kendini tanımak için büyük bir gayret göstermiştir. Bilgin, filozof, şair ve mistiklerin gözlemlerinden oluşan bir hazine sahibi olmamıza rağmen insan hakkındaki görüşlerimiz bazı görünüş ve parçalardan ibarettir. Bu parçalar da bizim metotlarımızla bir araya getirilmiştir. Her birimiz bir hayaletler alayından başka bir şey değiliz. Bilinmez gerçek de bu hayaletler arasında yürüyor. (Alexis Carrel- İnsan denen meçhul)
Otto Rank’e göre kabul kavramı önemlidir. Kendinin kabulü, eksik olduğunun kabulü, yanlış yapabilme ihtimalinin kabulü, bilmediğinin kabulü… Kabulden önce gelen kavram ise düşünüre göre farkındalıktır. Kendi içindeki eksikliğin farkındalığı! Ne yapabileceğinin farkındalığı! Neyi bilmediğinin farkındalığı! Yani düşünüre göre o herşeye yeten, mükemmel görünen, idealize bir benlik hayal eden kişinin ayakları biraz yere basmalıdır. Farkındalık ve kabul konusunda aydınlanmamış insan, beklentiler ve sonuçlar arasındaki uçurum karşısında küçücük kalır. Suçluluk ve yetersizlik hissi ile dolar. Hasta olur.
Tahakküm kurmadan sevmeyi öğrenmeli insan
Durdurup zamanı, ıssızlığa geçmeli
Aşk yalındır yekparedir
Çıkar veya güç ilişkilerinin nesnesine dönüşmemeli
İnsan bilmeli içindekini, ve sevmeli kendini
Serbest bırakmalı ayaklarını, ellerini
Akıl ve kalp birleşmeli severken
Dünya ancak böyle gösterir hazinelerini
Şaşakalır nalan görünce
Ateşle suyun iç içeliğini
Basitle karmaşığın dansını
Geceyle gündüzün aynılığını
Sessizliğin büyüleyici sesini
İçine çekmeli arayıcı hayatı
Severken bir olmalı,
Korumalı ötekini
Bakmalı daha derinden
Geçmeli ızdırabın içinden
Bakarken bulmalı kendini
Sevdiğinin penceresinden
Tekrar tekrar yaptığımız eylemler, kimliğimizin yansımasıdır. Mükemmeliyet bir eylem değil alışkanlıktır. Sürekli ve tutarlı bir çaba insanı ileri taşımada elzemdir. Kayayı çatlatan kuvvetli bir dalga değil, devamlılığı olan damlalardır. (Aristoteles-Nikomakhos’a etik)
Antik Mısır'da hesaplama konusunda kabiliyetli olanlar özel korumalarla gezdirilirdi. Bugünün ilkel topluluklarına baktığımızda ise önlenemez bir beyin göçü görmekteyiz. Akla önem verilmemektedir bu tarz yerlerde. Bunun sonucunda kaybedilmiş özgürlükler, iletişim kopuklulukları, kavram karmaşaları, hayata at gözlüğüyle bakan nesiller, bilmediğinin farkında olmayanlar, tartışma kültüründen bihaber kitleler ortalığı kaplamış durumdadır.
Az gelişmiş devletlerde kalabalıkları rahat bırakmazlar. Hepsini de bir yerlere bağlamak zorunluluğu hisseder yöneticiler. İnsanların bireyleşmesi otoriteye tehdit olarak algılanır daima. Mekanizmayı rahatsız edici seslerin çıkması engellenir. Bu yüzden Mezopotamya civarında binlerce yıldır hep bir tür sıkıyönetim toplulukları ortaya çıkmıştır.
Avm'ye gidenler zengin değiller. Zenginler daha lüks yerlere gitmektedirler. Avm'ye gidenler beyaz yakalılardır. Arjantin'de de durum böyledir. Restoranlar tıklım tıklımdır. Bu durum ekonominin iyi olduğu anlamına gelmez. Para biriktirme ihtimali olmayanlar, bari bugün yaşayalım modundadırlar. (Mahfi Eğilmez.)
Sentaro ölümden kaçmak istemişti. Sonsuz hayat ülkesine büyük bir neşe ile gelmişti. Ama kaderlerine ölümün yazılmadığı ada sakinlerinin ölebilmeyi mutluluk addettiğini görmüştü. O ana kadar zehir sandığı şeyi bu insanlar sağlıklı gıdalar olarak yiyordu. Cennete gidebilmek için ölmeyi ümit ediyorlardı. Ne yazık ki ölme umuduyla o zehirleri yutanların sağlıkları daha da artıyordu. (Ölmek istemeyen adam - Bir Japon masalı)
Karen Horney’e göre sosyallik, asosyallik ve antisosyallik her bireyde belirli ölçülerde bulunmalıdır. Zaman zaman insan içine çıkmalı ona göre insan. Bazen de kendi kabuğuna çekilmeli, kendisi ile başbaşa kalmalı. Bazen de çatışabilmeli birileriyle, kendi fikirlerini farklı fikirlerle mukayese edebilmeli, kendine ait olanları hem tutkulu hem de rasyonel şekilde savunabilmeli.
İnsanı hayvandan farklı kılan yanlardan biri, onun eski yaşam biçimlerinden tıpkı yılanın derisinden yavaşça sıyrıldığı gibi sıyrılma çabasıdır. Hiçbir yaşam biçimi, hiçbir düşünce, hiçbir ideoloji kalıcı değildir. Bunlar ya şekil değişikliğine uğratılır, ya da topyekün terk edilir. İnsan değişmek için elinden geleni yapan, değişime yazgılı, yeninin peşinde koşan, olmayanı olur hale getirmek isteyen bir varlıktır. Eskide ısrar edenler çığın önünde duran bir kuru buğday sapı gibidir. Kısaca değişim ve devinim esastır. Bu devinimin sebebi, insanın evrimsel sürecinde bilincinin de devreye girmiş olmasıdır.
Godot'yu Beklerken
22.11.2024 - 15:07Hazımsızlığın sebebi vasıfsızlıktır. Yaratmaya değil kazanmaya odaklı olmak, çevreyi incelemeden sadece küpünü doldurmaktır mesele. Vermeden almak soysuzluktur. Döngüyü bozmak ve hayatı lehine çevirmeye çalışmak sığ zihinlerin tek amacıdır.
Godot'yu Beklerken
21.11.2024 - 21:24Mantık bahçenin çitidir. Fizik bahçedeki ağaçtır. Etik de ağaçtaki meyvedir. Amaç meyveye ulaşmaktır. Meyve de insanların ahlakının düzgün olmasıdır.
Godot'yu Beklerken
21.11.2024 - 21:22Az gelişmiş topluluklarda siyasetçinin çözme sözü vererek başa geldiği sorunlar, aslında onun tüm siyasetini üzerine inşa ettiği bir temel taşıdır. Siyasetçi varlığını bu sorunlara borçludur. Özellikle cahil ve kötü niyetli siyasetçiler, bu sorunları çözüme kavuşturmayı kendi zararlarına çalışmak ve sorunun yarattığı kamuoyunu kaybetmek olarak algılarlar.
Godot'yu Beklerken
21.11.2024 - 09:41Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanacağı bir Everest’i muhakkak vardır demişti Nasuh Mahruki. Şiiri, sanatı, duyguyu, aşkı, değişimi, güzelliği kendine Everest yapmış şairlerin uğrak yeridir Antoloji.
Godot'yu Beklerken
20.11.2024 - 21:59Ben öyle sanıyorum ki bizi korkutan ölümden çok bizim cenaze alaylarıya, asık suratlarla ölüme verdiğimiz korkunç haldir. Çocuklar bile sevdiklerini maske takmış görünce korkarlar. (Montaigne-Ölüm)
Godot'yu Beklerken
20.11.2024 - 12:36Bir maddiyatçı ile bir maneviyatçı sodyum klorür minerali için aynı tarifi yaparlar. Ancak insanın tarifinde anlaşamazlar. İnsanlık kendini tanımak için büyük bir gayret göstermiştir. Bilgin, filozof, şair ve mistiklerin gözlemlerinden oluşan bir hazine sahibi olmamıza rağmen insan hakkındaki görüşlerimiz bazı görünüş ve parçalardan ibarettir. Bu parçalar da bizim metotlarımızla bir araya getirilmiştir. Her birimiz bir hayaletler alayından başka bir şey değiliz. Bilinmez gerçek de bu hayaletler arasında yürüyor. (Alexis Carrel- İnsan denen meçhul)
Godot'yu Beklerken
19.11.2024 - 12:46Bir ateşi ne kadar kuvvetli yakarsan, odunu o kadar çabuk tüketirsin. (Zenon)
Godot'yu Beklerken
18.11.2024 - 22:41Tok açın halinden anlamaz derler. Ben aç olanların da birbirlerini anlamadıklarını gördüm. (Fyodor Dostoyevski-Ezilenler)
Godot'yu Beklerken
18.11.2024 - 14:00Otto Rank’e göre kabul kavramı önemlidir. Kendinin kabulü, eksik olduğunun kabulü, yanlış yapabilme ihtimalinin kabulü, bilmediğinin kabulü… Kabulden önce gelen kavram ise düşünüre göre farkındalıktır. Kendi içindeki eksikliğin farkındalığı! Ne yapabileceğinin farkındalığı! Neyi bilmediğinin farkındalığı! Yani düşünüre göre o herşeye yeten, mükemmel görünen, idealize bir benlik hayal eden kişinin ayakları biraz yere basmalıdır. Farkındalık ve kabul konusunda aydınlanmamış insan, beklentiler ve sonuçlar arasındaki uçurum karşısında küçücük kalır. Suçluluk ve yetersizlik hissi ile dolar. Hasta olur.
Godot'yu Beklerken
18.11.2024 - 13:05Tahakküm kurmadan sevmeyi öğrenmeli insan
Durdurup zamanı, ıssızlığa geçmeli
Aşk yalındır yekparedir
Çıkar veya güç ilişkilerinin nesnesine dönüşmemeli
İnsan bilmeli içindekini, ve sevmeli kendini
Serbest bırakmalı ayaklarını, ellerini
Akıl ve kalp birleşmeli severken
Dünya ancak böyle gösterir hazinelerini
Şaşakalır nalan görünce
Ateşle suyun iç içeliğini
Basitle karmaşığın dansını
Geceyle gündüzün aynılığını
Sessizliğin büyüleyici sesini
İçine çekmeli arayıcı hayatı
Severken bir olmalı,
Korumalı ötekini
Bakmalı daha derinden
Geçmeli ızdırabın içinden
Bakarken bulmalı kendini
Sevdiğinin penceresinden
(Himself)
Godot'yu Beklerken
18.11.2024 - 11:12Bir sinek bir kartalı
Salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir
Ben de gördüm tozunu
(Yunus Emre)
Godot'yu Beklerken
17.11.2024 - 17:14Kapitalizmin getirdiği mutluluk, insanların sürekli olarak doz artırmak zorunda olduğu hastalıklı bir mutluluk halidir.
Godot'yu Beklerken
17.11.2024 - 12:12İnsanı mutlu eden ödül değil o ödül elimize geçtiğinde zihnimizin aldığı durumdur. (David Eagleman-İncognito)
Godot'yu Beklerken
17.11.2024 - 11:40Tekrar tekrar yaptığımız eylemler, kimliğimizin yansımasıdır. Mükemmeliyet bir eylem değil alışkanlıktır. Sürekli ve tutarlı bir çaba insanı ileri taşımada elzemdir. Kayayı çatlatan kuvvetli bir dalga değil, devamlılığı olan damlalardır. (Aristoteles-Nikomakhos’a etik)
Godot'yu Beklerken
17.11.2024 - 10:09Antik Mısır'da hesaplama konusunda kabiliyetli olanlar özel korumalarla gezdirilirdi. Bugünün ilkel topluluklarına baktığımızda ise önlenemez bir beyin göçü görmekteyiz. Akla önem verilmemektedir bu tarz yerlerde. Bunun sonucunda kaybedilmiş özgürlükler, iletişim kopuklulukları, kavram karmaşaları, hayata at gözlüğüyle bakan nesiller, bilmediğinin farkında olmayanlar, tartışma kültüründen bihaber kitleler ortalığı kaplamış durumdadır.
Godot'yu Beklerken
15.11.2024 - 21:45Az gelişmiş devletlerde kalabalıkları rahat bırakmazlar. Hepsini de bir yerlere bağlamak zorunluluğu hisseder yöneticiler. İnsanların bireyleşmesi otoriteye tehdit olarak algılanır daima. Mekanizmayı rahatsız edici seslerin çıkması engellenir. Bu yüzden Mezopotamya civarında binlerce yıldır hep bir tür sıkıyönetim toplulukları ortaya çıkmıştır.
serbest kürsü
15.11.2024 - 10:40Avm'ye gidenler zengin değiller. Zenginler daha lüks yerlere gitmektedirler. Avm'ye gidenler beyaz yakalılardır. Arjantin'de de durum böyledir. Restoranlar tıklım tıklımdır. Bu durum ekonominin iyi olduğu anlamına gelmez. Para biriktirme ihtimali olmayanlar, bari bugün yaşayalım modundadırlar. (Mahfi Eğilmez.)
Godot'yu Beklerken
13.11.2024 - 11:56Sentaro ölümden kaçmak istemişti. Sonsuz hayat ülkesine büyük bir neşe ile gelmişti. Ama kaderlerine ölümün yazılmadığı ada sakinlerinin ölebilmeyi mutluluk addettiğini görmüştü. O ana kadar zehir sandığı şeyi bu insanlar sağlıklı gıdalar olarak yiyordu. Cennete gidebilmek için ölmeyi ümit ediyorlardı. Ne yazık ki ölme umuduyla o zehirleri yutanların sağlıkları daha da artıyordu. (Ölmek istemeyen adam - Bir Japon masalı)
Godot'yu Beklerken
12.11.2024 - 23:10Sanat eseri yalnızca estetik bir deneyim ve haz sunmaz, aynı zamanda insanın anlam arayışına farklı bir boyut katar.
Godot'yu Beklerken
12.11.2024 - 11:36Medeniyet demek özel yararın kamusal yararı çiğneyememesi demektir.
Godot'yu Beklerken
12.11.2024 - 11:29Karen Horney’e göre sosyallik, asosyallik ve antisosyallik her bireyde belirli ölçülerde bulunmalıdır. Zaman zaman insan içine çıkmalı ona göre insan. Bazen de kendi kabuğuna çekilmeli, kendisi ile başbaşa kalmalı. Bazen de çatışabilmeli birileriyle, kendi fikirlerini farklı fikirlerle mukayese edebilmeli, kendine ait olanları hem tutkulu hem de rasyonel şekilde savunabilmeli.
Godot'yu Beklerken
12.11.2024 - 11:22Eski çağlarda şefler kabileleri biçimlendiriyordu. Modern çağda ise toplumlar şefleri biçimlendirmektedir. (Jean Jack Rousseau)
Godot'yu Beklerken
11.11.2024 - 18:14İnsan bir şey yapmaya yapmaya kötülük öğrenir. (Aristoteles)
Godot'yu Beklerken
11.11.2024 - 18:13İnsanı hayvandan farklı kılan yanlardan biri, onun eski yaşam biçimlerinden tıpkı yılanın derisinden yavaşça sıyrıldığı gibi sıyrılma çabasıdır. Hiçbir yaşam biçimi, hiçbir düşünce, hiçbir ideoloji kalıcı değildir. Bunlar ya şekil değişikliğine uğratılır, ya da topyekün terk edilir. İnsan değişmek için elinden geleni yapan, değişime yazgılı, yeninin peşinde koşan, olmayanı olur hale getirmek isteyen bir varlıktır. Eskide ısrar edenler çığın önünde duran bir kuru buğday sapı gibidir. Kısaca değişim ve devinim esastır. Bu devinimin sebebi, insanın evrimsel sürecinde bilincinin de devreye girmiş olmasıdır.
Toplam 619 mesaj bulundu