Erkek çocuğunun Oedipus kompleksi yaşaması için bir babasının olması gerekmez. Sembolik düzlemde baba figürünün inşa edilmiş olması yeterlidir. Bu figür ataerkil dönemlerde yer alan anlatılarla tekrar tekrar erkek bilinçaltına işlenmiştir. (Jacques Lacan-Benim Öğrettiklerim)
Algı yönetimi önemlidir. Kalabalıkların algısını yönetmek kolaydır. ‘’Belki bu sefer bir şeyleri değiştirebilirler!’’ algısını kafalara güzelce yerleştirip güçlerini daha da pekiştirdi birileri! Her türlü algı oyunundan kurtulmak, ancak etraflıca düşünebilen filozofa özgüdür. Diğerleri her algı yönetimine kolayca teslim olan sıradan, basit kafalardır.
Felsefe soru sorar, bilim ise cevaplar üretir. Soru sorma felsefenin özünde vardır. Varlık var mıdır? Doğru bilgiye ulaşmak mümkün müdür? Evrensel ahlak yasasını objektif mi yoksa subjektif bir temele mi dayandırmalıyım? gibi sorular asırlardır filozoflarca sorulagelmiştir. Yeni nesil insanın merak ettiği en önemli soru ise günümüzde ‘’Nasıl görünüyorum?’’ sorusudur. Buradan felsefe çıkmasını beklememek lazım.
21. asır insanının laneti muhtemelen başkalarının tasarladığı hayatı yaşamak. Belirtilen, bildirilen, emredilen o can yakıcı kalıpların içine girmek. Tüm bu sahtelikleri fark etmek ise ikinci bir lanet olsa gerek. Hayatın akış sesine yabancı olmak. Garipsemek o coşkuyu. O kalın, o yüksek duvarları korumak, daha da sağlam olsun diye uğraşanların acı çığlıklarını hayat sanmak.
Bilim insanlarınca insan denen varlık Doğu Afrika'da ortaya çıkmıştır. Anavatan orasıdır. İnsanlık buradan dünyanın dört bir yanına dağılmıştır. Bilim insanları göçün sebebi üzerinde düşünmüş ve çalışmıştır. Bu göç sebepleri ile ilgili en kuvvetli hipotezlerden biri çeçe sinekleri ile ilgili olan hipotezdir. Hastalık yayan bu böcekten kurtulabilmek için insanoğlu uzaklara gitmeyi tercih etmiştir.
Nevroz insanı uyandırmaya çalışan bir dosttur. İçerideki çatışmayı haber verir. İnsana kendisiyle, korkularıyla yüzleşme çağrısında bulunur. (Carl Gustav Jung- Anılar, düşler, düşünceler)
Dünyanın dörtte üçünde böyledir. Restoranlara bile gidemeyen kalabalıkların yatlarda, villalarda keyif eden vekilleri olur. Bunun iki sebebi vardır. Okumamak ve sorgulamamak. Biat, itaat, kayıtsız şartsız teslimiyet öyle bir sirayet etmiş ki ruhlara! Artık kafaları kumdan çıkarmak neredeyse imkansız hale gelmiş.
İnsanın en büyük iki yüzlülüğü kendi arzularını mazur görürken sevdiği kişinin arzularını affedememesi. (Marcel Proust-Kayıp Zamanın İzinde:Albertine Kayıp)
Esas savaşın id ile süperego arasında olduğu anlaşılmadan ve o alanlar derinlemesine incelenmeden bireysel faşizm ile makro faşizm arasındaki farkı anlamak, analiz etmek mümkün olmaz. Cahil kesim savaşı daima sokaklarda arayıp yüzeysel müdahalelerle çözüm getireceklerini sanırlar.
Kant’çı perspektifin o dürüstlükten hiç şaşmayan, taviz vermeyen kişilerinin az gelişmiş topluluklarda yaşama şansları yoktur. Dürüstlükten asla taviz vermeyen kişilerin kerizlenmesi ve en alt seviyelere düşmesi çok olasıdır böyle yerlerde. Netice itibariyle az gelişmiş topluluklarda zamanla erdemli, dürüst, etik sınırlar dahilinde hareket eden insan görme ihtimali, yerde para bulma ihtimali kadar azalır. Böyle yerlerde parlamak için maalesef çirkinleşmek lazımdır.
Hiçbir rejim, toplumdan bağımsız olarak oluşmaz. Ve ne kadar despot, ne kadar menfi olursa olsun hiçbir lider gökten zembille inmez. Pek çoklarının hoşlanmadığı otoriter yönetimler bile aslında yine aynı kişilerin içten içe istediği rejimlerdir. Kişi bunu istemediğini söylese, hatta düzenin değişmesini istediğini haykırsa dahi bunun bir de bilinçdışı alanı vardır. İşte o alan, görünürde sevilmeyen, kötü yönetimlerin yaratıldığı alandır.
‘’People don't have moments. Moments have people!’’ Yani insanların anları değil, anların insanları vardır demiştir Erving Goffman. Birey adım attığı sahneye ve oynadığı role göre şekillenen bir varlıktır. Bir tiyatro oyuncusudur. Yani insan özü sözü bir olan bir varlık değildir. Çok çok az insan değişmeyen, sabit, samimi, güvenilir biri olduğu yanılsaması yaratabilir demiştir düşünür. Goffman böyle bir yaklaşım sergileyerek esasen Bourdieu’nun Habitusunu parçalamış da olmaktadır.
Bilimsellik yalnızca bilimsel bilgiyi öğrenmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda bu bilgiyi eleştirel bir biçimde analiz etme, sorgulama ve yeni bilgiler yaratmayı da kapsar. Eğitim sistemlerinin öğrencilere bilimin temel ilkelerini öğretmenin ötesine geçerek onlara bu ilkeleri nasıl uygulayacaklarını da göstermesi gerekir. Bilim eğitimi süresince öğrencilere sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemeleri, gözlem yapmaları ve hipotez geliştirmeleri için uygun ortamların sağlanması önemlidir. Öğretmenler sadece bilgi veren değil, bilimsel düşünmeyi teşvik eden rehberler olmalıdır.
Eylem ve emeği yok sayan kendi ölçüsünü kaptırır, ıskalar. Başkasının ölçüsünün bir yan olayı olarak kalmaya, bir kurban olmaya mahkumdur. (Hans Christian Andersen-Gölge)
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:42Erkek çocuğunun Oedipus kompleksi yaşaması için bir babasının olması gerekmez. Sembolik düzlemde baba figürünün inşa edilmiş olması yeterlidir. Bu figür ataerkil dönemlerde yer alan anlatılarla tekrar tekrar erkek bilinçaltına işlenmiştir. (Jacques Lacan-Benim Öğrettiklerim)
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:42Sibernetik: Canlılardaki sinir sistemini bilgisayar sistemleri ile karşılaştıran, bilgisayar sistemlerine uyarlamaya çalışan bilim dalıdır.
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:41Algı yönetimi önemlidir. Kalabalıkların algısını yönetmek kolaydır. ‘’Belki bu sefer bir şeyleri değiştirebilirler!’’ algısını kafalara güzelce yerleştirip güçlerini daha da pekiştirdi birileri! Her türlü algı oyunundan kurtulmak, ancak etraflıca düşünebilen filozofa özgüdür. Diğerleri her algı yönetimine kolayca teslim olan sıradan, basit kafalardır.
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:40Felsefe soru sorar, bilim ise cevaplar üretir. Soru sorma felsefenin özünde vardır. Varlık var mıdır? Doğru bilgiye ulaşmak mümkün müdür? Evrensel ahlak yasasını objektif mi yoksa subjektif bir temele mi dayandırmalıyım? gibi sorular asırlardır filozoflarca sorulagelmiştir. Yeni nesil insanın merak ettiği en önemli soru ise günümüzde ‘’Nasıl görünüyorum?’’ sorusudur. Buradan felsefe çıkmasını beklememek lazım.
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:3921. asır insanının laneti muhtemelen başkalarının tasarladığı hayatı yaşamak. Belirtilen, bildirilen, emredilen o can yakıcı kalıpların içine girmek. Tüm bu sahtelikleri fark etmek ise ikinci bir lanet olsa gerek. Hayatın akış sesine yabancı olmak. Garipsemek o coşkuyu. O kalın, o yüksek duvarları korumak, daha da sağlam olsun diye uğraşanların acı çığlıklarını hayat sanmak.
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:38Bilim insanlarınca insan denen varlık Doğu Afrika'da ortaya çıkmıştır. Anavatan orasıdır. İnsanlık buradan dünyanın dört bir yanına dağılmıştır. Bilim insanları göçün sebebi üzerinde düşünmüş ve çalışmıştır. Bu göç sebepleri ile ilgili en kuvvetli hipotezlerden biri çeçe sinekleri ile ilgili olan hipotezdir. Hastalık yayan bu böcekten kurtulabilmek için insanoğlu uzaklara gitmeyi tercih etmiştir.
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:38Nevroz insanı uyandırmaya çalışan bir dosttur. İçerideki çatışmayı haber verir. İnsana kendisiyle, korkularıyla yüzleşme çağrısında bulunur. (Carl Gustav Jung- Anılar, düşler, düşünceler)
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:37Acaba insanı gerçekten yaralayan kaybetmek mi, yoksa niçin kaybettiğini hiçbir zaman öğrenememek mi? (Fyodor Dostoyevski-Ecinniler)
Godot'yu Beklerken
13.06.2026 - 02:37Denizin artık güzelliği değil daha ziyade kayıtsızlığı işliyordu ruhumun derinlerine! (Fernando Pessoa-Huzursuzluğun Kitabı)
Godot'yu Beklerken
08.06.2026 - 14:44Dünyanın dörtte üçünde böyledir. Restoranlara bile gidemeyen kalabalıkların yatlarda, villalarda keyif eden vekilleri olur. Bunun iki sebebi vardır. Okumamak ve sorgulamamak. Biat, itaat, kayıtsız şartsız teslimiyet öyle bir sirayet etmiş ki ruhlara! Artık kafaları kumdan çıkarmak neredeyse imkansız hale gelmiş.
Godot'yu Beklerken
08.06.2026 - 13:59İnsanın en büyük iki yüzlülüğü kendi arzularını mazur görürken sevdiği kişinin arzularını affedememesi. (Marcel Proust-Kayıp Zamanın İzinde:Albertine Kayıp)
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:25Esas savaşın id ile süperego arasında olduğu anlaşılmadan ve o alanlar derinlemesine incelenmeden bireysel faşizm ile makro faşizm arasındaki farkı anlamak, analiz etmek mümkün olmaz. Cahil kesim savaşı daima sokaklarda arayıp yüzeysel müdahalelerle çözüm getireceklerini sanırlar.
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:24Kant’çı perspektifin o dürüstlükten hiç şaşmayan, taviz vermeyen kişilerinin az gelişmiş topluluklarda yaşama şansları yoktur. Dürüstlükten asla taviz vermeyen kişilerin kerizlenmesi ve en alt seviyelere düşmesi çok olasıdır böyle yerlerde. Netice itibariyle az gelişmiş topluluklarda zamanla erdemli, dürüst, etik sınırlar dahilinde hareket eden insan görme ihtimali, yerde para bulma ihtimali kadar azalır. Böyle yerlerde parlamak için maalesef çirkinleşmek lazımdır.
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:23Hiçbir rejim, toplumdan bağımsız olarak oluşmaz. Ve ne kadar despot, ne kadar menfi olursa olsun hiçbir lider gökten zembille inmez. Pek çoklarının hoşlanmadığı otoriter yönetimler bile aslında yine aynı kişilerin içten içe istediği rejimlerdir. Kişi bunu istemediğini söylese, hatta düzenin değişmesini istediğini haykırsa dahi bunun bir de bilinçdışı alanı vardır. İşte o alan, görünürde sevilmeyen, kötü yönetimlerin yaratıldığı alandır.
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:22Felsefe sadece akıl yürütme değil, öfkenin estetize edilmesidir. Filozof yanlış gidişi görüp bunun için birilerini rahatsız edendir aynı zamanda.
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:22Arzuya cevap vermemek akılla değil isyan ve öfke ile olur. (Platon-Menon)
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:21‘’People don't have moments. Moments have people!’’ Yani insanların anları değil, anların insanları vardır demiştir Erving Goffman. Birey adım attığı sahneye ve oynadığı role göre şekillenen bir varlıktır. Bir tiyatro oyuncusudur. Yani insan özü sözü bir olan bir varlık değildir. Çok çok az insan değişmeyen, sabit, samimi, güvenilir biri olduğu yanılsaması yaratabilir demiştir düşünür. Goffman böyle bir yaklaşım sergileyerek esasen Bourdieu’nun Habitusunu parçalamış da olmaktadır.
Godot'yu Beklerken
07.06.2026 - 23:20Bilimsellik yalnızca bilimsel bilgiyi öğrenmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda bu bilgiyi eleştirel bir biçimde analiz etme, sorgulama ve yeni bilgiler yaratmayı da kapsar. Eğitim sistemlerinin öğrencilere bilimin temel ilkelerini öğretmenin ötesine geçerek onlara bu ilkeleri nasıl uygulayacaklarını da göstermesi gerekir. Bilim eğitimi süresince öğrencilere sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemeleri, gözlem yapmaları ve hipotez geliştirmeleri için uygun ortamların sağlanması önemlidir. Öğretmenler sadece bilgi veren değil, bilimsel düşünmeyi teşvik eden rehberler olmalıdır.
Godot'yu Beklerken
04.06.2026 - 00:16Godot dün olduğu gibi bugün de gelmedi. Değil yarın, yarından sonra da gelmeyecek. İnsan olduğu müddetçe gelmeyecek.
Godot'yu Beklerken
03.06.2026 - 23:16Sonsuz bir şimdide yaşadığımızdan artık bugünkünden farklı bir geleceği tahayyül etmeyi beceremiyoruz gibi. (Mark Fisher-Kapitalist gerçekçilik)
Godot'yu Beklerken
03.06.2026 - 23:15Daima aynı şey! Her yere gitmeyi, her şeyi görmeyi istiyoruz ya, uzun sözün kısası hiçbiri gerçekleşmiyor tasarılarımızın. (Anna Grigorievna-Günlük)
Godot'yu Beklerken
03.06.2026 - 00:57İnsanın en büyük yanılgısı, insanlaştırılmış olan her şeyi gerçek sanmasıdır. (Hans Christian Andersen-Gölge)
Godot'yu Beklerken
03.06.2026 - 00:56Hakikat yüzünden ölmeyelim diye sanat var. (Friedrich Nietzsche-Müziğin ruhundan tragedyanın doğuşu)
Godot'yu Beklerken
03.06.2026 - 00:55Eylem ve emeği yok sayan kendi ölçüsünü kaptırır, ıskalar. Başkasının ölçüsünün bir yan olayı olarak kalmaya, bir kurban olmaya mahkumdur. (Hans Christian Andersen-Gölge)
Toplam 726 mesaj bulundu