Selam olsun; kış uykusuna yatanlara, yaşamak için kendinden bir şey satanlara, dünyaya güzellik katanlara, iyiliğin gücü bir yerlerine batanlara, boğaza takılı kalmış elmaya, öpücük bekleyen kurbağaya, konuşmadan susmaya, içmeden de kusmaya, her dizede onu yazmaya, kalp ritmiyle dünyayı sarsmaya, sarma olacak asmaya, ortamı inceden kasmaya, yeni yaşa basmaya, boynumuzdaki tasmaya...
Mektepte uzaktan eğitim devam ediyor, kimileri online kimileri offline. Sonbaharın son günlerine girdiğimiz dönemde içimizdeki karantinaya, her an biraz daha yaklaştığımız uçurumun kıyısına, insanın hayırlısına, talihin atarlısına, sevginin kararlısına, özlemle beklediğim benim için açılacak börek ve baklavanın yararlısına. Geceye eşlik etsin diye nil burak söylüyor; "yalnızım ben".
Mafya babasının kızı olan grace babasının insanları cezalandırmasına isyan ederek evden kaçar. Bir dağ kasabasına saklanır. Güzelliğiyle herkesi büyüler :)) huzur dolu gözüken bu kasabanın gerçek yüzünü bedeninde ve ruhunda hissedecektir. Yine de insanları affeder. Cezayı affetmek erdem değil kibirdir. Affetmek ağızda kolay gerçekte nerdeyse imkansızdır. Kasabaya azize olarak gelen Grace sonunda ortalığın .......... :)) aslında çekilen bir film değil felsefe. Zaten trier in biz film tutkunlariyla derdi nedir bilinmez. Sabrınız varsa izleyebilirsiniz
Bu filmin izleyici de uyandırdığı hayran kalma ya da hiç beğenmeme ortası yok. Aslında klasik bir romantik filmde olaylar nasıl gelişirse "HER" de de öyle gelişiyor. Eşinden ayrılmış, asosyallikte nirvanaya ulaşmış, kalbi kırık, ne yapacağını bilmez bir haldeki theodore bir gün bir işletim sistemi satın alır ve içindekileri ona dökmeye, onunla sohbet etmeye başlar, bundan da hayli zevk alır. Nitekim bir gün ona aşık olduğunun farkına varır. Samantha da ona karşı boş dir hani :)) Bir ilişkiye başlarlar. Yani olay örgüsü klasik romantik filmlerden farklı değil. Farklı tarafıysa teknolojinin iyice hayatımızı sardığı, her şeyin basitleştiği, ilişkilerin "sanal"laştığı, yakınımızdakilere bir "mektup" dahi yazamadığımız bir gelecekte geçmesi ve işletim sistemlerinin hiper zeki haline gelmeleri. Böyle bir gelecekte geçen filmin en farklı tarafı da bir işletim sistemiyle bir adamın aşkını(?) anlatması. Evet, aslında teknolojik bir sistemle bir insanın ilişkisi hep anlatılmış bir şey. genelde bu robot olur. robotlarla insanlar arasındaki ilişkiye odaklanılır. burada ise robot mobot yok, "ses"ten ibaret bir sistem var. Yalnız Scarlet Johanson sesiyle de başta akıl bırakmıyor :))
Fıght Club ile gönlümüzdeki yeri çok farklı olan David Fincher üstadımızın ikinci filmi olan Se7en'in başrollerinde Brad Pitt ve Morgan Freeman var. Yardımcı rollerdeki önemli oyuncu ise Gwyneth Paltrow ve filmin asıl kahramanı olan gizemli seri katilin ise giriş jeneriğinde ismi görünmüyor. Böyle yapılması iyi olmuş; çünkü filmdeki gizem ve izleyicinin merakı canlı tutulmuş zaten film biter bitmez ters akan jenerikte ilk onun ismi geçiyor. Yılların dedektifi Somerset ve şehre yeni taşınan Mills'in beraber çıktıkları ilk cinayet bir oburun ölümü olur, devamında ise bir avukatın öldürülmesiyle bu cinayetlerin bir planın parçası olduklarını ve işlenecek beş cinayet daha olduğunu anlarlar; çünkü bir seri katil Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günahı işleyenleri öldürmektedir. Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günah filmin temelini oluşturuyor ve bu konuyu kapsayan bir sürü kitap bulunuyor ki bu kitaplar filmde çok önemli bir yer tutuyor Ayrıca finaldeki diyalogda günümüz toplumu da eleştiriliyor. Sürekli yağmur yağan ve kasvetli ortamlarda geçen filmde, cinayetlerin işleniş biçimleri de rahatsız edici olmuş. Film yarısından sonra hareketlenmeye başlıyor ve finale doğru filmden gözünüzü ayıramıyorsunuz ve olacakları sabırsızlıkla bekliyorsunuz.
Lincoln Six-Echo (McGregor) 21. yüzyılın ortalarında, görünüşe göre ütopik; ama dışa kapalı bir tesiste yaşamaktadır. Bu tesiste cinslerin birbirleriyle teması yasaktır. Kişiye göre yemek çıkmaktadır.
Dikkatle kontrol edilen bu ortamın diğer sakinleri gibi, Lincoln da ‘Ada’ya gönderilmenin hayaliyle yanıp tutuşuyordur. Söylentilere göre, burası gezegendeki son kirletilmemiş bölgedir; fakat Lincoln tesise giren bir uçucu böceğin sayesinde anlar ki varoluşuyla ilgili her şey bir yalandan ibarettir. Kendisi ve tesisin diğer tüm sakinleri aslında birer klondurlar ve yaşamalarının tek nedeni kopyalandıkları insanlara “organ” temin etmektir. Dalak, ciğer, böbrek ne lazımsa;:)) Lincoln, kendisinden “hasat” yapılmasının an meselesi olduğunu fark edince, Jordan Two-Delta (Johansson). "Scarlett bu filmde bir baska güzel filmden bağımsızdır :))" cüretkâr bir kaçış gerçekleştirir. Bir zamanlar yuvaları olan kurumun sinsi güçleri tarafından amansızca takip edilen Lincoln ve Jordan, hayatta kalabilmek ve üreticileriyle tanışmak için çılgınca kaçmaya başlarlar.
El Cuerpo (Ceset) filmiyle takibime giren İspanyol Yönetmen Oriol Paulo'nun sonu bize çüş dedirtecek suç, gerilim, gizem üçgeninde gözükse de büyük bir dram ve intikam öyküsü anlatan filmi "Contratiempo". Adrian hergelesinin sevgilisiyle yaptığı son kaçamak dönüm noktası olur. Dönüş yolunda yaptıkları kaza yaşantılarını allak bullak eder. Kazada sevgilisi Laura ile birlikte kendilerine bir şey olmaz; fakat diğer araçtaki kişi tahtalı köyü boylar. Bu olayı örtbas etmek için ne gerekiyorsa yaparlar. Adrian'ın ifadeleriyle filmi onun gözünden izleriz; ama puzzle eksik kalır. Bu nokta da avukat Virginia Goodman'ın yönlendirmeleri puzzle tamamlamaya yardımcı olur. Laura'yı sıkıştırdığı sorularla bu sefer filmi Laura'nın gözünden izleriz. Gerçeklik böylece yer değiştirir bir hale gelir. Filmin en vurucu noktalarından biri ayrıntıya inmedigimiz için kaçırdığımız şeyler. Güzel bir senaryo son dakikaya kadar gizemini koruyup ters köşe yapıyor. Ben yönetmenin iki filmini de beğendim. Gizemli bir gün olsun diyorsanız degerlendirebilirsiniz.
Uzun zamandır romantizm kokan filmler paylaşıyordum. Biraz tarz değişikliği yapalım. Equilibrium harikulade bir bilim kurgu. Sinema sektöründe fazla bilim kurgu çekilemiyor ve çekilenler de beni çekmiyor; fakat bu filmde çok az görsel efekt kullanılmasına rağmen insanı içine çekmesini biliyor. Peki bu ne demek? Oyunculuk ve senaryonun filmi taşıdığı olabilir mesela :))
Filmde insanların barındırdığı pek çok duygunun, gezegeni yaşanmaz bir yer haline getirdiği için yok edilmesi konu edinmiş. Prozium adlı enjekte ilaçla hislerinin yok edilmesi sağlanıyor ve duyguları tetikleyecek resim,müzik,kitap ve sanatsal nesneler yasaklanıyor yasağa uymayanlar öldürülüyor ve eşyaları yakılıyor. Böylece hiç kavgasız; lakin ruhsuz bir insan topluluğu ortaya çıkıyor. Rahip Preston (Balelerin Christian) pedere en yakın birinci sınıf rahiplerdendir görevi de hissetme suçlularını bulup, teslim etmektir. İnsafı yoktur hissetti diye karısının ölümüne bile kayıtsız kalmıştır. Bir gün prozium ilacını yanlışlıkla kırar ve film burada kopmaya başlar. Daha sonra günlerce bu ilacı almaz ve duyguları su yüzüne çıkar. Ölüm mahkumu hisseden bir manitanın mavi gözlerinde yaşadığını hissediverir. Artık ok yaydan çıkmıştır. Bu düzen değişmelidir :))
aslında
13.12.2020 - 19:04:))
hayat size neler öğretti?
06.12.2020 - 13:08Öğrendiğim bir şey varsa hiçbir şey öğrenemediğim!
ben sana layık değilim
05.12.2020 - 21:38Geceye tebessüm olsun :))
Şapkadan çıkan tavşan
05.12.2020 - 17:16Bu şapkadan tavşan çıkmaz!
Şarkısız Kalma
02.12.2020 - 21:18Selam olsun; kış uykusuna yatanlara, yaşamak için kendinden bir şey satanlara, dünyaya güzellik katanlara, iyiliğin gücü bir yerlerine batanlara, boğaza takılı kalmış elmaya, öpücük bekleyen kurbağaya, konuşmadan susmaya, içmeden de kusmaya, her dizede onu yazmaya, kalp ritmiyle dünyayı sarsmaya, sarma olacak asmaya, ortamı inceden kasmaya, yeni yaşa basmaya, boynumuzdaki tasmaya...
Prenses için çalıyor F.A.
alıntı kitap cümleleri
02.12.2020 - 19:31''çalışmaktan başka her şey yasaklanmıştı: sokakta yürümek, şarkı söylemek, eğlenmek, dans etmek, buluşmak, her şey yasaklanmıştı."
1984, George Orwell
Yalnızlar Mektebi
28.11.2020 - 21:21Mektepte uzaktan eğitim devam ediyor, kimileri online kimileri offline. Sonbaharın son günlerine girdiğimiz dönemde içimizdeki karantinaya, her an biraz daha yaklaştığımız uçurumun kıyısına, insanın hayırlısına, talihin atarlısına, sevginin kararlısına, özlemle beklediğim benim için açılacak börek ve baklavanın yararlısına. Geceye eşlik etsin diye nil burak söylüyor; "yalnızım ben".
günün tavsiyesi
28.11.2020 - 20:19Mafya babasının kızı olan grace babasının insanları cezalandırmasına isyan ederek evden kaçar. Bir dağ kasabasına saklanır. Güzelliğiyle herkesi büyüler :)) huzur dolu gözüken bu kasabanın gerçek yüzünü bedeninde ve ruhunda hissedecektir. Yine de insanları affeder. Cezayı affetmek erdem değil kibirdir. Affetmek ağızda kolay gerçekte nerdeyse imkansızdır. Kasabaya azize olarak gelen Grace sonunda ortalığın .......... :)) aslında çekilen bir film değil felsefe. Zaten trier in biz film tutkunlariyla derdi nedir bilinmez. Sabrınız varsa izleyebilirsiniz
Sonra dedim ki
27.11.2020 - 10:24Dellen Benimle!
fal
25.11.2020 - 20:31Yıllardır bir derdin var içine çökmüş :))
Sonra dedi ki
25.11.2020 - 12:05Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle!
iyi geceler öpücüğü
23.11.2020 - 23:57Prensesin uykusuyum
FA
tiye almak
23.11.2020 - 20:29Geçiş çok güzel :))
günün tavsiyesi
17.11.2020 - 20:02Bu filmin izleyici de uyandırdığı hayran kalma ya da hiç beğenmeme ortası yok. Aslında klasik bir romantik filmde olaylar nasıl gelişirse "HER" de de öyle gelişiyor. Eşinden ayrılmış, asosyallikte nirvanaya ulaşmış, kalbi kırık, ne yapacağını bilmez bir haldeki theodore bir gün bir işletim sistemi satın alır ve içindekileri ona dökmeye, onunla sohbet etmeye başlar, bundan da hayli zevk alır. Nitekim bir gün ona aşık olduğunun farkına varır. Samantha da ona karşı boş dir hani :)) Bir ilişkiye başlarlar. Yani olay örgüsü klasik romantik filmlerden farklı değil. Farklı tarafıysa teknolojinin iyice hayatımızı sardığı, her şeyin basitleştiği, ilişkilerin "sanal"laştığı, yakınımızdakilere bir "mektup" dahi yazamadığımız bir gelecekte geçmesi ve işletim sistemlerinin hiper zeki haline gelmeleri. Böyle bir gelecekte geçen filmin en farklı tarafı da bir işletim sistemiyle bir adamın aşkını(?) anlatması. Evet, aslında teknolojik bir sistemle bir insanın ilişkisi hep anlatılmış bir şey. genelde bu robot olur. robotlarla insanlar arasındaki ilişkiye odaklanılır. burada ise robot mobot yok, "ses"ten ibaret bir sistem var. Yalnız Scarlet Johanson sesiyle de başta akıl bırakmıyor :))
Sonra dedim ki
12.11.2020 - 21:55Ben şimdi senin
Bana geldiğin yöndeyim
günün tavsiyesi
12.11.2020 - 21:16Bir uyku sessizliği...
kısa film
08.11.2020 - 12:06günün tavsiyesi
07.11.2020 - 23:22Fıght Club ile gönlümüzdeki yeri çok farklı olan David Fincher üstadımızın ikinci filmi olan Se7en'in başrollerinde Brad Pitt ve Morgan Freeman var. Yardımcı rollerdeki önemli oyuncu ise Gwyneth Paltrow ve filmin asıl kahramanı olan gizemli seri katilin ise giriş jeneriğinde ismi görünmüyor. Böyle yapılması iyi olmuş; çünkü filmdeki gizem ve izleyicinin merakı canlı tutulmuş zaten film biter bitmez ters akan jenerikte ilk onun ismi geçiyor. Yılların dedektifi Somerset ve şehre yeni taşınan Mills'in beraber çıktıkları ilk cinayet bir oburun ölümü olur, devamında ise bir avukatın öldürülmesiyle bu cinayetlerin bir planın parçası olduklarını ve işlenecek beş cinayet daha olduğunu anlarlar; çünkü bir seri katil Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günahı işleyenleri öldürmektedir. Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günah filmin temelini oluşturuyor ve bu konuyu kapsayan bir sürü kitap bulunuyor ki bu kitaplar filmde çok önemli bir yer tutuyor Ayrıca finaldeki diyalogda günümüz toplumu da eleştiriliyor. Sürekli yağmur yağan ve kasvetli ortamlarda geçen filmde, cinayetlerin işleniş biçimleri de rahatsız edici olmuş. Film yarısından sonra hareketlenmeye başlıyor ve finale doğru filmden gözünüzü ayıramıyorsunuz ve olacakları sabırsızlıkla bekliyorsunuz.
kısa film
06.11.2020 - 19:23dinle bu şarkım sana dinle
05.11.2020 - 23:02günün tavsiyesi
04.11.2020 - 19:40Lincoln Six-Echo (McGregor) 21. yüzyılın ortalarında, görünüşe göre ütopik; ama dışa kapalı bir tesiste yaşamaktadır. Bu tesiste cinslerin birbirleriyle teması yasaktır. Kişiye göre yemek çıkmaktadır.
Dikkatle kontrol edilen bu ortamın diğer sakinleri gibi, Lincoln da ‘Ada’ya gönderilmenin hayaliyle yanıp tutuşuyordur. Söylentilere göre, burası gezegendeki son kirletilmemiş bölgedir; fakat Lincoln tesise giren bir uçucu böceğin sayesinde anlar ki varoluşuyla ilgili her şey bir yalandan ibarettir. Kendisi ve tesisin diğer tüm sakinleri aslında birer klondurlar ve yaşamalarının tek nedeni kopyalandıkları insanlara “organ” temin etmektir. Dalak, ciğer, böbrek ne lazımsa;:)) Lincoln, kendisinden “hasat” yapılmasının an meselesi olduğunu fark edince, Jordan Two-Delta (Johansson). "Scarlett bu filmde bir baska güzel filmden bağımsızdır :))" cüretkâr bir kaçış gerçekleştirir. Bir zamanlar yuvaları olan kurumun sinsi güçleri tarafından amansızca takip edilen Lincoln ve Jordan, hayatta kalabilmek ve üreticileriyle tanışmak için çılgınca kaçmaya başlarlar.
günün tavsiyesi
03.11.2020 - 15:03El Cuerpo (Ceset) filmiyle takibime giren İspanyol Yönetmen Oriol Paulo'nun sonu bize çüş dedirtecek suç, gerilim, gizem üçgeninde gözükse de büyük bir dram ve intikam öyküsü anlatan filmi "Contratiempo". Adrian hergelesinin sevgilisiyle yaptığı son kaçamak dönüm noktası olur. Dönüş yolunda yaptıkları kaza yaşantılarını allak bullak eder. Kazada sevgilisi Laura ile birlikte kendilerine bir şey olmaz; fakat diğer araçtaki kişi tahtalı köyü boylar. Bu olayı örtbas etmek için ne gerekiyorsa yaparlar. Adrian'ın ifadeleriyle filmi onun gözünden izleriz; ama puzzle eksik kalır. Bu nokta da avukat Virginia Goodman'ın yönlendirmeleri puzzle tamamlamaya yardımcı olur. Laura'yı sıkıştırdığı sorularla bu sefer filmi Laura'nın gözünden izleriz. Gerçeklik böylece yer değiştirir bir hale gelir. Filmin en vurucu noktalarından biri ayrıntıya inmedigimiz için kaçırdığımız şeyler. Güzel bir senaryo son dakikaya kadar gizemini koruyup ters köşe yapıyor. Ben yönetmenin iki filmini de beğendim. Gizemli bir gün olsun diyorsanız degerlendirebilirsiniz.
günün tavsiyesi
02.11.2020 - 20:33Uzun zamandır romantizm kokan filmler paylaşıyordum. Biraz tarz değişikliği yapalım. Equilibrium harikulade bir bilim kurgu. Sinema sektöründe fazla bilim kurgu çekilemiyor ve çekilenler de beni çekmiyor; fakat bu filmde çok az görsel efekt kullanılmasına rağmen insanı içine çekmesini biliyor. Peki bu ne demek? Oyunculuk ve senaryonun filmi taşıdığı olabilir mesela :))
Filmde insanların barındırdığı pek çok duygunun, gezegeni yaşanmaz bir yer haline getirdiği için yok edilmesi konu edinmiş. Prozium adlı enjekte ilaçla hislerinin yok edilmesi sağlanıyor ve duyguları tetikleyecek resim,müzik,kitap ve sanatsal nesneler yasaklanıyor yasağa uymayanlar öldürülüyor ve eşyaları yakılıyor. Böylece hiç kavgasız; lakin ruhsuz bir insan topluluğu ortaya çıkıyor. Rahip Preston (Balelerin Christian) pedere en yakın birinci sınıf rahiplerdendir görevi de hissetme suçlularını bulup, teslim etmektir. İnsafı yoktur hissetti diye karısının ölümüne bile kayıtsız kalmıştır. Bir gün prozium ilacını yanlışlıkla kırar ve film burada kopmaya başlar. Daha sonra günlerce bu ilacı almaz ve duyguları su yüzüne çıkar. Ölüm mahkumu hisseden bir manitanın mavi gözlerinde yaşadığını hissediverir. Artık ok yaydan çıkmıştır. Bu düzen değişmelidir :))
Yalnızlar Mektebi
02.11.2020 - 18:32Her zaman olduğu gibi yine ilk kez mektepte, Gaye hanımefendileri söylüyor isyan manifestosu
Toplam 455 mesaj bulundu