Türkler hakkında aşağılayıcı konuşma yaptığı için öldürülen birini, Ermeni diye öldürüldü şekline sokmaya çalışmaktır.
Bu cinayeti kullanarak siyasi show yapmaya çalışmaktır.
Bu cinayeti kullanarak sözde Ermeni soykırımı iddialarını ortaya atmaktır. Kaldı ki Ermenistan bile sözde soykırımı belgeleyemezken ve devlet arşivini açmaya bile cesaret edemezken....
filistende suçsuz bebeler öldürülürken sesini çıkarmayıp, hakaret ettiği için öldürülen birisi için çığlıklar atmaktır.
hepimiz Ermeniyiz demek ASALANIN KATLETTİĞİ onlarca diplomatımızın katledilmesine onay vermek ve onlar Türk olduğu için öldürülmeyi hakettiler anlamına gelir.
hepimiz Ermeniyiz dersek ASALA'nın katlettiği Türk diplomatlarımızın mezarlarında rahat uyumayacağı aşikâr.
Ermeni vatandaşlarımız Türk diplomatları ASALA tarafından öldürülürken sokaklara dökülüp hepimiz TÜRKÜZ dediler mi acaba?
Rüyamda gece karanlığında kalabalık içinde dolaşıyordum. Ortama bir gerginlik hakimdi. Bir taksi durdurup biniyor ve eve geliyorum. Evin kapısını açarken kilit, bir kağıt parçasından ibaretmişim gibi parmağımı yırtıyor.. Öylece durup yırtılan parmağıma bakıyoken, parmağımın daha önce kesici bir aletle boydan boya yarılmış olduğunu fark ediyorum. Biri orta parmağımın, diğeri yüzük parmağımın iskeletini bile kesecek kadar derinden kesmiş iki darbe görüyorum. O anda büyük bir korku içinde uyandım. İlk işim ellerime bakmak oldu. Hem de defalarca baktım oh çok şükür ki rüyaymış dedim.
Adına kabus denilen şey bence bu. İyi ki rüyalar gerçek olmuyo.
LİSE 1.SINIF Ingilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum..Ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi. Ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
LİSE 2.SINIF Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, ben de tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum,
güzel gözlerine bakmaya basladım ve onun benim olmasını diledim 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
SON SINIF Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek' dedi, benim de çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı..
Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı, sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum,
onu çok seviyordum. Ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
Aradan yıllar geçti.. Bir gün bir nikah dairesinde ve o kızın nikahını izliyorum.. Evet artık evleniyordu, onun 'evet, kabul ediyorum' demesini,
yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve nikahıma geldiğin için teşekkürler' deyip yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
ama çok utanıyordum..
Yıllar çok çabuk geçti.. Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı.. Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi..
'ONUN GÖZLERİNE BAKARAK ONUN BENİM OLMASINI DİLEDİM.. AMA O BANA BENİM ONA BAKTIĞIM GÖZLE BAKMIYORDU BUNU BİLİYORDUM. ONU SADECE ARKADAŞ OLARAK İSTEMEDİĞİMİ BİLMESİNİ İSTİYORDUM, ONU ÇOK SEVİYORDUM AMA SÖYLEYEMİYORDUM NEDENİNİ BİLMİYORUM AMA ÇOK UTANIYORDUM.. KEŞKE BANA BENİ BİR KEZ SEVDİĞİNİ SÖYLESEYDİ..
' Böyle kaybetmektense sevdiğinizi söyleyerek kaybedin'
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir
Aslında.Kadınlar her şeye ağlayabilir,
Bir filme,bir şarkıya,bir yazıya,..En az erkekler
Kadar yani.! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilmemiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan Teker teker batırır iğneleri yüreğe..!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının..!
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünki o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra,Ağlamayacağım der içinden. Ama engel Olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplanmaktadır birileri ne Kadar karşı koyabilir kibir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden önce Birkaç damla, sonra bir yağmur seli..Ve
Kadın ağlar; hemde çok..!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın, O yüzden ağlar, ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez Onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan Kadınlar ağlamazlarsa ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren.!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki..!
Çünkü bilirler bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine Sarılmayı…..
Çok ağlayankadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça İnandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni Bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü,yenilmez,mağrur ve aşka inanmayan..
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; Hepsi kariyer derdinde olan. Çünki inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki.!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine Sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi;
Hemde hiçbir zaman..! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E..O zaman niye sarılsınlar ki..!
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar..?
Çünkü..!
Gece gülümserken bize,
Gece gizli gizli gülümserken bize.
Tutkulu ve tutsak b(akışlı) insanıma dönüyor yüreğim.
Kaç kırık ezgi yapıştı dudaklarına bilemiyorum.
Adresin yoktu yüreğine yolluyorum,
Ellerimi yaslayıp yüzüme,
Maskelenip maskelenmediğimi,
Kontrol edermişcesine dokunuyorum tenime.
Tende bedende ve sende olabilmek için.
Maskesiz alabildiğine yalın bir dilde,
D(okunuş) ve t(ad) olabilmek için.
Ezgilerimiz bizden önce kalkıyor,
Uyandırıyor.
Ruhu,bedeni ve kalbi,
Tutkulu başlayan geceler,
tuttuklu olsun birbirine diye.
Kokumu yolluyorum sana.
Yarınlarımız için,
b(akış) larımı.
D(okunuşlarımı)
Tabi ki tatlı olsun diye gecelerimiz,
T(adımı) t(adına) kataraktan bekliyor yüreğimin yatağı.
Sevgi yolundan hoşçakal sokağına dönmek nede zordur.
Okuduğumuz insan kitapları bunu öğretir bize.
Hiçliğin koynunda savrulurken yıldızlarımız,
Ben diyorum ki gel.
Beş duyu organı yaşanır sevda.
Eksik olmasın insan kokun.
Gel ki dudaklar yorulduğunda,
Yürekler sarılsın.
Yürekler yorulduğunda,
Ten kokusu öğretsin bize t(adında) s(arılmayı)
Hayata ve insana sevgiyi anlatmayı değil,
Yaşatmayı bekliyorum.
Çığlıklarını,
çığlıklarıma katmak istiyorum...
Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren?
Hangi kırılası eller dolanır şimdi, kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam; hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?
Ben de bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam! .
Hangi tercih beni, en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri, seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki böyle musluk gibi, içime damlasın?
Hiç sanmam, hasta kalbim, bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz! ..
Hangi mübarek dua, hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi; buruşturup bir kenara atılır mı?
Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı?
Hangi hırsız çaldı seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı, bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel, çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara, seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj, böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler, o saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze-eze, hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin, o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi, el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi, benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır, insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır, hangi musalla temizler seni?
Hangi sevgili var ki senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki benim kadar çaresiz?
Hangi ayrılık var ki böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki benim kadar ağlasın
Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok.SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: İlk adım olarak KALBİM dosyanızı açmanız gerekiyor.Açtınız mı?
Müşteri: Evet. Ancak şu anda GEÇMİŞACILAR.EXE, DÜŞÜNDÜKÇE.EXE, HASET.EXE ve GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?
Yetkili: Problem değil.Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak sisteminizden GEÇMİŞACILAR.EXE'yi silecektir. Bir süre daha geçici hafızanızda kalabilir, ama artık diğer programları etkilemeyecektir. SEVGİ er gec DÜŞÜKGÜVEN.EXE'yi silerek YÜKSEKGÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir.Ancak,siz HASET.EXE ve GÜCENME.EXE'Yİ mutlaka kapatmalısınız.Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olur. Onları kapatabilir misiniz lütfen?
Müşteri: Tamam,kapattım. SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı.Bu normal mi?
Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece bir temel program.Üst versiyonlarının yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.
Müşteri: Ooooops...Daha şimdiden bir hata mesaji verdi. Ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: Mesaj ne diyor?
Müşteri: HATA 412-PROGRAM İÇ SİSTEMDE CALIŞMIYOR. Bu ne demek?
Yetkili: Endişelenmeyin. Bu sıradan bir problem. SEVGİ programının başka KALPLERDE calışmaya hazır olduğunu ama henüz sizin KALBİNİZDE calışmadığını söylüyor. Şu komplike programcılık terimlerinden biri, ama daha sade bir dille 'Programın başkalarını SEVEBİLMESİ için öncelikle sizin kendi sisteminizi SEVMENİZ gerektiği' anlamına gelir.
Müşteri: Yani ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: 'KENDİNİKABULLENME' isimli dosyanın altındaki KENDİNİAFFETME.doc, KENDİNEGÜVENME.txt, DEĞERBİLME.txt ve İYİLİK.doc isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini 'KALBİM' dosyasına kopyalayın. Bir de KENDİKENDİNEKRİTİK.EXE'yi tüm dosyalardan ve daha sonra da cöp kutunuzdan silerek tamamiyle yok olduğundan emin olun.
Müşteri: Basardim.Hey! KALP' im gerçekten tertemiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.mpg şu anda monitörümde oynuyor ve SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.com KALP'imin içine kopyalanıyor.
Yetkili: O zaman SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren herşeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor.Yalnız telefonu kapatmadan son bir şey...
Müşteri: Nedir?
Yetkili:SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınz herkese verin.Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonucunda size tertemiz modüller geri dönecektir. İyi seneler.
Müşteri: Size de ! !
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir.
Senin Ne Olduğun Benim İçin Hiç Önemli Değil..
Sonuçta Gözlerimin Sana Baktığı Kadarsın..
Ben O Gözleri Senden Çektiğim An
Hoş Bir Anı Olarak Kalırsın.
MUSTAFA DENIZLI: Denizli'yi Altay'dan GS'a getiren kişi sabetaycı Alp Yalman'dır. Denizli'nin her iki eşi de sabetaycıydı.Çok dindar bir sabetaycı olan Denizli'nin kızları göreceksiniz birer sabetaycı ailelerden birileriyle evlenecektir
ECZACIBASI AILESI: Eczacıbaşı ailesi 1924 mübadelesi öncesi yerleşik sabetaycılardandır. Nejat Eczacıbaşı'nın eşi Beyhan Eczacıbaşı'nın babası Ittihat ve Terakki'nin beyni ve 33. dereceye yükselmiş bir mason olan Rahmi bey de sabetaycıydı. Bülent Eczacıbaşı'nın eşi Oya hanım ve kardeşi Faruk Eczacıbaşı'nın eşi Füsun hanım da sabetaycıdır. Özal kardeşler sabetaycı değildir ama Turgut Özal'in eşi Semra (Yeğinmen) hanım sabetaycıdır, Muharrem Berk'in yeğenidir, kardeşi Mehmet Yeğinmen de sabetaycı Kavala grubunun adamı olmuş ve savunma ihalelerinde yolsuzluklara bulaşmıştır. Mesut Yılmaz'ın kendisi değil ama eşi Berna (Müren) hanım cemaat çevrelerinde sayılan Semra Özal'ın ANAP'ın muhafazakar kanadına hasmane tavır almasının ve 1991'deki Anap genel başkanlık yarışında Akbulut'a karşı şiddetle Mesut Yılmaz'ı destekleyip eşini Yılmaz'a üstü örtülü destek vermeye zorlamasının sebebi işte bu sabetaycılık bağıdır.
1994, Halil Bezmen olayı
Dönmeler son on yıl içinde ilk kez Halil Bezmen’in meşhur “klor yolsuzluğu” yüzünden ABD’ye kaçışıyla gündeme geldi. Bilindiği gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Recep Tayip Erdoğan’dan önceki CHP’li başkanı Nurettin Sözen döneminde büyük yolsuzluklar yapıldığı açığa çıkmış, bilhassa İSKİ’de büyük skandal olmuş, İSKİ genel müdürü Ergun Göknel, yolsuzluk suçlamalarından mahkum olarak yıllarca hapis yatmıştı. İSKİ’ye fahiş fiyatla (yanlış hatırlamıyorsam normal fiyatın 100 katı) klor satan ve “Türkiye’yi kazıkladım, kazıklanmasaydınız” dediği basında yer alan Halil Bezmen adlı kişi ise polisten kaçarak ABD’ye kapağı atmıştı. Türkiye’nin talebi üzerinde orada yakalanıp yargılanmıştı da.
Dönmelik ve dönmeler işte bu yargılanma esnasında gündeme gelmişti ilk kez. Zira Halil Bezmen bir “Dönme”ydi ve iddiaya göre mahkemeden “Musevi olduğunun” dikkate alınarak yargılanmasını istemiş, mahkeme de oradaki Musevi cemaatine başvurarak Türk adı taşıyan, nüfus cüzdanında da Müslüman yazan bu kişinin Musevi sayılıp sayılmayacağını öğrenmek istemişti.
Dönmeler Yahudi Mi “Kafir” Mi?
Bu dönemde kullanımı yaygınlaşan internette dolaşan bilgilere göre Bezmen’in bu müracaatı Amerika’daki Yahudi cemaatlerini ikiye bölmüştü. Bir kısmı Dönmelerin artık Yahudi sayılamayacağını, dinden çıkmış “kafir” kimseler olduklarını iddia ederken, aralarında JINSA adlı Musevi silah üreticileri örgütünün de yer aldığı öteki gurup ise Dönmelerin, İsrail’in menfaatleri açısından Yahudi kabul edilmeleri gerektiği iddiasını seslendiriyorlardı. Bu ikinci görüş sahiplerinin, Türkiye’deki dönmelerin belli başlı 40-50 aile dışında büyük oranda asimile olup eridiğini, bunun önce durdurulması ardından Yahudilikle bağlarının güçlendirilip yine sayısı hızla azalan Türkiye’deki Musevi cemaatine eklemlenmesi gerektiğini hedefledikleri anlaşılıyordu.
Sabetaycılar giyime ve dış görünüme çok önem verirler. Büyük yemekler düzenlerler. amaçları ise gençler kaynaşsın, saf kan bozulmasın. Kendi aralarında evlenmeyi istemeyen, dışardan birini seven çocuklar, evlatlıktan reddedilmeye ve cemaatten aforoz edilmeye kadar gidebilir.böyleleri “Kararmış” diye anılır. Sabetaycıların kendi aralarında evlenmeleri, onlara has resesif özellikte genetik problemlerin doğmasına yol açmıştır.
Çocuklara evlenme çağına kadar gizli hiç bir şeyden bahsedilmez. Bunun dışında sünnetler topluluktan bir doktora yaptırılıyor çünkü operasyon normalden biraz farklı oluyor.
Şimdi sen, kırgın yüreğinin yorgun kanatlarını dinlendirirken yabani ağaç dallarında; ben kesik kesik soluyorum mutluluğu. Göçmen düşleri izliyorum hüznün güvertesinden. Bu seferden kimse sağ çıkamayacak!
Çünkü çok özledim..
Eskisi gibi cümleler kuramıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil zaten nicedir. Başımı dayadığım gökyüzü avutmuyor, kokunu soluyan o rüzgârlar dindi, ve deniz... ben yokum diye mi yanında, sinsi, sessiz ve bu kadar kimsesiz?
Sevmekle kabullenmek arasında, ani gel-gitler girdabında, kendimi arıyorum. Bir tek sözcük arıyorum her şeyi kapsayacak... Olmuyor; bu kadar iştahla kitaplar okumanın o kelimeyi bulmaya hiçbir faydası yok, umutsuzca deniyorum. Boşuna okuyorum sanki hayatı, insanları ve satır aralarını. Kimse ve hiçbir şey, yazık ki, asla göründüğü gibi değil.
Gerçekçi masallar, hepsi bu!
Aslında hepsi bu da değil!
Şimdi, neredeyse aynı kokuyu duyumsarken sızlayan gözkapaklarımızda, böylesi bir özlemin farklı bir adı olmalı değil mi? Bunca uzun bekleyişin, böylesi kadim bir bağımlılığın bir farkındalığı... Belki de ikimizden biri fazla bu hikâyede. Ya da, daha doğru bir deyişle, korkarım bu hikâye fazla ikimize de! Cümleler bizi taşıyamayacak kadar boyutsuz farkında mısın, artık hiçbir tümce heyecanlandırmıyor bizi. O kadar yalın, alışılmış ve ifadesiz... Anlamları genişletemeyecek kadar kendi içimize kapandık biz de. Pes etmeliyiz artık, tek bir sözcük bile bırakmadan birbirimize.
Uzun yürüyüşlere çıkmalıydık seninle. Geçmişin o çocuk elini bırakıp, deniz kenarına kadar yürümesine izin vermeliydik.
Bizim yarınımız yok, biliyorum ama bugünümüz de, bugünümüz bile yok!
Sürekli nükseden bir geçmiş, hepsi bu!
Dudağımda yarım kalan
Söylenmemiş son sözümdün
Baki olsa da ayrılık
Aşk her daim ölümsüzdür....
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın....
Ömrümüzün son demidir
Dönülmeyen o gitmeler...
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi....
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur...
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın
ajitasyon
26.01.2007 - 23:28Türkler hakkında aşağılayıcı konuşma yaptığı için öldürülen birini, Ermeni diye öldürüldü şekline sokmaya çalışmaktır.
Bu cinayeti kullanarak siyasi show yapmaya çalışmaktır.
Bu cinayeti kullanarak sözde Ermeni soykırımı iddialarını ortaya atmaktır. Kaldı ki Ermenistan bile sözde soykırımı belgeleyemezken ve devlet arşivini açmaya bile cesaret edemezken....
filistende suçsuz bebeler öldürülürken sesini çıkarmayıp, hakaret ettiği için öldürülen birisi için çığlıklar atmaktır.
benim anladığım ajitasyon işte budur.
Hrant Dink
26.01.2007 - 23:17Ermeni olduğu için değil, Türk Milletine hakaret ettiği için bir meczup tarafından öldürülmüş kişidir.
Hepimiz Ermeniyiz
26.01.2007 - 22:58hepimiz Ermeniyiz demek ASALANIN KATLETTİĞİ onlarca diplomatımızın katledilmesine onay vermek ve onlar Türk olduğu için öldürülmeyi hakettiler anlamına gelir.
hepimiz Ermeniyiz dersek ASALA'nın katlettiği Türk diplomatlarımızın mezarlarında rahat uyumayacağı aşikâr.
Ermeni vatandaşlarımız Türk diplomatları ASALA tarafından öldürülürken sokaklara dökülüp hepimiz TÜRKÜZ dediler mi acaba?
kabus
26.01.2007 - 22:45Rüyamda gece karanlığında kalabalık içinde dolaşıyordum. Ortama bir gerginlik hakimdi. Bir taksi durdurup biniyor ve eve geliyorum. Evin kapısını açarken kilit, bir kağıt parçasından ibaretmişim gibi parmağımı yırtıyor.. Öylece durup yırtılan parmağıma bakıyoken, parmağımın daha önce kesici bir aletle boydan boya yarılmış olduğunu fark ediyorum. Biri orta parmağımın, diğeri yüzük parmağımın iskeletini bile kesecek kadar derinden kesmiş iki darbe görüyorum. O anda büyük bir korku içinde uyandım. İlk işim ellerime bakmak oldu. Hem de defalarca baktım oh çok şükür ki rüyaymış dedim.
Adına kabus denilen şey bence bu. İyi ki rüyalar gerçek olmuyo.
kaybetmek
24.01.2007 - 20:02LİSE 1.SINIF Ingilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum..Ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi. Ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
LİSE 2.SINIF Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, ben de tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum,
güzel gözlerine bakmaya basladım ve onun benim olmasını diledim 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
SON SINIF Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek' dedi, benim de çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı..
Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı, sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum,
onu çok seviyordum. Ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum..
Aradan yıllar geçti.. Bir gün bir nikah dairesinde ve o kızın nikahını izliyorum.. Evet artık evleniyordu, onun 'evet, kabul ediyorum' demesini,
yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak.
Onun benim olmasını istiyordum.. Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve nikahıma geldiğin için teşekkürler' deyip yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
ama çok utanıyordum..
Yıllar çok çabuk geçti.. Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı.. Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi..
'ONUN GÖZLERİNE BAKARAK ONUN BENİM OLMASINI DİLEDİM.. AMA O BANA BENİM ONA BAKTIĞIM GÖZLE BAKMIYORDU BUNU BİLİYORDUM. ONU SADECE ARKADAŞ OLARAK İSTEMEDİĞİMİ BİLMESİNİ İSTİYORDUM, ONU ÇOK SEVİYORDUM AMA SÖYLEYEMİYORDUM NEDENİNİ BİLMİYORUM AMA ÇOK UTANIYORDUM.. KEŞKE BANA BENİ BİR KEZ SEVDİĞİNİ SÖYLESEYDİ..
' Böyle kaybetmektense sevdiğinizi söyleyerek kaybedin'
Alıntıdır
ağlatmak
24.01.2007 - 19:28Bir Kadını Ağlatmak
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir
Aslında.Kadınlar her şeye ağlayabilir,
Bir filme,bir şarkıya,bir yazıya,..En az erkekler
Kadar yani.! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilmemiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan Teker teker batırır iğneleri yüreğe..!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının..!
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünki o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra,Ağlamayacağım der içinden. Ama engel Olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplanmaktadır birileri ne Kadar karşı koyabilir kibir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden önce Birkaç damla, sonra bir yağmur seli..Ve
Kadın ağlar; hemde çok..!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın, O yüzden ağlar, ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez Onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan Kadınlar ağlamazlarsa ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren.!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki..!
Çünkü bilirler bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine Sarılmayı…..
Çok ağlayankadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça İnandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni Bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü,yenilmez,mağrur ve aşka inanmayan..
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; Hepsi kariyer derdinde olan. Çünki inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki.!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine Sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi;
Hemde hiçbir zaman..! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E..O zaman niye sarılsınlar ki..!
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar..?
Çünkü..!
Aziz Nesin..
Ey Ruh
22.01.2007 - 20:05... geldiysen masaya üç kere vur ;)
atv
22.01.2007 - 20:02sevdiğim TV kanalı ;)
mektup
22.01.2007 - 19:56ADRESİN YOKTU YÜREĞİNE YOLLUYORUM
Adresin yoktu,
Yüreğine yolluyorum.
Gece gülümserken bize,
Gece gizli gizli gülümserken bize.
Tutkulu ve tutsak b(akışlı) insanıma dönüyor yüreğim.
Kaç kırık ezgi yapıştı dudaklarına bilemiyorum.
Adresin yoktu yüreğine yolluyorum,
Ellerimi yaslayıp yüzüme,
Maskelenip maskelenmediğimi,
Kontrol edermişcesine dokunuyorum tenime.
Tende bedende ve sende olabilmek için.
Maskesiz alabildiğine yalın bir dilde,
D(okunuş) ve t(ad) olabilmek için.
Ezgilerimiz bizden önce kalkıyor,
Uyandırıyor.
Ruhu,bedeni ve kalbi,
Tutkulu başlayan geceler,
tuttuklu olsun birbirine diye.
Kokumu yolluyorum sana.
Yarınlarımız için,
b(akış) larımı.
D(okunuşlarımı)
Tabi ki tatlı olsun diye gecelerimiz,
T(adımı) t(adına) kataraktan bekliyor yüreğimin yatağı.
Sevgi yolundan hoşçakal sokağına dönmek nede zordur.
Okuduğumuz insan kitapları bunu öğretir bize.
Hiçliğin koynunda savrulurken yıldızlarımız,
Ben diyorum ki gel.
Beş duyu organı yaşanır sevda.
Eksik olmasın insan kokun.
Gel ki dudaklar yorulduğunda,
Yürekler sarılsın.
Yürekler yorulduğunda,
Ten kokusu öğretsin bize t(adında) s(arılmayı)
Hayata ve insana sevgiyi anlatmayı değil,
Yaşatmayı bekliyorum.
Çığlıklarını,
çığlıklarıma katmak istiyorum...
Ahmet Selçuk İlkan
18.01.2007 - 12:55O gece sen gidiyordun
Yıldızlar bir bir düşüyordu
Günlerden bir yaz gecesi
Ama kalbim üşüyordu
O gece sen gidiyordun
Bir aşk daha bitiyordu
Buz gibiydi ellerin
Ayakların titriyordu
O gece sen gidiyordun
İçimde dağlar yıkılıyordu
Sanki bütün mermiler
Üzerime sıkılıyordu
O gece sen gidiyordun
Yollar sana küsüyordu
Yüreğimde bir ihtilal
Dudaklarım susuyordu
O gece sen gidiyordun
Oysa gölgen duruyordu
Kimsesizdim pencereme
Binlerce sen vuruyordu
O gece sen gidiyordun
Yeni bir son başlıyordu
Gururum direnişte
Duygularım çıldırıyordu
O gece sen gidiyordun
Bütün denizlerim yanıyordu
Böyle bir ayrılığa
Ölü kuşlar ağlıyordu
O gece sen gidiyordun
Ama kimse bilmiyordu
Olacak şey miydi bu
Dünya hala dönüyordu
Hayat devam ediyordu!
Ahmet Selçuk İlkan
yusuf hayaloğlu
16.01.2007 - 22:30Hangi Ayrılık
Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren?
Hangi kırılası eller dolanır şimdi, kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam; hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?
Ben de bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam! .
Hangi tercih beni, en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri, seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki böyle musluk gibi, içime damlasın?
Hiç sanmam, hasta kalbim, bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz! ..
Hangi mübarek dua, hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi; buruşturup bir kenara atılır mı?
Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı?
Hangi hırsız çaldı seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı, bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel, çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara, seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj, böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler, o saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze-eze, hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin, o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi, el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi, benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır, insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır, hangi musalla temizler seni?
Hangi sevgili var ki senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki benim kadar çaresiz?
Hangi ayrılık var ki böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki benim kadar ağlasın
sevgi
13.01.2007 - 16:57Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok.SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: İlk adım olarak KALBİM dosyanızı açmanız gerekiyor.Açtınız mı?
Müşteri: Evet. Ancak şu anda GEÇMİŞACILAR.EXE, DÜŞÜNDÜKÇE.EXE, HASET.EXE ve GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?
Yetkili: Problem değil.Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak sisteminizden GEÇMİŞACILAR.EXE'yi silecektir. Bir süre daha geçici hafızanızda kalabilir, ama artık diğer programları etkilemeyecektir. SEVGİ er gec DÜŞÜKGÜVEN.EXE'yi silerek YÜKSEKGÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir.Ancak,siz HASET.EXE ve GÜCENME.EXE'Yİ mutlaka kapatmalısınız.Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olur. Onları kapatabilir misiniz lütfen?
Müşteri: Tamam,kapattım. SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı.Bu normal mi?
Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece bir temel program.Üst versiyonlarının yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.
Müşteri: Ooooops...Daha şimdiden bir hata mesaji verdi. Ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: Mesaj ne diyor?
Müşteri: HATA 412-PROGRAM İÇ SİSTEMDE CALIŞMIYOR. Bu ne demek?
Yetkili: Endişelenmeyin. Bu sıradan bir problem. SEVGİ programının başka KALPLERDE calışmaya hazır olduğunu ama henüz sizin KALBİNİZDE calışmadığını söylüyor. Şu komplike programcılık terimlerinden biri, ama daha sade bir dille 'Programın başkalarını SEVEBİLMESİ için öncelikle sizin kendi sisteminizi SEVMENİZ gerektiği' anlamına gelir.
Müşteri: Yani ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: 'KENDİNİKABULLENME' isimli dosyanın altındaki KENDİNİAFFETME.doc, KENDİNEGÜVENME.txt, DEĞERBİLME.txt ve İYİLİK.doc isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini 'KALBİM' dosyasına kopyalayın. Bir de KENDİKENDİNEKRİTİK.EXE'yi tüm dosyalardan ve daha sonra da cöp kutunuzdan silerek tamamiyle yok olduğundan emin olun.
Müşteri: Basardim.Hey! KALP' im gerçekten tertemiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.mpg şu anda monitörümde oynuyor ve SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.com KALP'imin içine kopyalanıyor.
Yetkili: O zaman SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren herşeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor.Yalnız telefonu kapatmadan son bir şey...
Müşteri: Nedir?
Yetkili:SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınz herkese verin.Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonucunda size tertemiz modüller geri dönecektir. İyi seneler.
Müşteri: Size de ! !
aciz
13.01.2007 - 16:08İnsanların en acizi dost edinemeyendir, ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
hayat
13.01.2007 - 16:05Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir.
pegasus
11.01.2007 - 00:59mitolojide kanatları olan at
¸¸.•*´¯`pegasus´¯`*•.,,
sevgili
11.01.2007 - 00:54Senin Ne Olduğun Benim İçin Hiç Önemli Değil..
Sonuçta Gözlerimin Sana Baktığı Kadarsın..
Ben O Gözleri Senden Çektiğim An
Hoş Bir Anı Olarak Kalırsın.
sabetayist
11.01.2007 - 00:37MUSTAFA DENIZLI: Denizli'yi Altay'dan GS'a getiren kişi sabetaycı Alp Yalman'dır. Denizli'nin her iki eşi de sabetaycıydı.Çok dindar bir sabetaycı olan Denizli'nin kızları göreceksiniz birer sabetaycı ailelerden birileriyle evlenecektir
ECZACIBASI AILESI: Eczacıbaşı ailesi 1924 mübadelesi öncesi yerleşik sabetaycılardandır. Nejat Eczacıbaşı'nın eşi Beyhan Eczacıbaşı'nın babası Ittihat ve Terakki'nin beyni ve 33. dereceye yükselmiş bir mason olan Rahmi bey de sabetaycıydı. Bülent Eczacıbaşı'nın eşi Oya hanım ve kardeşi Faruk Eczacıbaşı'nın eşi Füsun hanım da sabetaycıdır. Özal kardeşler sabetaycı değildir ama Turgut Özal'in eşi Semra (Yeğinmen) hanım sabetaycıdır, Muharrem Berk'in yeğenidir, kardeşi Mehmet Yeğinmen de sabetaycı Kavala grubunun adamı olmuş ve savunma ihalelerinde yolsuzluklara bulaşmıştır. Mesut Yılmaz'ın kendisi değil ama eşi Berna (Müren) hanım cemaat çevrelerinde sayılan Semra Özal'ın ANAP'ın muhafazakar kanadına hasmane tavır almasının ve 1991'deki Anap genel başkanlık yarışında Akbulut'a karşı şiddetle Mesut Yılmaz'ı destekleyip eşini Yılmaz'a üstü örtülü destek vermeye zorlamasının sebebi işte bu sabetaycılık bağıdır.
sabetayist
11.01.2007 - 00:191994, Halil Bezmen olayı
Dönmeler son on yıl içinde ilk kez Halil Bezmen’in meşhur “klor yolsuzluğu” yüzünden ABD’ye kaçışıyla gündeme geldi. Bilindiği gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Recep Tayip Erdoğan’dan önceki CHP’li başkanı Nurettin Sözen döneminde büyük yolsuzluklar yapıldığı açığa çıkmış, bilhassa İSKİ’de büyük skandal olmuş, İSKİ genel müdürü Ergun Göknel, yolsuzluk suçlamalarından mahkum olarak yıllarca hapis yatmıştı. İSKİ’ye fahiş fiyatla (yanlış hatırlamıyorsam normal fiyatın 100 katı) klor satan ve “Türkiye’yi kazıkladım, kazıklanmasaydınız” dediği basında yer alan Halil Bezmen adlı kişi ise polisten kaçarak ABD’ye kapağı atmıştı. Türkiye’nin talebi üzerinde orada yakalanıp yargılanmıştı da.
Dönmelik ve dönmeler işte bu yargılanma esnasında gündeme gelmişti ilk kez. Zira Halil Bezmen bir “Dönme”ydi ve iddiaya göre mahkemeden “Musevi olduğunun” dikkate alınarak yargılanmasını istemiş, mahkeme de oradaki Musevi cemaatine başvurarak Türk adı taşıyan, nüfus cüzdanında da Müslüman yazan bu kişinin Musevi sayılıp sayılmayacağını öğrenmek istemişti.
Dönmeler Yahudi Mi “Kafir” Mi?
Bu dönemde kullanımı yaygınlaşan internette dolaşan bilgilere göre Bezmen’in bu müracaatı Amerika’daki Yahudi cemaatlerini ikiye bölmüştü. Bir kısmı Dönmelerin artık Yahudi sayılamayacağını, dinden çıkmış “kafir” kimseler olduklarını iddia ederken, aralarında JINSA adlı Musevi silah üreticileri örgütünün de yer aldığı öteki gurup ise Dönmelerin, İsrail’in menfaatleri açısından Yahudi kabul edilmeleri gerektiği iddiasını seslendiriyorlardı. Bu ikinci görüş sahiplerinin, Türkiye’deki dönmelerin belli başlı 40-50 aile dışında büyük oranda asimile olup eridiğini, bunun önce durdurulması ardından Yahudilikle bağlarının güçlendirilip yine sayısı hızla azalan Türkiye’deki Musevi cemaatine eklemlenmesi gerektiğini hedefledikleri anlaşılıyordu.
sabetayist
11.01.2007 - 00:09Sabetaycılar giyime ve dış görünüme çok önem verirler. Büyük yemekler düzenlerler. amaçları ise gençler kaynaşsın, saf kan bozulmasın. Kendi aralarında evlenmeyi istemeyen, dışardan birini seven çocuklar, evlatlıktan reddedilmeye ve cemaatten aforoz edilmeye kadar gidebilir.böyleleri “Kararmış” diye anılır. Sabetaycıların kendi aralarında evlenmeleri, onlara has resesif özellikte genetik problemlerin doğmasına yol açmıştır.
Çocuklara evlenme çağına kadar gizli hiç bir şeyden bahsedilmez. Bunun dışında sünnetler topluluktan bir doktora yaptırılıyor çünkü operasyon normalden biraz farklı oluyor.
gel git
10.01.2007 - 12:11Senden önce hüzün yağardı düşlerime
GELişin bir rüya, GİDişinse bir isyan
aramak
10.01.2007 - 12:03Şimdi sen, kırgın yüreğinin yorgun kanatlarını dinlendirirken yabani ağaç dallarında; ben kesik kesik soluyorum mutluluğu. Göçmen düşleri izliyorum hüznün güvertesinden. Bu seferden kimse sağ çıkamayacak!
Çünkü çok özledim..
Eskisi gibi cümleler kuramıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil zaten nicedir. Başımı dayadığım gökyüzü avutmuyor, kokunu soluyan o rüzgârlar dindi, ve deniz... ben yokum diye mi yanında, sinsi, sessiz ve bu kadar kimsesiz?
Sevmekle kabullenmek arasında, ani gel-gitler girdabında, kendimi arıyorum. Bir tek sözcük arıyorum her şeyi kapsayacak... Olmuyor; bu kadar iştahla kitaplar okumanın o kelimeyi bulmaya hiçbir faydası yok, umutsuzca deniyorum. Boşuna okuyorum sanki hayatı, insanları ve satır aralarını. Kimse ve hiçbir şey, yazık ki, asla göründüğü gibi değil.
Gerçekçi masallar, hepsi bu!
Aslında hepsi bu da değil!
Şimdi, neredeyse aynı kokuyu duyumsarken sızlayan gözkapaklarımızda, böylesi bir özlemin farklı bir adı olmalı değil mi? Bunca uzun bekleyişin, böylesi kadim bir bağımlılığın bir farkındalığı... Belki de ikimizden biri fazla bu hikâyede. Ya da, daha doğru bir deyişle, korkarım bu hikâye fazla ikimize de! Cümleler bizi taşıyamayacak kadar boyutsuz farkında mısın, artık hiçbir tümce heyecanlandırmıyor bizi. O kadar yalın, alışılmış ve ifadesiz... Anlamları genişletemeyecek kadar kendi içimize kapandık biz de. Pes etmeliyiz artık, tek bir sözcük bile bırakmadan birbirimize.
Uzun yürüyüşlere çıkmalıydık seninle. Geçmişin o çocuk elini bırakıp, deniz kenarına kadar yürümesine izin vermeliydik.
Bizim yarınımız yok, biliyorum ama bugünümüz de, bugünümüz bile yok!
Sürekli nükseden bir geçmiş, hepsi bu!
Hepsi bu olsaydı keşke! ! ! ! !
hatırla sevgili
10.01.2007 - 11:33Dudağımda yarım kalan
Söylenmemiş son sözümdün
Baki olsa da ayrılık
Aşk her daim ölümsüzdür....
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın....
Ömrümüzün son demidir
Dönülmeyen o gitmeler...
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi....
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur...
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın
aşk
07.01.2007 - 15:19gönlüm vahşi bir at,
şahlanmışken bile bir tek sana itaat eden..
aşk bu ise güzelim
ben sana aşığım....
gönlüm engin bir deniz
konuşacak çok şeyi varken dilsiz
aşk bu ise güzelim
ben sana aşığım...
¸¸.•*´¯`pegasus´¯`*•.,,
korsan
07.01.2007 - 15:01bir zamanlar denizcilerin baş belasıyken, günümüzde müzisyenlerin baş belası...
Toplam 133 mesaj bulundu