Bir Gün Mutlaka Antoloji.com

Her tekrarla savrulur insan
Bilmediği uçsuz bucaksız yarınlara
Zamana tutunmuştur ayrılık
Hayatın kazasında
Kılmayı bilenler içindir vuslat
Bilmeyenler için ezâ
Yan yan hep aynı ateş
..

Devamını Oku

Toplam 6 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


Toplam 1 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • anlatmak

    29.11.2025 - 00:28

    Sevgili Bilge,
    bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

    İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
    bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
    düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

    Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
    kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

    Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
    durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
    tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

    Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

    Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar
    radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (İnsandır elbette
    sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf
    bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.)
    ...
    Oğuz Atay

  • anlatmak

    06.10.2025 - 21:01

    bir gün
    geleceğim ve bir haber getireceğim

    damarlara ışık saçacağım
    ve sesleneceğim içerden:
    ey sepetleri uykuyla dolu olanlar!
    elma getirdim, elma
    …kızıl güneş.

    geleceğim.
    dilenciye bir yasemin vereceğim,
    cüzzamlı güzel kadına da
    yeni bir küpe…
    köre diyeceğim ki: bak, nasıl da güzel bahçe!

    çerçi olup dolaşacağım sokakları
    ve sesleneceğim:
    çiyci geldi, çiyci geldi, çiyci!
    yoldan geçen diyecek:
    sahiden de karanlıktır gece.
    ve samanyolunu vereceğim ona.
    köprüdeki kötürüm kızın
    büyük ayıyı asacağım boynuna.
    bütün küfürleri süpüreceğim dudaklardan.
    bütün duvarları yıkacağım yere.
    haramilere diyeceğim ki:
    gülümseyiş yüklü bir kervan geldi!
    bulutu parçalayacağım.
    gözleri güneşe bağlayacağım
    gönülleri aşka
    gölgeleri suya
    dalları rüzgara
    sonra bütün bunları birbirine
    ve çocuğun uykusunu da
    cırcırböceklerinin mırıltılarına bağlayacağım.
    uçurtmaları uçuracağım gökyüzünde,
    saksılara su vereceğim.

    geleceğim.
    atların, sığırların önüne
    okşayışın yeşil otunu serpeceğim.
    susuz kısrağa çiy kovasını sunacağım.
    yoldaki yaşlı eşeğin sineklerini kovacağım.

    geleceğim.
    ve her duvarın başına bir karanfil dikeceğim.
    her pencerenin altında bir şiir okuyacağım.
    her kargaya bir çam vereceğim.
    yılana diyeceğim ki: kurbağa nasıl da fiyakalı ama!
    barıştıracağım.
    tanıştıracağım.
    yol alacağım.
    ışık içeceğim.
    seveceğim.

    Sohrab Sepehri

  • serbest kürsü

    02.10.2025 - 10:05

    “Beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden
    özür dilerim.” Demiş arkadaşına Kafka . Fazla samimiyet karşındakine ayrı bir güç verir .

Toplam 208 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR