Her şey sana benzer
Bir ay doğar ilk akşamdan
Yansır yakamoz vuran sahillere
Deniz ışıldar
gözlerin gelir aklıma
Deniz sana benzer
Düşümde bir şehre vardım
Şehrin ortasında üç kapı
Birincisini açtım girdim içeri,
Mis amber kokulu bir gül bahçesi buldum karşımda
Yürüdüm yalın ayak sana doğru
Sen yoktun,yüreğimi kanattım
Ey istanbul nasıl anlatsam seni
nasıl tarif etsem seni soranlara
o kadar mağrur,o kadar güçlüsün ki
sana bakan,sana dokunan her gönüle
kudretinden bir parça sunarsında yıkılmazsın
seninle her nefes alışımızda
Bu bir manevi dünyanın nidası gönlümüze süzülen
Nağmelerin en güzelidir gönül bahçemizi süsleyen
Yedi tepeyi kuşatan. yedi tepeyi aşan
Bu bir ilahi nurdur yüreğimin derinliklerine inen
İlk habeşli bilal o güzel sedasıyla
Son defa durdun
Gölgelerin ötesinde,
İzledin gelip geçenleri
Kalakaldın bir başına
Gelmek istedim sana
Gelemedim,
Hüzün nağmeleri çalıyor kırık kalbim
Sen gittin gideli Ankara'ya
Döneceksin diye yollarda ağlayan gözlerim
Ne olur dön bana
Kurumuş hayat damarcıkları son iki gündür
Bir tebessüm ile başladı her şey
Bir kelime derken ikincisi devam etti
Bir bahar günü çıktın ışıl ışıl karşıma
Titredi bam telim
Açıldı gönül sayfam
Başladı bu hikaye
Penceremde damla damla
biriken bir yağmur tanesi
nakış nakış işler içime
bir kelebek özgürlüğünde olsaydım
konsaydım yağmurun cilvesine
sus pus olurdum sadece
Hep aynı ızdırap yolcusuyum
Ellerimi tutacak birini bulamadım
Bekliyorum tek başıma yalnızlar rıhtımında
Acaba gelir misin diye
Ama bir ses yok ıslığıma karışan
Ya Rabbi
ya şu kalbimi sök yerinden
ya da yari bana getir
su serpsin yanan bağrıma
onsuzluğa mahkum etme beni
dualarımı kabul eyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!