Bil ki yaşamadı,Havva’sız Adem
Senin hatıranla,yaşarım her dem
Ayrılık öümden,acıysa madem
Dünyada yaşamak, ar mıdır gardaş…?
Kavuşmak bizlere, hayaldi,düştü
Atam dikmiş bizde keşik
Ana sallar tahta beşik
Her kapıda olan eşik
Hep ağaçtan değil midir?
Büyüklerim eder hitap
Kimini ayırmış,dağlarla yollar
Bedenler ayrıdır,saramaz kollar
Sevgisiz yan yana,durursa kullar
Gurbette çekilen acı gibidir...
En kötü gününde, yanında olsa
Büyük bir dubleyi,sevgiyle yuyup
Acıyı,çileyi,içine koyup
Gel böyle yapalım, şeytana uyup
Doldurup içelim,içelim gardaş….
Kusursuz arayıp,sen dostsuz kalma
Sınıfında kışın,yanar sobası
Kaygılanmaz ana ile babası
Tutuyor kasımda, Ata’ya yası
Okuluna gelen, bunca çocuklar…
Cahilin elinde, kürekle kazma
Doğru söyler demem yalan
Budur işte, bana kalan
Deliğinden, çıkar yılan
Diller türkü türkü söyler...
Olmaz bunun,sağı,solu
Yurduna kurbandır, oğulu,kızı
Alma kafir alma, tapusu bende
Gör üzerindeki, ayla, yıldızı
Alma kafir alma, tapusu bende…
Atam her karışı, suladı kanla
Varlık elde iken, kıymet bilinmez
Toprağın kayıbı, zarar gülünmez
Verimli kısımlar, başka silinmez
Rüzgarla, yağmurla yürüyor toprak...
Gün gelip ürünsüz,kalacak iller
Ağlamaktan gözü,hasret ferine
Konuşsan dertleri, iner derine
Dul olanlar elbet, yanar erine
Dul yanmasın Mehmet yanar yerine…
Her kapıyı açar, hederle arlar
Sallanınca, tüm Marmara
Günlerimiz, oldu kara
Kurtlanmadan, hiç bir yara
Yardım gerek insanlara...
Evler yere, çöktü birden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!