Gel ey dost,
kör cehlimizle değil,
gecenin küllerinden yükselen
o ürpertili sezgiyle arayalım
güzelliğin sükûttaki izini.
Nasipsizlik değil artık üzerimizdeki;
belki kapı aralığından sızan
yorgun bir ışığın çağırmasıdır bizi.
Gel dostum,
yüreğin dar geçitlerinden geçelim.
Udi Kâmil otursun aramıza,
yedi asırlık bir tekemmülle
vuzuhu kemale eren,
sesimize bir gölge,
gölgemize bir ses katsın.
Eğer tını korkuya değip kırılırsa,
sessizliğin taşına çarpan su gibi
parçalansın udumuz;
zaten kopmuş tellerin titremesinde
daha gerçek bir hakikat vardır.
Ve o an, göğsümüzde saklanan
gizli bir od'un nefesi titretsin zamanı;
Eğer tını buradan yürümezse,
bir öd ağacı olsun udumuz
kendi içimizde yeşeren.
Önce korkusundan tanıyalım;
sonra sesinden.
Sesi büyüsün, duman olsun,
duman büyüsün, geceye karışsın
biz de karanlığın içinden
kendi cesaretimizi arayalım.
Ve yine de ses vermezse dünya,
rüzgâr, kayıp bir hatırayı
avuçlarımıza bırakır belki;
toprak, çoktandır unuttuğumuz
bir tevekkül olur.
İşte o zaman,
kopup gitsin artık ödümüz;
belki tellerine usulca değen
bir mızrap cesareti buluruz.
Belki de ödümüz, ud olur
İd-i Leyla olur
ve insan, Yaradan’ın
tatlı melodisini duyar.
Kamil Toprak
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 12:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hakikat, en çok korkudan geçilerek duyulur. Ve insan, kendi içindeki kırık sesleri dinlemeyi öğrendiğinde, ilahî melodiyi duyabilir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!