Rıhtımdaydım bu gün,
Yanımdan insanlar geçip gidiyordu
Dalmıştım denize bakıyordum öylesine,
Birden kokun geldi burnuma irkildim
İçime çektim derinden,başımı çevirdim
Onlarca yüzde senin yüzün yoktu
Ama, kokun vardı.
..
Sarı-turuncu ışıklar vuruyor perdelerime.
Dilimde çeviriyorum seni hatırlatan bi şarkıyı.
Rüzgâr denizden getiriyor kokunu;
Vadesi dolmuş aşklarım geliyor aklıma.
Yatıya kalmadığım kalpler...
Kimi zaman şuursuz bedenler...
Daha ne teraneler...
..
Yine. gri turuncu akşamlarında İstanbul'un
Efkara dalmışım
Masamı hazırladım
Yemeğimi koydum
Bir kadeh rakı da var.
Yüreğimde binlerce şimşek çaktıran
Beni iç sızımla ağlatan şarkılar da
..
yüzün turuncuyu sahiplenmiş
bir maske taşıyordu dün
hangi savaşın kaçağıydın
güneşin altında bir çok adam tanıdım
ve gecenin içinde bir çok kadın
tıpkı senin gibi turuncuydu yüzleri
..
Ben sana dokunmayı,
Söylediğin şarkılarda
Kadeh kaldırmayı,
İstanbul da gri turuncu akşamlarımda
Hüznümü yaşamayı
Ben seni özledim,
Sevgini sıcaklığını
..
Bak güneşe, sarı.
Deniz, mavi.
Gök yüzü havai.
Yeşil yaprak,
Gri toprak.
Kırmızı bayrak.
Kar beyaz,
..
Düşlerimiz var kimi zaman pupa yelken / mavi, kimi zaman eflatun / turuncu, günbatımın da aşka açılan pencere...
Çoğu kez kendimizden bile sakladığımız sır. Açıkta kalmasın diye örteriz üzerini suçlu bir telaşla çarçabuk. Nasıl da masum tebessümler belirir oysa, al al olmuş yanakların çukurunda bir tutam gamze.
Nedir bizi bu denli sınırlara zorlayan? Geçen ömrün nasırlı ayaklarına takılan pranga neden? Hangi mevsime ötelenir, dallarından mutluluk sarkan düş ağacı?
..
Bir tablo çizmeye başladik seninle ikimiz
Öyle sıcak, öyle samimi, öyle tertemiz
Geçirdiğimiz son gün bitecek olan
Ve tanıştığımız ilk gün başladığımız
Önceleri sen ve ben vardik siyah ve beyaz
Bir de mevsimler sırayla bahar ve yaz
..
Evlilikler nihayet
Hergün cinayet
Mutluluklar rivayet
Özel hayatımız arbede
Sanal hayatımız zirvede
Sanat hayatımız in’lerde
..
Mor ipek yoklar ellerimden.
Gidelim buradan bebeğim gel!
– Adieu!
Karardı deniz, fırtına var.
Geçiyor hüznüm azar, azar.
..
Aşk; Siyah’ta cazibe,
Beyaz’da masum.
Aşk; Kırmızı’da şehvet,
Mavi’de huzur.
Aşk; Sarı’da neşe,
Yeşil’de umut.
Aşk; Pembe’de romantik,
..
Herkes aşık, herkez sevdalı turuncuya,
Gelen tutuklanıyor prangalanıyor radyoya,
Bir sevgi akıyor nehirlerden de coşkun,
Turuncu sıcaklığı yayılıyor dünyaya,
..
Zamanıdır kavgaya tutuşmanın,
Turuncu şafakları kızıla dönüştürmenin,
Demokratik soytarılığa son verip,
Teknolojik barbarlığı yıkmanın zamanıdır.
Öfkemizi bayrak bayrak dalgalandırmanın,
İnancımızı türkü türkü çoğaltmanın,
Salyalı ağızlardan alıp özgürlüğü,
..
1/:
Bitti yirmi bir günlük yolculuğu
Çatladı tam orta yerinden
O çilli ve turuncu yumurta
Bir kırmızı başlı civcivdi
Gelen mavi dünyaya.
2/:
..
Her sabah
Bu şehrin sokaklarında
Aşk yüklü gözler
Sevda deseni kirpikler
Uyandırır turuncu güneşleri
..
1/:
De bana mini minnacık çocuk
Neden ellerin ufacık?
Bu turuncu Akdeniz portakalı.
Bu sulu elma Amasya'dan.
Muş'tan bu kadife tüylü ayvacık.
Al eline bunları usulcacık.
..
Ben seni tanıdıktan sonra kendime bir daha hiç rastladım iç yolculuklarımda. Aradım bazen kaygıyla kaybettiğimi sandıklarımı, hep seni buldum ben diye elimi attığımda. Sıyrılmayı deniyorum son günlerde sen yerlerimden, kendimi de sıyırıyorum, acıyorum. İki kişilik bir kanama başlıyor sonra, acil durum sinyalleriyle ölüme yakın yetiştiriliyorum aşkhaneye. Rahatlıyorum, biliyorum senli halimi sevdiğimi de niye bu hırçın nöbetler anlamıyorum.
Gergin miyim, hüzünlü mü yoksa başka bir duygu halimi bulamıyorum birkaç gündür kendimdekini. İki kişilik yaşıyorum değişimlerimi de tek benimkiler yetmezmiş gibi. Sonbahar sisli ve dingin bugün. Başımdan yaprakları dökülüyor ağaçların, turuncu. Sevdiğim renkle gülümsetmeyi deniyor mevsim sanki beni. Yok; katı bir ifadede mimiklerim çivilenmiş gibi yüzüme gülemiyorum. Hani mevsim hüzün ya ağlasam diyorum, onu da beceremiyorum. Ne biçim bir gün bugün. İşte yine elimde buruşturup yazmayayım diye kaçtığım kağıtlarımla sana mektuplar süslüyorum.
Evimde tadilat var sabahtan beri. Mevsimde kışa hazırlıyor ya kendini, ben de tadilata alsam ruhumu. Kabuk bağladı sandığım yaralarım pansuman istiyor. İkilemler, şaşkınlıklar ve sabrı kaçınılmaz yapan sözler matkabın betonu delen sesi gibi ruhumu deliyor. Ne yapacağım ben söylesene sevgilim? Yağsa artık yağmur da ağlasam şöyle hıçkıra hıçkıra. Çözümsüz kaldım, çaresiz kaldım. Bir halka anımsıyorum gözlerimi her kapadığımda, boğazımda kelepçe sanki, nefessiz kaldım.
Sen istediğinden değil sevdiğimden bunca zaman gücümle yarıştım. Yarış bitti, kazandım da aşkımıza yapılan haksızlıklarla yine ben uğraştım. Şimdi daldım pembesine kurumaya yüz tutmuş güllerimin. Kokusunda senli hayaller yarattım. Geçmişin yükünü bıraktım, geleceğe adım adımım da vakit tamam diyor içimde bir fısıldama. Bir yüz çakıyor gözlerimin önünde ara sıra, bir ses oluyor bazen yokluğunda, varlığıma nefes veriyor sanki senin olmadığın zamanların inadına. Tehlikeli diyorum uzaklaşıyorum, sevgime dokunuyor farkında olmadan ve seni sınıyorum.
..
Yarimin sevdiği renk sarı,
Kalmadı tarlalarımda darı.
Sevda dağların doruğunda,
Bulmak mümkün daim karı.
Yarimin sevdiği renk ela,
Vermesin Allah kimseye bela.
..
yarın en güzel yaşamı
aldırmadan bırakır geride
fayton tıkırtılarınca berk
ezer gidersin taş sokakları
umutsuzluk yapışmamış olur
turuncu kokan saçlarına
..
Öfkesinden kuduran bir iç denizdim.
Ritmini yitirirken Musanın asası.
Nuhun gemisinde yer bulamazdı,sımsıkı sararken esaret dalgası.
Hüznün bahçesinde bahtiyardı,kor ateşlerde yanan yürekler.
Kelimelerin zamansız gidişine inlerdi nağmeler.
Dar sokaklardı ürkek adımlarla arşınladığım.
Kurumuş dalllardan salkım saçak düşen yapraklardı,kaldırımların süsü.
..



