Mavi gök basmasa, yer yarılmasa,
İlimiz, töremiz hiç bozulmasa.
Türk özüne dönse, gayrı uyansa,
Bilse: Türk’e, Türk’ten başka yar olmaz.
Güneşi örtünce karanlık gece,
Şimşekler çaksa, ardından bir yağmur yağsa,
Bir bozkurt sesiyle irkilse, kalksa —
Hayal etmek ile yüce dağlar aşılmaz.
Bize ne Fars’ın kahpe dilinden,
Arap’ın dostluğu din ile gerekmez.
Bize lâzım olan arı duru Türkçedir,
Devşirme söz ile Türkü söylenmez.
Filistin’de Arap varsın gebersin,
Kürt içten içe bırak bilensin.
Zararı yok, Yunan Rus’la birleşsin,
Yeter ki ulu Türk kendini bilsin.
Acımam çoluk çocuğuna, kadına;
Bizimki de evlat, bizimki de ana.
Ermeni kıyarken körpe yavruya,
Merhametten bahseden öyle Türk olmaz.
Çinli benim hayvanımı bile katletsin,
Anama, bacıma tecavüz etsin;
Çark bana dönünce “aman” dilesin —
Çinlinin kanını içmemek olmaz.
Çerkes’i, Laz’ı koyup çuvala,
Bir Nevruz ateşi yakıp onlarla;
Cümle Türk’ü toplayıp ateş başına,
Bahara “hoş geldin” dememek olmaz.
Börteçine artık duysa sesimi,
Görünmez demir dağ tutuyor bizi.
Yaralandın mı, düştün mü, hani neredesin?
Böyle bizi yalnız koyarsan — olmaz.
Kayıt Tarihi : 28.06.2026 01:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!