Saatlerin tik takları arasında,
Gizlenir sevdamızın sesi.
Yelkovanın her dönüşünde,
Yeniden doğar aşkın nefesi.
Hangi çağın kıyısındayız?
Kristal saatlerin eridiği yerde
Biz, şeffaf gölgelerin tohumları
Bilinçaltının mor boşluğunda süzülen.
Pazar kırık bir ayna parçası
Sevdim seni, sen sevmedin
Kalbim yandı, sen görmedin
Aşkımızı hiç bilmedin
Sevda böyle olur mu?
Hangi mevsimin rengisin
Müjdecisiydi senin o gözlerin
Öyle kaybolup giderim derin derinlere
Yeşillenirim gözlerinde
Bahar seninle gelir
Akrepler dans ediyor kirpiklerinin ucunda,
Gelişin, çığ düşüyor zamanın boynuna
Paslanmış saatler eriyor avuçlarımda
Bir yıldız kayıyor, tutamıyorum
yaşından büyüktür yalnızlığın
oturda dinle bak dertlerin
denize bakar gözlerin
mavi deniz Karadeniz
kaçkardan parlar hayali
Adımlar oynadı sessiz bir çığlıkta
Sokaklar düştü rüyamın kenarına
Haritalar parçalandı ellerimde
Daha fazla kalamazdım.
Otobüs camlarında eriyen hayat
Yolcuyum ben, gitmem gerek uzağa
Kalmak isterdim, sarılıp da sıcağa
Bağlanamam ben, ne yere ne ocağa
Yollar çağırır, dönerim belki sana
Yine bir şeyler düştü aklıma,
Günlerden biri ateş, biri su,
Bir rüzgâr esti uzak dağlardan,
Yedi gün dizildi yoluma.
Sen şimdi kimbilir?
Hangi gecenin karanlığında,hangi düşlerdesin?
Yasağımız aynı,karanlık düş mü?
Öyle aynı noktaya gelip durur mu?
Dört duvar üzerime geliyor?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!