Haritasız geziyorum artık
Puslu sokakların hüzünlü yankısında,
Kim bilebilirdi ki eskiden
Avuçlarımda biriktirdiğim yıldız tozlarının
Bir gün toprak olacağını.
Akrepler dans ediyor kirpiklerinin ucunda,
Gelişin, çığ düşüyor zamanın boynuna
Paslanmış saatler eriyor avuçlarımda
Bir yıldız kayıyor, tutamıyorum
Gözlerin ah, gözlerin.
Kalbim zümrüt tepelerinde eski bir halım
bir diyardan bir diyara sevdam var
Yetim kalmış çoçuğa benziyor yükselen sesim
ne çok sevmiştik,ne çok yandık
Aşkımızın destanı yazılmış çizilmişti
Gün doğar, ufukta barış uyanır
Kuşların şarkısı göğe dayanır
Çocuklar gülüşür, umut canlanır
Sevgiyle dolunca kalpler ışınır
Sokaklar sessiz, insanlar suskun
Gazete manşetlerinde yine "SAVAŞ"
Televizyonda gülümseyen yüzler
Arka planda patlayan bombalar
Bir çocuk ağlıyor, oyuncakları paramparça
Bursaya bakar gözlerin
Ne tatlıdır şirin sözlerin
İstanbul gibidir yarim
Gittiğim her yerde sen benimsin
Ben seninim,sende biterim
Bir mucize,
düşlerimde paslanan bir zilin sesi,
yalnızlığın gölgesi sızıyor günlerime,
ne zaman bilmiyorum,
saatin iğnesi rüzgârda kaybolmuş gibi.
Mavi yeşildi senin gözlerin
Bedenimde hala senin izlerin
Bagladı beni hayata sözlerin
-Yüreğimde fidan gönlümde gül
-Her mevsim bahardı ela gözlerin
Gözlerin konuşur sessizce benle,
Her bakışta yeni bir hikâye anlatır.
Kelimelere gerek yok aramızda,
Bakışlar en derin sırları saklar.
İstanbul’da kaldı sesin,
akşamın içine karışık.
Adını düşünerek yürüdüm
kaldırımları yavaşça,
özlemek bu kadar sakin
olabiliyormuş meğer.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!