aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
1957 Ağustos’unun sıcacık esen rüzgarıyla düştüm bu ateşten yerkürenin üzerine. İlk hatıratım maviş gözlü meddah dedemin huysuzluklarıydı. Bana hikayeler anlatıp eğlemesiydi günün belirli saatlerinde. Ne olduysa maviş gözlerin kanıma girmesiyle oldu. İstanbul’un Kandilli’sinde sıcak yaz gecelerinden soğuk kış sabahlarına geçişlerle büyüdüm. Günler
ayları, aylar yılları kovaladı. Ben kolumun altında kitaplarımla tırmandım Kandilli Kız Lisesi’nin dik yokuşunu. Bu 4 seneden hatıra bir diz ağr ...



