Kapının eşiğinde dünya vardı
Tam çıkacakken ,
Vazgeçtim !
Senin dünyan'ın kapısı
ardına kadar açıktı!!
Fezaya çıktım önce
Ancak !
Toprağa yapışmıştım
Yerin yedi kat dibi varmış
Aklımı sakladım
Ömrüm mısralarını çekerken
Karanlık gecelerde
Bekçi düdükleriyle çınlıyor sokak
Soğuk kaldırımda kuytulara sinmiş ayak sesleri..
Ve uzayan gölgeleriyle geliyor yağmur bulutları..
Hangi aşığın koynundan alabilirsin cevheri
Bütün kapıları kapattı
Işık sızmasın diye
Perdeleri de örttü
O köhne dar sokakta
asılı küflü afiş
Bir tek o
.hangi mısrayı geçsem
bir yürek kanar bir çiçek açar
Bir gönül suya konar
Hangi sese tutulsam
bin yıllık şarkıdır
günbatımında
yolun en sonunda
ufka bakarken el sallayıp
gençliğe veda edilen
yaz akşamlarında
Giriş
gelişme
sonuç
Bir kompozisyonun içindeymiş gibi
yaşamak !
Neresinden girdiysek
çok iyi adamdı çok çalışkandı
Ömrünün kısalığı
Calişmaktandı
Ahlak ve onur hat safhasında .
sanırsın minnettar olur vatana
Yalnızlık kuyularından çatlak sesler geliyor
Hayır çığlık atmıyorlar.iimdat çığlıkları değil.
Can çekişlerin halsiz soluk sesleri
Kurtuluş aramayı çoktan bırakmış yorgun elleri
Karanlık gözleri ve masum kalpleri
Ezilmiş horlanmış dışlanmış
Ovasında arzuların koştugu
Semasına ayın şavkı vurdugu
Derya kokusunun dimağlara doldugu
Gün o gündür sevda yeli savrulur
Cihan değer gülüşünde saklanan




-
Gülen Yüz
Tüm Yorumlartülay hanım yüreğinize sağlık şiirlerinizi zevkle okudum kaleminiz daim olsun