Masamda duran ince belli bardağımdaki çayımın demi
Bir nefes çektiğim cigaramın dudaklarımdaki izi
Gözlerimin baktığı derinliklerin gizi
Kulaklarımda çınlayan sesinin seslere serzenişi
Hayaline dokunan ellerimin yanarken buz kesmesi
Yediğimin lokmaların boğazımda dizilişi
Çağın trendleri, popüler kültür kulaklara şöyle fısıldıyor'vakit iyi geçmeli'. Bu rasgele bir deyim değil, herkes bunun anlamını artık çok iyi biliyor. Mutluluk, güven içinde yaşamak ve özlem. Hayır bunlar değil aranan artık! mutluluk arayınca mutsuz oluyorsun, güven aradığında da sorumluluklar altında ezilip gidiyorsun. Bu yüzden günümüzde tüm aşka benzer ilişkiler ilk fırtınada alabora olup gidiyor. O zaman en iyisi iyi vakit geçirmek deniyor. Herşey gibi artık sevgide hafife alınıyor ve bunun adı iyi vakit geçirmek oluyor. Hatta mümkünse sadece sevilmek istiyor insan çok sevmeden. Ama ayrılık acısı ve özlem girince bedene o zaman anlıyor ki insan, VAKİT HİÇ DE İYİ GEÇMİYOR
Nedensiz ve zamansız yaşanan yaşanmışlıklar altında su misali akıp gidiyoruz bir bakmışız ki geldiğimiz yer bizden uzakta durup düşünmek yerine koşuşturmacaya kapılıyoruz. Durup düşündüğümüzde ne çok şeye hayır demişizdir yada evet bir zaman sonra öyle hal alıyor ki birçok güzel olan duyguları, o duygulara olan güvenimizi kaybediyoruz yada öyle hissediyoruz. Şizofren dünyasına dalıyoruz bazense paranoyak oluyoruz. Kim bu ellerinde bizi tutan yabancılar bizi yabancılaştıran bizi bizlikten çıkarıp özümüzden farklılaştıran. Hangisi doğru diye yanılgılar başlıyor, biz mi, düşüncelerimiz mi yoksa zamanın getirileri mi. Nedense zamanı sevemedim gitti. Ben ki küfre kızan acizlik diyen işte böyle anlarda ediyorum. Neden kirleniyoruz, kirletiyoruz çocuklarımıza temiz ne bırakacağız. Olumsuz anım mı yoksa yoksa bir isyan mı deli rüzgar gönlümde.
Hiç böyle olamamıştım oysa doğrularla bana yanlış gelen kavramlar içerisinde bocalamazdım. Doğrularım benimdi baktığımda sizlere, onlara göre yanlışmışım. Ama sizin doğrularınızı sevemedim işte. Bir çiçeğe, karıncaya dahi kıyamayan yüreğim insana nasıl kıysın ki. Neden bu kıyımlar, canım deyip can almalar, bu kadar mı küçüldü yüreklerimiz, bu kadar mı insanlığımızdan kaybeder olduk.
Ben ben'i kaybediyorum..belki de kaybetmeye başladım
________Karanlık.
Çarmığa gerilmiş
_______Aydınlık
_____ Ve ben
Kınından çıksa kılıç
Esse rügar
Şah damarımdan yakalasa
Vursa acıtsa,
Kılım kıpırdar mı ki..
Dünden bugüne taşımışlığım.../
Dokunmak istediğimde ellerim buz kesiyor. Koşsam diyorum yer bulamıyorum boş zemberek misali size geliyorum.
Kimdim...kimdin...kimdiniz? Resmediyor hayat hızlı hızlı geçiyorsunuz, seçemiyorum hanginizdeyim, hanginiz bende. Duygularım gibi kimlikleriniz de çarpışıyor.
Uçurum sessizliği ürpertisinde yalnızlığım....
Yalın ayak dudak kıvrımlarım,sol yanım
Üstü yapış yapış özlem dolu dallarımın
Öyle yorgun
Öyle yarımım ki
Yaram yarim,yarim sana yadigârım.
Hayde kalk gidelim
Hayde gidelim
Gecikmiş olsam da
Gelirim...
Siz yeşilleri suluyordunuz
Bense sarı dikenleri
Belki yeşerir dedim
Dikenler bitti
Ben de bittim
Siz hala yeşillerdeydiniz




-
Meral Yağcıoğlu
Tüm YorumlarMerhaba sevgili Tülay,
Seninle tanışmak çok güzeldi.Sohbet edip zamanı paylaştığın için teşekkürler.
Başarılı ve çok güzel bir ömür senin olsun.
Saygı ve sevgiler