Pınarın aynasında,
durgun dalgaların üstünde,
güneşte kavrulmuş yüzü
usul usul titriyordu.
Bahçede,
yaşlı kayısı ağacının gövdesine
yaslanmıştı;
sabahın aydınlık gölgeleri içinde,
asil bir yüzle.
Elleri
toprak kokuyordu;
gözleri ise
yeşeren umudun
sessiz bekleyişiyle doluydu.
Gül tohumlarını
toprağın sıcak karanlığına
emanet etmişti.
Tohumlar
filizlenmeyi düşlüyordu;
yağmurla güneş,
o düşü
gerçeğe dönüştürdü.
Yapraklar
usul usul açtı;
kızıl tomurcuklar,
aşkın tatlı yaraları gibi,
birer birer boy verdi.
Bahçe,
aşkın kokusuyla
dolup taştı.
Kazan ve güller...
Kazan ve gül yaprakları...
Su ve ateş...
Sonra,
gül suyunun kokusu
buharın arasından yükseldi;
bahçenin havasına karışıp
dört bir yana yayıldı.
Çiftçi,
kayısı ağacının yanında
derin bir nefes aldı.
Kazan kaynıyordu...
Kazanın fokurtusu,
serçelerin ezgisiyle
birbirine karıştı;
bahçe,
kaynayan gül suyunun
musikisini dinliyordu.
Kayıt Tarihi : 27.07.2026 20:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!