Kurt eşi gidince ölür
Yarım kalır sensiz geçen ömür
Güzelliğin yüreğimi körükleyen bir kömür
Aşksız kalan gönül çürür
Bu ayrılık denen neye yarar
İçimi saran şu dört duvar
Ne bakıyorsunuz bir şey mi var
Kafamın içindeki ses
Sende ne onur ne ar var
Ömür geçmiş beklerken seni
Dönsen ben affetmem şimdi
Kırdırdın ya kardeşe kardeşi
Hadi sen o adama dön şimdi
Nedir kardeşliğin temeli
Bak sağına soluna var mı onlardan başka biri
Kaldır başını yap vazifeni
Bırakma arkanda bunca ümidi
Düşman karşımızda bir avuç karga sürüsü
Bakma öyle o benim andaşım ola
Yoktur günah şu temiz kızda
Sırt çevrilir mi yarı yolda yoldaşa
Ne diye böyle söz söylersin benim kardaşıma
Hayır saat kaç bilmem
Az evvel ayrılık vaktiydi
Hayır gözlerini özlemem
O bir bozkır güzeliydi
Ey yüce bozkırın şanlı güzeli
Beni mest eden gözlerin sahibi
Senin için ne olmaz ki fedâ
Sesinde başka bir ahenk var, bir başka edâ
Yeter! Akmasın artık gözünden yaş
Senin için ne yapmak gerekli?
İste, fedâ olsun sana bütün Türkeli
Yanığım ben sana, çorak toprakların güzeli
Dirliğimde görmedim senin gibi güzeli
Ben kutsal Hilal’in emzirdiği yetim çocuğum
Kaldırımın en ücra köşesinde boy veren çiçek gibi yeşerecektir umudum
İp incelip kopacaktır Umay Ana’nın beni dinlediği yerden
Yorgunum kanıma giren acı, ölüm ve kederden
Bırak! Ölümüm elinden olsun
Sen gönlümün orta yerine düşmüş bir parça odsun
Ben razıyım, yak beni çehrenle
Ne aradıysam buldum çehrende




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!