Ezdirmeyiz altında bu vatanı düşman postalının
Hakkı ödenmez sahibine ulaşmayan postanın
Bir diyeceği vardır bize gözü yaşlı ananın
“Varsın şehit olsun oğlum, sağ olsun vatanım”
Bu topraklar bizimki kanla sulanmış
Bu uğurda kaç evlat babasız kalmış
Hareket etmeyen bir kadavra gibiyim bu aralar
Issız limandan kalkan gemi aşkımın kapısını aralar
Ah ne güzeldir gece sessizliğinde içilen biralar
Dar geliyor bana bu uzun yapılı binalar
Nedir ki bir çınarın hakkı
Çok şey istemez kurumuş dalları
Tek gereken biraz meltem rüzgarı
Bunun için üzmeye değer mi çınarı
Kaç gecemiz daha geçecek böyle
Sen benim gönlümde
Bense ıssız Ankara’nın sokaklarında
Kaç kez daha odamın en soğuk köşesinde
Ağlarken bulağım kendimi
Anlatabilseydi keşke
Bir aşk bahçesi bizimkisi
Sulanmaya hasret kalmış belli
Ne çiçek açmış
Ne yaprakları dökülmüş ağaçların
Hala bıraktığımız gibi
Unutmamış ya eski günleri
Uykumu bölüyor kanlı bir ustura
Ölüyorum ne zaman görsem dudaklarında
Şüphesiz nefretin bana
İnce ipte oynuyor bir âmâ
Ben içimde sensiz bir çınar büyüttüm
Sensiz bir zindanda çürüdüm
Sessiz, bomboş bir odada saatlerce düşündüm
Çaresizlikle dolu hırçın dalgalarımızı
Bensiz nasıl da gülüp oynuyorsun
Sanki hiç denize açılmadık
Ne güneş doğar ne ay batar
Gece yazar uykusuzlar
Düşünmeyi pek severler sabaha kadar
Unutulup gider aşklar
Hasret kaldım bir avuç melteme
Özledim o nemli rüzgarları
Göremiyorum artık
Sonbahar mevsiminde dökülen yaprakları
İçimde bir şeyler eksik
Anlayamıyorum artık tabiatı
Güzelliğine çare bulmak gerek
Yoksa bu yiğit bir çift göz uğruna ölecek
Ah nasıl bakar gözlerin
Ne vakit görsem dağlanır yüregim
Güzelliğinden âlâ zehir görmedi dünya
Cenneti seziyorum kırmızı dudaklarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!