Sevdâm, senin fırtınalı denizlerinde
sulara gömülen bir gemiyse eğer
senden başka hiç bir kimse
çekip çıkaramaz onu ordan
Yüreğim, senin ufuklarında
batan bir güneşse eğer
Önce alkol duvarını
Daha sonra hız duvarını
En sonunda da arabasıyla
bir bahçe duvarını aştı
Görenler bu duruma bir hayli şaştı
Uzun ince bir yolda gider
Evlere hep sessizce girer
Gözler onu göremez amma
Dokunursan her yanın titrer
Kapında beklerim ben yıllar yılı
Ömürler geçiyor günler sayılı
Gönül ipim yalnız sana takılı
Bana bir tek sözü çok görme güzel
Selamını gönder tez elden bana
Ah bir kedi ürkekliğindeki kaçışların yok mu
O yıldız titrekliğindeki nur saçışların yok mu
Ah o bir güneş sıcaklığında açışların yok mu
Sen çöl güneşi olsan harınla yanmaya râzıyım
(28 Eylül 2006/ İstanbul)
Gelip çatmadan önce o dehşetli kıyâmet
Yalnız ve yalnızca Cenab-ı Hakk'a secde et
(26 Aralık 2005/ İstanbul)
Delicesine bir sevdâdır bu delicesine
Göçmen yüreğimi diyardan diyâra sürüklercesine
Delicesine bir sevdâdır bu delicesine
Doyumsuz aşka doğru adım adım yürürcesine
Delicesine bir sevdâdır bu delicesine
Alev alev ıstırapları sonsuzluğa sürercesine
Limandaki iki yorgun deniz feneri
Göz kırpmaktalar gelip geçen teknelere
Eğlence yerlerindeki fedâiler gibi
kurulmuşlar limanın daracık ağzına
Dâvet etmekteler tekneleri bir bir
limanın anne şefkatindeki yumuşacık kucağına
Malumunuz üzre
Türkiye bir deprem ülkesi.
On binlerce canımızı
Kaybettik bu depremlerde
Yıllar yılı boyunca.
Fay hattı kırıkları
Kış ayvadan bellidir
Daha yeşil renklidir
Bir güzele vuruldum
Nârin ince bellidir
(26 Kasım 2007/İst.)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!