Alev alev yanıyor sensiz günler avuçlarımda
Ah bu yüreğim kızgın çöller misali tutuşmakta
Tek tek vedalaşıyorum seninle geçen zamanla
Kalabalık yalnızlıklar içindeyim bir başıma
Kaynıyor içimde kederler cadı kazanı gibi
Ömür bahçesinde biter hep nice hazan gülü
Bin bir kasvetli gündüzdür sonbaharın son günü
Rüzgâr hüzünlü bir şarkı fısıldar kulağıma
Yapraklar dansını edip düşer gönül ağıma
Bütün ağaçlar soyunmuş hep kalmış çırılçıplak
Hayâtın kaçınılmaz bir gerçeği ölüm.
Ne yaşa bakar ne de mekâna.
Yatırıverir bir anda musallaya
Gün gelir pençe vurur her câna.
(25 Şubat 2007/ İstanbul)
Öldürüyor beni bitmeyen nazın
Sensiz anlamı yok baharın, yazın
Kucağında her gün keskin ayazın
Beklerim hep seni yıllar geçse de
Sana olan sevgim hiç eksilmiyor
Neden kırmızıdır güllerin rengi
Bilir misin yâr bunun sebebini
Çünkü güzelliğini gören güller
Kızarır utancından birer birer
(12 Ağustos 2007/ Balıkesir)
Sen gelince gökkuşağı renginde
çiçekler açardı içimde kucak kucak
En güzel, en hoş kokulu, en nârin
kır çiçekleri misâli renk renk
Yüreğimde sevdânın en tatlı
rüzgârı eserdi ferahlardı gönlüm
Zamanın zemheri koynunda,
binbir teselliyle sevdâlım
avuturken ben kendimi
Sen kim bilir yâr, hangi illerdesin
Sen kim bilir yâr, hangi dillerdesin
Gamlı rûhumun dört bir yanında
Yâr, aşkımız bir roman seninle
Gerisini hiç sorma sen bana
Gerisi hikâye
(13 Ocak 2008/ İstanbul)
Rüzgâr, adını fısıldar kulağıma usulca
Sonbaharın bağrından koparak gelir
Yaprakların dalga dalga hışırtısı
Ağustos böcekleri son mesaisindedir
Geçip giden koca bir yazın ardından
Gözlerim bazen bir bulut arkasında
Bir katre alevdir yârim, aşkla tutuşan gözlerin
İçimde saklarım seni, kalbimde müstesna yerin
Yüreğimdeki sevgiler, tüm okyanuslardan derin
Gençlik çağımın sevdâsı, akar gönlümden gönlüne
Sevmek doyumsuz bir arzu, aşkın olmazsa olmazı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!