Uzun uzadıya Bakmışsın arkamdan, süzmüşsün boyumu posumu,
Bir kalemde silmişsin onca yıllık pusumu.
Yabancı bir dosta anlatırken eski yasımı,
"Dengime göre değil, delinin biri" demişsin.
Evet, deliyim!
## Dört Mevsim, Bin Asır: Oğlumun Kokusu Nerede?
Tam dört yıl oldu...
Dile kolay, yüreğe pranga, ömre ağır bir ceza.
Ben elli yaşımın eşiğinde, her sabah seni doğurmuşum gibi uyanırken,
Senin yokluğun oda oda, köşe bucak üzerime yıkılıyor.
Bu gece yine tırnaklarımla kazıyorum yalnızlığı,
Özleminin o en uçurum, en dibe vuran sızısındayım.
Gözlerimi kapatsam yüzün düşüyor karanlığa,
Açsam, yokluğun bir bıçak gibi saplanıyor odaya.
Zaman dondu, mekan küçüldü sanki,
Sadece sesin değil mesele, sadece suretin de değil...
Ben senin o sessiz varlığındaki sükûneti özledim.
Hani aynı odada, hiç konuşmadan durduğumuz o anlar vardı ya;
Havadaki o ağır yükün kalktığı,
Zihnimdeki tüm fırtınaların dindiği o mucizevi liman...
Gece, içime usulca inen bir sükûnet gibi,
kalbimin en tenha yerine dokunuyor.
Sessizlikte büyüyen bir boşluk var,
adını andıkça derinleşen.
Ellerimi açıyorum,
Geriye dönüp baktığımda koca bir enkaz görüyorum,
Senin gururla izlediğin, benimse içinde can çekiştiğim bir yıkıntı.
Adımlarımı sana uydurmak için kendi yolumdan sapmıştım oysa,
Senin karanlığını aydınlatmak için kendi güneşimi söndürmüştüm.
O beni bitirdi,
Ey gönlümün ortağı, yolumun ışığı,
Sana "ADAMIM" (KADINIM)demek, bütün dünyayı bir kelimeye sığdırmak gibi.
Hani bazı anlar vardır, insanın nefesi göğsüne dar gelir de
Bir bakışınla ferahlar ya ortalık, işte öyle bir huzursun sen.
Seni sevmek, sadece bir duygu değil;
Dizlerinin dibinde yaşlanmaya verilen koca bir söz gibi.
Masada iki kadeh, birinin kokusu yarım.
Sen "keşke" diyorsun, upuzun bir cümlenin en kırık yerinde,
Ben bir harfe sığdırıyorum koca bir vedayı:
"Eyvallah."
Gözlerin geçmişin sayfalarını karıştırıyor,
Ben seni çok sevmiştim ey yar,
Öyle bir sevmek ki; her nefesimde ismini hecelemek,
Her sabah güneşten önce senin hayaline uyanmaktı benimki.
Ben seni, kendi karanlığımda kaybolurken
Seni tek ışığım, tek kurtuluşum sanarak sevmiştim.
.
Bu kabulleniş, bir sarayın çöküşü gibi sessiz,
Bir nehrin yatağını usulca terk edişi kadar derin.
Artık ne yollara dikiyorum gözlerimi
Ne de kapı seslerinde ürperiyor içim.
Zaman o acımasız usta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!