aksam yemeginde ne yiyecegim diye düşünürken
buzdoalbının kapagına yapistirdigim kagitta kuru fasulyenin tarifini gördüm
kagidi elime alıp yazılanları uygulamaya basladim.
1. kurufasulye tencereye bosaltilir. üzerine su eklenerek ocaga konulup pişirilir
2. fasulyeler iyice yumusayıncaya kadar kaynatilir. bir bas sogan ince ince kesilip pembelesinceye kadar yagda kizartilir...
dogru nu yapiyordum yada kagitta yazilanlari yanlis mi okuyordum.
size bunları yazarken tenceredeki su tasti ocagın alevini söndürdü
gidip şuna bir bakayim dostlarım ne hale geldi.
..
tencerenin kapagini açik birakip tekrar geldim
ev arkadasim mustafa yok...olsaydi ona bırakırdım bu tür işleri.
ben gene arta kaln bulasigi yikardim
nerelerdesin mustafa.. dön artik evine
best aç kaldı buralarda.
...
anlasildi.. ben bu yemek işini yapamayacagım.
en kolayı iki yumurta kırmak yada ekmegin üstüne terayag sürüp karnimi öyle doyurmak.
dışarda yiyeyim diyorum ayın sonu ve cepte para yok.
ne yapayım dostlarım
bekarlık mı şimdi bu sultanlık...
dünyanin en beceriksiz bekarı olmaya aday miyim..
...
bana bir kuru fasulye ögretenin kırk yıl kölesi olacagım.
tabi güzel kızların :)
Kayıt Tarihi : 4.5.2010 22:45:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (1)