Sen yüreğimin kuytu köşelerinde,
Acılarımla bezenmiş,
Özlemlerimle bütünleşmiş,
Karanlık gecelerimin hükümdarısın.
Ne kadar çağırsam boş,
Ne kadar haykırsam nafile,
Bu dünyada sen olmazsan yanımda,
Nasıl nefes alır, nasıl yaşarım?
Kubbesiz, direksiz gönül türbem de,
Sensiz nasıl güler, nasıl yaşarım?
Aç, susuz kalsam da senle beraber,
Seni hergün hayalimde gösteren,
Acımasız düşlerime düşmanım,
Unutup maziye gömmek isterken,
Seni ilk gördüğüm güne pişmanım.
Deldi yüreğimi tatlı bakışın,
Dağlar dağlar!
Başım vurup taşlarına,
Gözüm dikip yollarına,
Çıkıp da yamaçlarına,
Hasretlere yoldaş eden dağlar oy,
Oy dağlar!
Bak hey dostum şu karşı ki dağlara,
Duman çökmüş volkan kaynar içinde.
Viran olmuş gazel düşmüş bağlara,
Bülbül ağlar baykuşların içinde.
Gölge düşer yamaçların üstüne,
Her türlü çileyi gördüm dünyada,
Kalmadı hevesim, yok bir muradım.
Çağırıyor toprak beni neyleyim,
Gidiyorum artık ben adım adım.
Yarim dedim yaraladı,
Farzet ki dünyaya hiç gelmemişim,
Farzet ki ben seni hiç görmemişim,
Farzet ki ağlayıp ne de gülmüşüm,
Böyle de yaşamak mümkün değil mi?
Dağlara haykırdım ses vermediler,
Yalan dünya senden aldım dersimi,
Kabına sığmayan ne kullar gördüm.
Varlığa güvenip devran sürerken,
Düşüp de sürünen ne kullar gördüm.
Tacını, tahtını yıkılmaz sanıp,
Ne yıllar yaşadım biliyor musun?
Sen gittin gideli, hep senle sensiz.
Koparıp attın da sahte sevgini,
El ele dolaştım hep senle sensiz.
Mazi asi nehir, akıp geçiyor,
Bu gönlüm kaç kere sevda yolunda,
Vurgun yedi yine de uslanmadı.
Ummanlarda bir tek liman aradı,
Dalgalardan bir liman bulamadı.
Söndü içimdeki aşkın ateşi,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!