Asil bir milletin meçhul neferi,
Titretir cihanda bastığı yeri,
Olsa da gidişi bu son seferi,
Kimse döndüremez şanlı askerim.
Tarihin sırtına basarak geldi,
İstanbul, İstanbul güzel İstanbul,
Gel seninle şöyle bir tura çıkalım,
Dolaşalım asırları, çağları,
Seni görenler var, bilmeyenler var,
Birlikte oturalım, devirelim dağları.
Milattan öncelere dayanır kökün,
Yeşil gözlü benli dilber,
Vermiyorsun hiçbir haber,
Ayrı koydu bizi kader,
Hasretinle yaşıyorum.
Sevdan yüreğimde nehir,
Bir vapur çığlığında,
Martıların sesinde,
Özlediğim hasretsin,
Sevda gönüllü gurbet.
Unutulduğum kadar,
Unuttum adını eller gibisin,
Dalında kurumuş güller gibisin,
Aşkından tutulmuş diller gibisin,
Şimdi hangi yaban gönüllerdesin.
Seni son gördüğüm bahar mı neydi,
Yüce mevlâm bunca varlık yaratmış,
Hepisinde bin bir türlü sır gizli,
Aydınlık Dünya'yı gece karartmış,
Gecelerde bilinmeyen sır gizli.
Kuru dalda yeşil yaprak var olur,
Beni alıp deryalara salan yar,
İçerimde çare bulmaz yaram var,
Genç yaşımda gönlüm oldu ihtiyar,
Şu Dünya'da senden başka kimim var,
Kararımız böylemiydi nazlı yar.
Senelerdir gülmedi şu ayrılık,
Ne gözümde yaş bıraktı,
Ne yüreğimde derman,
Böylemi geçip gidecek,
Ömür denen zaman.
Akşam olup kızıl güneş çökende,
Yar hasreti şu boynumu bükende,
Umutsuz hayaller beni yıkanda,
Yanımda sen varsın unutma bunu.
Yeşil gözlerine güneş vuranda,
Sırdaşım bir sazım birde Allahım,
Yüreğimi kor ateşte dağlarım,
Gönül pınarlarım durmaz çağlarım,
Irmak ırmak nazlı yari ararım.
Ne bu gün, ne yarın gelsen faydasız,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!