Mor dağlara yaşlanır şimdi bizim gadalar
Yayılır Koyun kuzu derelerden sedalar
Avuçlarda çiçekler bir suyun sızıntısı
Eser umudun yeli gözlerde kırıntısı
Kolkola vererekten uludağlara bakış
Çoruh vadi içinde akıyor nakış nakış
Bunaldım dört duvardan beton yığıntısından
Tabiat olsun odam her can sıkıntısından!
Çiçek kokan rüzgarlar dağıtsın saçlarımı
Güneş yedi rengiyle buluttan taçlarımı
Şimdi dağlar zamanı kurt, kuş her şey elele
Ruhum kelebek gibi uçuyorken dil dile
Rüzgara ses verip sonsuz güfteyle
Şimdi olmak vardı kaval elinde
Köyümü anlatan mahur besteyle
Şimdi olmak vardı aşık dilinde
Mavi bulutlarla yarışa kalkıp
Kaf Dağı’na yolculuk bir erdem ülkesine
Küllerinden diriliş uyup yürek sesine
Umut dağlar ötesi uyunca feryadını
Bakarım ötelere bir derviş edasıyla
Yüreğim inilderken kuşların sedasıyla
Nefsi emmare varken ağlarım gecelere
Umudum şafaklarda varır mı yücelere?
Haykırsam derviş gibi dağların ötesine
Bütün mahlukat koşup gelse Allah sesine
Hayat kimine kolay kimine dertle elem
Karmaşık duygularla akıyorken her alem
Kimsesizlerin yurdu kucak açan sokaklar
Çıkmaz denilen dehliz karanlığı kucaklar
Uyarı verir doğa yeter artık der gibi
Son buzul erimeden felaketi gör gibi
İnsanoğlu hırs küpü yıpratırken doğayı
Kirletti bulutları sis kapladı semayı
“İdlip Katliamının ardından”
Ey gecenin yarısı! Suriye çöllerinde
Küfür tek millet olup ölümse ellerinde
Bir zalimin hırsıyla kimyasal silahlarla
Vuruldu çoluk çocuk sessizlik eyvahlarla
Renkler düşer güneşten yaprakların üstüne
Sonbahar albenisi olgunluk yansır güne
Tatlı bir hüzün akar serinleşen havaya
Güneş solgunlaşarak döner mehtaplı aya
Kısalan günler ile uzar gecenin rengi
Sonbahar albenisi soğuyan sular cengi
Bu sonbahar gününde garip bir hissiyatla
Yaşıyorum böylece kaderdeki hayatla
Hayat güzel olsa da içimde bir gariplik
Uçurumlar ötesi kapkaranlık bir diplik
Sonbahar kırıntısı yansıyor gözlerime
Melankoli boyutu deruni sözlerime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!