Göklerden feyz alanlar, seraba kapılır mı?
Acayip figürlerle
Arkaik söylentiler kazılmış mabetlere;
Tanrılar yuvalanmış, görkemli saraylarda
Asırlarca lanetli soyları kutsanmıştı.
Arazi arpalıkları
Kitleler firavunların paryası olacaktı.
Fanatik kafileler, seferlere koyuldu
Güneşin ağardığı memleketlere doğru.
''Uhrevi'' yetkilerle
Cenneti vadederken, Roma’nın rahipleri
Hurafeler, masallar bezenip pazarlandı
Arifler afallarken, keşmekeş başlatıldı.
Simsarlar göz kırparken, kuvvet devşirenlere
Çöllerde, savanlarda tedhiş başlatılmıştı
Devasa Afrika'nın müflis kabileleri
Ateşli silahlarla
Köle tacirlerinin insafına kalmıştı.
Çoktu meziyetleri
Hazineleri dolmalı
Beyaz adam dünyanın hakimi olmalıydı
Azılı orduların talimleri hızlandı.
Okyanus ötesinde ‘’tarih yazacaklardı ‘
Kayıp uygarlıkların yeşerdiği topraklar
Kızıla boyanmıştı.
Vahşete yenilirken, günahsız kavimleri
Masumiyetten yana numune kalmamıştı.
Ahali bekliyorken Mehdinin dönüşünü
Ortadoğu nifakla kamplara bölünmüştü.
Ebu Cehilden miras, kumpaslar, ihtiraslar...
Çete elebaşları, hükümran olacaktı.
Pervasız savaşlarla
Enkaza dönüşürken, en kadim şehirleri
Yağmacılar tedricen kurşun yağdıracaktı.
Arazi yudumlarken kan ve göz yaşlarını
Bezirganlar tutmuştu, tüm köşe başlarını.
Hakk'ın terazisinde
İnsanlık susamışken adalete, barışa
Siyasi kalpazanlar, taşeronlar aklandı.
Mahşer gününe kadar gerçekler saklanır mı?
Kayıt Tarihi : 20.03.2026 20:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!