Bu akut bir yorgunluk değil,
Bahar vurgunu salgınından nasipleniş hiç değil,
Ne bitmiş mevsimlerin mutsuzluğudur sebebi
Ne deli çağın akışkan kanındadır bekleyişimin kızıl rengi.
Homeros’a sorma
O, tül perdeler kadar yorgun olmayı zaten hiç bilmedi.
Yurtsuz bir ağaca
Merhaba dedi diye
Çöle mahkûm edildi
Sarayın zarif nadide çiçeği
Surları aşındırılıyor
Görüş günü
Ya gelir ya gelmez
Belli olmaz
Bilirim
Bir gelse beş gelmez
Beş bekler
ay akdenize batarken deniz suskunsa yaz gecelerinde de sular titrer
Derse giren şiir
Bilmem kaç milyon insan,
Bilmem kaç milyon dert,
Dağılmış zerre zerre
Ufkunda İstanbul’un
Gri solumada ciğerler
Aşk karışımında
Sevİlen olmaktan seven olmaya geçişimle
Başladı
Dalgın bakmalarım
“Nerelere gittin gene? “ diyenlere gülümseyip
“Buradayım” yalanını kıvırmaya çalışırken
CUMHURİYETİN GENÇ KIZI MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ
Ne kadar ince bir hesapla başlamıştı aklımda bu buluşma.
Dünyaca ünlü (dünyaca çok ünlü olması gereken) bu mücevher gibi kıymetli araştırmacı yazar ve belki de tarihin ilk hatta tek Sümeroloğu 1914 doğumlu cumhuriyetin genç kızı ile buluşabilir miydim?
Buluşmak sözü benim isteğimi karşılayacak bir söz değil tabi ki. Ben uzun bir zamanı kendisi ile geçirebilmenin bir yolunu bulmak peşindeydim.
Bu randevuyu alabilmek için birçok örgüt, kuruluş, imza günü etkinliklerinin çalışmalarını takip ettim.
Dingin dursa da
Coşacaktır nasılsa
Şiirlerim uykuda
Uyanmazlar umarım
Olmayacak zamanda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!