Talih Denen Çark Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4349

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Talih Denen Çark

Bozma ritmi figürüm şaşar,
Oynayan ruhum engeller aşar,
Pistte incitirsen kalmaz izim,
Rakkas adımlarım dağdan taşar.
*
Cellat çağırmana lüzum biter,
Ettiğin zulümler ecel biçer,
Kopuş vaktimizi seziyorum,
Bedenim kıvrak zehrini içer.
*
Uzak illerdeki o anlardan,
Koptuk şen şakrak tatlı zamandan,
Selam yollamayan o arsızlar,
Silinmeli bu çalan darbukadan.
*
Kayıp saatlere çekeriz pürüz,
Hiçliğe sallanan soluk yüz,
Talihsizlik sardı gövdemi heyhat,
Zirvede parlayan tepeler dümdüz.
*
Seçilen tebessüm değiliz yoldaş,
Dersimi çıkarttım akıyor gözyaş,
Rotamı çevirdim ıssız deryaya,
Yüz engine doğru dalgaları aş.
*
Kanatlanıp uçan serseri kurnaz,
Tebessüm eyleme neşesi ayaz,
Aklını çelersin yaban ellerin,
Kıskanır nağmeler tutulur palaz.
*
Karşıla gönder dönüyor devran,
Misafirhanedir çalan tütsü şamdan,
Selamla yolcuyu yuvaya su dök,
Bütün beklentimi süpürsün vicdan.
*
Ufak pırıltımı tükettin zalim,
Susturdum şefkati laldir ahvalim,
Tınısı duyulmaz şarkımın gayrı,
Saklıya gömüldü coşkulu halim.
*
Kusurlu cisme hedef kurmuşum,
Yüreğe atarak kalpten vurmuşum,
Sayısız avazla tutku anlattım,
Tek seda vermedin, boşa sormuşum.
*
Sesinin kıtlığı ziyan eyledi,
Çözdüm bilmeceyi dilim söyledi,
Konuşmamak demek kıymet vermemek,
Dilsiz dudaklar o ruhu peyledi.
*
Tebessümünü göğsüme işledim,
Sahte yarenleri tek tek dişledim,
Cüzdanda şıngırdayan madenleri,
Hileli sevdalarla şişledim.
*
Tutku zanaati canlar almaktır,
Sendeki marifet kurban çalmaktır,
Bedenim pürneşe coşkuya gebe,
Üstünlük kavgası dışta kalmaktır.
*
Sadece tebessüm peşindeyim oy,
Galip çıkma hırsını çöplüğe koy,
Kimi süzüşler dinginlik aşıyor,
Gözlerin sularından arınır soy.
*
Neşeli maskeyle yürüyoruz an,
Kıvırıp oynayalım çal udi şaman!
Ruhumda patlayan boranları say,
Zekan yetmez bulamazsın derman.
*
Paha biçilmez o şen kahkahamı,
Vuslata bağladım ince pahamı,
Beklerim teşrif edeceğin anı,
Karşılamaya sunsam o selamı.
*
Bağrımı sonuna dek aralasam,
Safa getirdin coşkuyla paralasam,
Ağırbaşlı yiğidin zevcesine,
Göz koymak alçaklıktır karalasam.
*
İnsanlığın defterinde yazılmaz,
Bereler geçmedi kabuk kazılmaz,
Kanıksadım sızlayan koca ize,
Şefkat maskesi takanlar anılmaz.
*
Uçuş tüylerini yolar savurur,
Hastalıklı bedeni pir kavurur,
Devası bulunur tendeki o ur,
Zayıf tabiata derman ne durur.
*
Ahlaksız olana bulunmaz ilaç,
Yanaşmak istedikçe oldum muhtaç,
Mesafeler koydun sırrın nedir sır,
Söylemedin beynim atılmış hallaç.
*
Şefkat eziyetmiş dillerde türkü,
Onayladın bizzat giydim o kürkü,
Uçan yaren bulunmaz mazi çölde,
Kovduğum sahtelerdir çürük ülkü.
*
Yolladım onları sildim izleri,
Gönülsüz sayar sahte krizleri,
Niyet eden yollar inşa eylermiş,
Tutku ortasında özledik bizleri.
*
Bağlılıkta özlem tüter dumansız,
Yazgı tasa karışır amansız,
Uyku tutmaz güneşi doğdururum,
Gündüz bitmek bilmez vakit zamansız.
*
Ucu bucağı meçhul patikadan,
Adımladık bitmedi koptuk kayadan,
Dere tepe aştık mecalsiz kaldık,
Dizler büküldü düştük yayladan.
*
Değer verdikçe silinir kıymetin,
Boşlamak gerekir kalsın hürmetin,
Üstüne titreme yele savur geç,
Kusursuz saraylar olsa ziynetin.
*
Seni sarmalayacak şefkat eksikse,
Zenginlik dediğin sırttan yitikse,
Uğurladım yolcuyu kalktı tren,
Kimsesizliğim taşta bir çentikse.
*
Gurur yaptım kıyıda durup bekledim,
Başkalaştım lakin ıssız tekledim,
Kıvırmalar hissizlikler riyalar,
Tütünden betermiş zehir ekledim.
*
Tutkum olmadın kazdın mezarımı,
Toprağa gömdün şenlik pazarımı,
Ortası bulunmaz meftun hissin,
Tümüyle alırsın boz yazarımı.
*
Geride kalan güzergah çizilmez,
İkimiz tektik ahmakça sezilmez,
Taş zihnine vurmalıyım gerçeği,
Bırakmanın acısı zor dizilmez.
*
Evrende asıl güç olan terk etmektir,
Bağrına taş basıp dilsiz yitmektir,
Eledim irdeleme o son faslı,
Şahanelikleri zehir etmektir.
*
Neşeli sahneme giren asalak,
Nereden sızıyor böyle kör salak,
Görme duyumu körelttim epeyce,
Zihnimden sildiğim vakit infilak.
*
Dünyanın sonudur mahşer çığlığı,
Kapanmaz ruhumun kara sığlığı,
İnanmakmış asıl sarsıcı fiyasko,
Şefkat devirmez yıkılmaz sağlığı.
*
Kalabalık hanede büyüdük şen,
Ebeveynden tokat tatmamıştı ten,
Dışarıda kopan kaba fırtınalar,
Uydurma efsane gelirdi birden.
*
Efsunlu hikaye sanırdık toyca,
Hakikat ötesi sanki tam boyca,
İlahıma iri laflar mırıldandım,
Tutku istedim avazımca soyca.
*
Doğrusunu ummayı kökten unuttum,
Bağışladın minnetle elde tuttum,
Kirpiklerime batırdım dikeni,
Kendi belamı bağrımda uyuttum.
*
Sadakati satmadık ıssız durakta,
Lakin ıstırap bitmiyor sokakta,
Kafi gelse çile dolsa mühleti,
İletişim kopuk kaldı uzakta.
*
Elden gelen çaba sıfıra iner,
Demli içecekler kederi yener,
Gözyaşı dökerek sızlanmam gayrı,
Talih denen çark sanma ki döner.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 09:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!