Dedim ayın ondördü yüzün gönlüme ateş düştü,
Dedi beyhude bekleme gafil, ümidin suya düştü.
Dedim zülfün ipekten kemend imiş, boynuma düştü,
Dedi beyhude el değme gafil, canın idama düştü.
Dediler bal, kaymak yedin mi?
Dedim yârimin dilini bilirim.
Dediler irem cennete girdin mi?
Dedim miski amber sinesini bilirim.
Dediler gurbet ele vardın mı?
Dedim yâr hasretini bilirim.
Yâr, yar,
Yarıp yarala yar,
Sanma ölürüm bu yaradan yar,
Mazlumun sahibi Yaradan yar,
Söyle yar, yaralar kime yarar?
Pişmanlık esiri olduk dünlerimizin,
Yasaklısı olduk düşlerimizin,
Mecburu olduk bugünlerimizin,
Kader mahkumuyuz yarınlarımızın,
Felek rüzgarında savrulan hayatımızın
Figüranıyız. Ölüp gideceğiz yaşamadan ansızın
Yaş düşer yaş düşer
Dağ, taşa yaş düşer
Dünyanın bin hali var
Göz, başa yaş düşer.
Güneş doğmadan yola çıktık,
Çıkınımızda çökelek, soğan katık,
Dereyi geçtiğimiz delik eski kayık,
Bakıp hor görme üstümüz yırtık,
Oğlan okusun diye davar sattık,
Kadere rıza imandandır,
Asi olan küffardandır,
Yoksa kara bahtımı yazan
Kara gözün, kaşların mıdır?
Emreylemiş Mevla sabrı,
Baht yıldızıydım senin için,
Yazık, kıymetimi bilemedin.
Talihini yıkıp bedbaht ettin,
Yazık, kıymetimi bilemedin.
Kül gibi savurdun kalbimi,
Yeddi düvel yeddi hisseye girdü
Türk boğasın kurban etmek içün,
Tutıp sığtı boğazın, devirdü,
Kesüp al kanın ağıtmak içün,
Yeddi parçaya bölüp budun
Her bir parçasın yemek içün
Mustafamı aldı Yemen,
Gözümü sardı kara duman,
Başıma mezar oldu Keydan,
Felek solsun bağın, bahçen.
Düzde sıra sıra neferler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!