sen yağarsın
gözlerim bakar
yüreğim üşür
tane tane düşersin
geceme
sende bu şehre ayakbastın,
sabahın şafağında.
uyanmamışken henüz geceden martılar,
çıkageldin kentin hârına.
soğuktan düşen ilk kırağı
eskiden kar yağardı başımıza,
yanardı ocaklar
başına tünerdik
birbirimize açılırdı kucaklar
şimdi kar yağıyor başımıza
Kaşiçera-I
şehrime sürgün yasaklardasın kaşiçera,
uzak kentlerin mahzenine hapsedilmiş perçemin,
sokağında müfreze gezer hançeri kınında,
celladınla baş başa dört duvara mahkûm.
parmaklarda döllenerek koyulaşan kehribar
doksandokuzluk voltayla eşelim
tuzaklarla döşenmiş taşlı yolları
içimizde harlanmış kesik yaralar ile
kalk hu diyelim
gülümsemeler terketti şerha dudaklarımı
karanlıktan sesleniyorum
gölgelere
nerede yusuf
nerede çöl
nerede susamış o kervan
şer mahzeninde
içimde soğuk bir ölüm
bir eylül akşamından
hüzünler sararmış dökülüyor kara toprağa
yaz mevsimi çoktan hicret etti
ağlasam yane yane
dert olsa bahane
koşup sana gelsem
kime ne…
dilesem aşkı makamından
sünnetsiz kelimelerin ürediği toprakta
dökülen her kıymık battı ciğerlerime
fahişelerin seviştiği ne idüğü belirsiz
tapınak şövalyeleri türedi
ar düştü tarihin yüzüne
taş kalpler kesti yolumu
kaderin intikamıydı belki
hangi şefkatin vebaliydi
bana kafa tutan
giderken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!